SOFA?daki Türkiye


SOFA?daki Türkiye

ERDAL GÜVEN


Yorum / 23/11/2008

ABDile Irak hükümetleri arasında imzalanan ?çekilme anlaşması? (SOFA) hem bir bütün olarak hem de bazı maddeleri itibarıyla Türkiye?yi de yakından ilgilendiriyor.

ABDile Irak hükümetleri arasında imzalanan ‘çekilme anlaşması’ (SOFA) hem bir bütün olarak hem de bazı maddeleri itibarıyla Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
Bir bütün olarak bakıldığında, anlaşma, Irak’ın normalleşme sürecinin önemli bir parçası. SOFA, her şeyden önemlisi ABD işgalinin sona ermesini ve merkezi hükümetin askeri açıdan tüm ülke çapında hâkimiyet kurmasını öngörüyor. Bir-iki yıl öncesine kadar parçalanabileceği, üçe bölünebileceği, uluslararası terörizmin üssü olabileceği ve ABD işgalinden sittin sene kurtulamayacağı ileri sürülen bir ülke açısından umut ve cesaret verici bir anlaşma var ortada. Söz konusu felaket senaryolarının kara kara düşündürdüğü, zihnini meşgul edip enerjisini tükettiği ülkelerin başında Türkiye geliyor. SOFA, Ankara’nın Irak’a ilişkin vizyonu ve stratejik hedefiyle uyumlu bir anlaşma.
İkinci olarak anlaşmanın tek muhatabı, merkezi Irak hükümeti. Bölgesel Kürt Yönetimi’yle ayrı bir düzenleme yok SOFA’da. Bu da Ankara’nın, artı hanesine not edebileceği bir yaklaşım olsa gerek.
Üçüncüsü, anlaşmaya daha ziyade İran’ı yatıştırmak amacıyla konulan düzenleme; yani Irak’tan başka bir ülkeye saldırı yapılamayacağı. Anlaşma, Irak topraklarının, hava sahasının ve karasularının üçüncü bir ülkeye karşı girişilecek herhangi bir saldırıda kullanılmasını yasaklıyor. Belirttiğim gibi, aslında, Irak’taki nüfuzu itibarıyla, anlaşmaya itirazlarını asgariye indirebilmek için İran düşünülerek getirilmiş bir madde bu. Ancak, Ankara’dan bakıldığında, pekâlâ PKK’nın Türkiye’ye yönelik Kuzey Irak merkezli faaliyetlerine karşı yeni bir yasal güvence olarak değerlendirilebilir.
Bunlar hiç kuşkusuz Ankara’yı memnun edecek düzenlemeler. Ama anlaşılan o ki SOFA’da Ankara’nın keyfini kaçıran bir madde de var. O da şu: Ocak 2009’dan itabaren Irak hava sahasının denetimi de tamamen merkezi hükümetin yetkisine geçecek. Malum, halihazırda Irak hava sahası ABD’nin denetiminde. Dolayısıyla, TSK’nın bir süredir rutine bindirdiği Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik hava harekâtlarında yılbaşından itibaren izin mercii Irak hükümeti olacak.
Ankara, uzun yıllar boyunca Kuzey Irak’a tamamen asker gözüyle, güvenlik prizmasından baktı. Bu bakış, yerel Kürt liderlerin zaman zaman oportünist, zaman zaman popülist söylem ve icraatıyla birleşince Ankara ile Kuzey Irak’taki yerel yönetim arasında rasyonel bir ilişki kurulamadı.
Son geniş kapsamlı askeri harekâtın ardından, ABD’nin araya girmesiyle, Ankara PKK’yla mücadele bağlamında Bölgesel Kürt Yönetimi’yle ilişkilere çekingen adımlarla da olsa bir siyasi boyut da katmaya başladı. Geçen temmuz ayında Ankara’da imzalanan ‘Irak ’la Çok Boyutlu İşbirliği Anlaşması’yla sürece resmi bir çerçeve de çizildi. Arada, bir dönem ‘bir numaralı devlet düşmanı’ ilan edilen Barzani’yle diplomat düzeyinde de olsa yüz yüze görüşme yapıldı. Son olarak çok boyutlu işbirliği kapsamında kurulan üçlü komite (Türkiye-ABD-Irak) geçen hafta Bağdat’ta ilk toplantısını yaptı...
Bu süreç, Türkiye’nin Kuzey Irak politikasında bir rasyonelleşmenin kilometre taşları. Elbette, daha kat edilecek çok yol var. Irak’ta federasyon gerçeğini kabullenme, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin adını koyma, Barzani’yi siyasi bir muhatap olarak görme gibi...
Şimdi SOFA’yla Irak’ta yeni bir dönemin başlaması söz konusu. Ankara, nihai tahlilde, Irak’ın normalleşmesinin askeri ve güvenlik boyutunu düzenleyen SOFA süreciyle, kendi Kuzey Irak politikasını rasyonelleştirme sürecini pekâlâ paralel ele alabilir.
Yeter ki, eski politika nüksedip, SOFA’ya da tamamen ‘hava sahası’ndan bakmasın...