YENİ ÇIKANLAR


YENİ ÇIKANLAR

 


Radikal Kitap / 31/07/2009

ECİNNİLER’İN GÖLGESİNDE
Yeşim Dinçer,
Yordam Kitap,
inceleme,
190 sayfa

Roman ve öykü eleştirileriyle kitap tanıtım yazıları çeşitli dergilerde yayımlanmış Yeşim Dinçer ‘Ecinniler’in Gölgesinde’ başlıklı kitabında, dünya edebiyatının çığır açan eserlerinden, Dostoyevski’nin ‘Ecinniler’inin gölgesinde yazılan, bu eserden etkilenen Türk romanlarını inceliyor. Orhan Pamuk’un ‘Kar’, Leyla Erbil’in ‘Mektup Aşkları’ ve Kaan Arslanoğlu’nun ‘İntihar’, romanlarının Dostoyevski’den açık etkiler taşıdığını söyleyen Dinçer, bu yazarların nereden ve hangi dertlerle yola çıkarak eserlerini kaleme aldıklarını irdeliyor. Dinçer’in bunu, Dostoyevski’nin karakterlerini, kurgusunu, yaşamını ve polemiklerini de hatırda tutarak yapması, çalışmayı nitelikli kılan hususlardan.

LAZ KÜLTÜRÜ
Kâmil Aksoylu,
Phoenix Yayınları,
kültür,
486 sayfa

Kâmil Aksoylu, Türkiye’de Lazca yayımlanan ilk dergilerden olan Ogni’nin yayın çalışmalarına katılmış isimlerden. Kendisinin, kaynağı alan araştırmaları olan bu çalışması ise, Laz kültürüyle ilgili kapsamlı bir eser olmasıyla dikkat çekiyor. Kitap dil, alfabe, tarih, edebiyat, mutfak, halk inançları, yaşam ve gelenekler gibi, Laz kültürünü çok yönlü bir biçimde işleyerek, kuşkusuz bu alana önemli bir katkıda bulunuyor. Kendisi de Arhavi doğumlu olan ve Türkçeyi ilkokulda öğrenmeye başlayan Aksoylu, 1993 yılında başlayan Laz Kültürel Hareketi içinde de bulunmuş. Yazarın o dönemdeki çalışmalarına dayanan kitap, Laz yaşamı ve kültürünü, sözlü kaynaklardan da yararlanarak inceliyor.

VİLLA MEÇHUL
Tom Robins,
Çeviren: Şebnem Kaptan Göktaş,
Ayrıntı Yayınları,
roman, 249 sayfa

‘Parfümün Dansı’, ‘Sirius’tan Gelen Kurbağa’ ve ‘Dur Bir Mola Ver’, Amerikalı romancı ve öykücü Tom Robins’in Türkçede daha önce yayımlanmış kitapları. Robins, Uzakdoğu mitolojisiyle renklenen elimizdeki romanı ‘Villa Meçhul’de, Vietnam savaşından sonra kayıplara karışan üç askerin yaşadıklarını hikâye ediyor. Uyuşturucu ticaretiyle geçimlerini sağlayan askerlerden birinin, günün birinde yakalanması, üç kafadarın hesaplarını alt üst edecektir. Robins, karakterlerinin maceralarına, kocaman bir göbeği ve genital organları olan yarı tanrı, yarı hayvan Tanuki ve gösteri sanatçısı Lisa Ko gibi özgün karakterleri de dahil ederek kurgusunu zenginleştiriyor.

ADRİANOPOL’DEN EDİRNE’YE
Aziz Nazmi Şakir-Taş,
Boğaziçi Üniversitesi Yayınları,
tarih,
326 sayfa

Aziz Nazmi Şakir-Taş ‘Adrianopol’den Edirne’ye isimli elimizdeki eserinde, 14. ve 16. yüzyıllar arasında, Edirne ve civarında, Osmanlı bilim ve kültür muhitinin oluşumunu inceliyor. Osmanlı kültürünün, oluşum safhasının büyük bir kısmını Edirne ve civarına borçlu olduğunu söyleyen Şakir-Taş, eserinde ilk olarak, Edirne’nin Bizans dönemini ele alıyor. Kitabın ikinci bölümü, Rumeli’nin Osmanlılar tarafından iskânını mercek altına alıyor, üçüncü bölüm de, Edirne ve civarında kurulan eğitim ve bilim müesseselerini inceliyor. Yazar kitabının son bölümünde ise, Edirne ve civarında Osmanlı bilim muhitinin oluşmasında emeği geçen bilim insanlarını ve eserlerini anlatıyor.

BİR SONBAHAR AKŞAMI
Sait Faik Abasıyanık,
Yapı Kredi Yayınları,
öykü,
126 sayfa

‘Bir Sonbahar Akşamı’, usta yazarımız Sait Faik Abasıyanık’ın seçme öykülerini bir araya getiriyor. Türkiye hikâyesinin temel taşlarından Sait Faik’i gençlerle tanıştırmayı amaçlayan bu seçmeler, yazarın 100. doğum yıldönümünde yayımlanan ve sağlığında basılı gördüğü bütün kitaplarını bir araya getiren ‘Öyle Bir Hikâye’den yararlanılarak, Raşit Çavaş tarafından hazırlanmış. Yazarın sağlığında yayımlanmış dokuz hikâye kitabından seçilen hikâyelerin dokuzu, aynı zamanda Sait Faik’in o kitaplara adını vermiş hikâyeleri. Elimizdeki seçme, asıl ününü yirmili yaşlarda yazdığı öykülerinin Varlık dergisinde yayımlanmasıyla sağlayan Sait Faik’in en iyi öykülerini genç kuşaklara sunuyor.

YENİLGİCİLİK VE ENTERNASYONALİZM
Vladimir İlyiç Lenin,
Derleyen ve çeviren: Ferit Burak Aydar,
Agora Kitaplığı, siyaset, 328 sayfa

Ferit Burak Aydar’ın derlediği ve çevirdiği ‘Yenilgicilik ve Enternasyonalizm’, Validimir İlyiç Lenin’in bu iki konu hakkındaki yazılarını, mektuplarını ve konferans konuşmalarını bir araya getiriyor. Aydar’a göre Lenin, “yenilgicilik” ya da “bozgunculuk” sloganlarıyla, temelde, emperyalist savaşta işçi sınıfı açısından kendi ülkesinin (zaferindense) yenilgisinin ehven-i şer olduğunu ve askeri yenilgilerin söz konusu rejimi zayıflatarak devrimi kolaylaştırabileceğini anlatmak ister. Elimizdeki kitapta, Lenin’in hem “yenilgicilik” hem de “proletaryanın devrimci enternasyonalizmi” konularındaki görüşleri sunuluyor.

ŞIK & TUTUŞMUŞ GÖNÜLLER
Hüseyin Rahmi Gürpınar,
Çevrimyazı ve yayına hazırlayan: Emre Taylan, Everest Yayınları, roman, 457 sayfa
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın

bütün eserlerinin elimizdeki sekizinci cildi, yazarın ‘Şık’ ve ‘Tutuşmuş Gönüller’ isimli romanlarını bir araya getiriyor. Bu eserlerden ilki 1889, diğeri de 1926 yılında yayımlanmıştı. Hüseyin Rahmi, ‘Şıpsevdi’ romanının kaynağı olan ‘Şık’ta, Tanzimat romanının gözde tiplerinden birini okurlara sunuyor. Bu karakterin hem gülünç hem de acınacak halleri, romanın çerçevesini oluşturuyor. Hüseyin Rahmi’nin diğer eseri ‘Tutuşmuş Gönüller’ ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden karakterleri tasvir ediyor. Orijinal metniyle yayımlanan bu romanların sonunda, bir sözlük de bulunuyor.

BENİM YAPAMADIĞIMI YAP
Yavuz Özdem,
Şiirden Yayınları,
şiir,
128 sayfa

‘Benim Yapamadığımı Yap’, Yavuz Özdem’in seçme şiirlerini bir araya getiriyor. Kitapta ayrıca, Özdem’le yapılan bir söyleşi ve şiiri hakkında kaleme alınmış bir yazı da bulunuyor. ‘Aşk Atları’ şiirinden bir alıntı: “bir odanın kırkıncısında ayva sarı/ çürük üzüm kokar naftalin geç kalmışlıklarda/ bütün belkilerin geçit resmi/ göze çarptığıdır kapalı kutuluğun çeyiz sandıklarında// bir odanın kırkıncısında dördümüz/ kardeşliğin gemilerine binmiş/ küçük vilayet pencerelerinden/ şimdi sakal bıraktığıdır ahbaplığın// kilitlendiğidir o odaların suya düşmüşlüğünde/ bitirememişliğidir o suyu ineklerin/ açtığıdır kavurma bıçağı saplı o gülün/ bütün masallarımda turuncu (...)”

ROMANİSTANBUL: ŞEHİR, MÜZİK VE BİR DÖNÜŞÜM ÖYKÜSÜ
Özgür Akgül,
Punto Yayınları,
inceleme, 223 sayfa

Özgür Akgül ‘Romanistanbul’da, Türkiye müzik piyasası içinde vazgeçilmez bir yeri olan Roman müzisyenlere odaklanıyor. Yazar, müzikal geleneklerin üreticisi ve taşıyıcısı olan Romanların, genelde “isimsiz kahramanlar” olarak kalmalarını irdeliyor ve onların müzikal çıkışlarının toplumsal ve tarihsel olarak kurulan alışılagelmiş Roman algısının sınırlarına neden sıkıştığının yanıtını arıyor. Akgül bunu da, tarihsel süreçte Roman toplumu ve Roman kimliğini ve Türkiye müzik piyasasının yakın tarihinde Roman müzisyenlerin rolünü analiz ederek yapıyor. Kitapta ayrıca, tanınmış müzisyenlerle, bu konuda yapılmış söyleşiler de yer alıyor.

ÖYKÜLERDEN YANSIMALAR: V. GİLA KOHEN ÖYKÜ YARIŞMASI
Gözlem Yayıncılık,
öykü,
367 sayfa

‘Öykülerden Yansımalar’, bu yıl beşincisi düzenlenen Gila Kohen Öykü Yarışması’nda jüri üyelerinin ödül ve mansiyona layık gördüğü öykülerden oluşuyor. Yarışmanın jürisi Feridun Andaç, Liz Behmoaras, Stella İlyazer, Tülay Gürler ve Mario Levi’den oluşuyordu. Kitapta öyküleri bulunan isimler şöyle: Ercan Y. Yılmaz, Hayati Çitaklar, Melahat Yıldırım, Ali Çağlar, Eşref Karadağ, Haydar Eren Akın, Hande Baba, Demet Çaltepe, Zeynep Çolak, Önay Eriş, Nil Güney, Çetin Kalman, Eşref Karadağ, Bensu Kaya, Selahattin Kibar, Vivian Kohen, Alberto Modiano, İbrahim Şaşma, Özgür Taburoğlu, Atiye Güner Tümüklü, Melahat Yıldırım, İvon Siva, Berk Diler, Giray Türkmen, Rafi Kohen ve Aylin Çiprut.

GÜNEŞ DE DONDURUR
Kadife Şahin,
Kalkedon Yayıncılık,
şiir,
88 sayfa

‘Güneş de Dondurur’, gazeteci Kadife Şahin’in ilk kitabı. Şahin’in ‘Yalnızlık’ isimli şiiri şöyle: “sırılsıklam etmiş yalnızlık/ gözlerim mahsun bakar/ dudaklarım aralanır/ sinsice umutlanırım/ galiba yeniyorum yalnızlığı/ ağlamayı yasakladım/ kendime// yalnızlıktan ölünebilir/ ıssızlık vuruyor derinden/ vaatlerimiz çok birbirimize/ çokuz hep beraberiz/ yalnızız yine de// sürgünüm konuşmaya/ depremler oluyor/ patlıyorum/ eyvah yalnızım// ağlamayı yasakladım/ kendime/ susuyorum/ anlayın/ vaatlerimiz çok/ çokuz hep beraberiz/ yalnızız yine de// fena vuruyor yaşlar içime/ ağlamayı yasakladım kendime/ hem nasıl/ dört nala deli gibi/ çokuz hep beraberiz/ mutsuzuz yine de”

MERKEZİLEŞME SÜRECİNDE BİR TAŞRA KENTİ: MARDİN
İbrahim Özcoşar,
Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, tarih, 220 sayfa

İbrahim Özcoşar ‘Merkezileşme Sürecinde Taşra Kenti: Mardin’de, Türkiye’nin güneydoğusundaki önemli kentlerden Mardin’i tarihi, siyasal ve ekonomik yönlerle inceliyor. 16. yüzyılda Osmanlı’ya bağlanan kenti 1800-1900 zaman aralığında ele alan Özcoşar, bu süre zarfında yaşanan önemli kırılmaları, kırılmalara neden olan sosyal ve ekonomik etkenleri ayrıntılı bir biçimde irdeliyor. Özcoşar’ın, imparatorluğun doğusundaki bir kentte merkezileşme çabalarına, bu çabalara karşı sergilenen tepkilere yoğunlaşan çalışması, modernleşmenin/ merkezileşmenin taşraya yansımalarına Mardin’in bir yüzyılını analiz ederek odaklanıyor.

SARTRE
Denis Bertholet,
Çeviren: Zühre İlkgelen,
İthaki Yayınları,
biyografi, 639 sayfa

Denis Bertholet, kaleme aldığı 20. yüzyıl Fransız entelektüellerinin biyografileriyle bilinen bir isim. ‘Paul Valéry’, ‘Sartre’ ve ‘Claude Lévi-Strauss’, Bertholet’nin yayımlanmış ünlü yaşamöyküleri. Yazar, Jean Paul-Satre’ın biyografisini verdiği bu eserinde, düşünürü çok yönlü bir biçimde ele alıyor; metinlere, yazışmalara, yapıtlara ve anılara dayanarak, Sartre’ın kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Kitap, küçük yaşta babasını kaybetmesinin, Sartre’ın daha sonraki yaşamına yaptığı etkiyi, Varoluşçu felsefe ve Marksizmini, 1968 hareketindeki rolünü zengin ayrıntılarla verirken, aynı zamanda büyük dönüşümlerin yaşandığı 20. yüzyılın hikâyesini de anlatıyor.

A’DAN Z’YE SABAHATTİN ALİ
Hazırlayan: Sevengül Sönmez,
Yapı Kredi Yayınları,
ansiklopedi,
520 sayfa

Sevengül Sönmez tarafından hazırlanan ‘A’dan Z’ye Sabahattin Ali’, Sabahattin Ali’nin kişiliğini, ilişkilerini, fiziksel özelliklerini, hayatının önemli olaylarını, yapıtlarını, hakkında yazılanları ve söylenenleri ayrıntılarıyla anlatırken, O’nun edebiyat ve sanat görüşünü, kaynaklarını, politik duruşunu, gözlem yeteneğini ve özgünlüğünü gözler önüne seriyor. Sabahattin Ali’nin eşi Aliye Ali ve kızı Filiz Ali tarafından korunan belgelerin yanı sıra, uzun ve ayrıntılı bir kütüphane çalışmasının ürünü olan eser için, Sabahattin Ali’yi tanıyan kişilerle görüşülmüş. Kitaptaki belgelerin büyük bölümünün, ilk kez yayımlandığını da ayrıca belirtelim.

BÜTÜN ÖYKÜLERİ
Edgar Allan Poe,
Çeviren: Hasan Fehmi Nemli,
Dost Yayınevi,
öykü, 383 sayfa

Bizde Edgar Allan Poe, ‘Annabel Lee’ adlı şiirin, ‘Morgue Sokağı Cinayeti’, ‘Altın Böcek’, ‘Kızıl Ölümün Maskesi’, ‘Kuyu’ ve ‘Sarkaç’ gibi öykülerin yazarı olarak bilinir. Oysa, topu topu kırk yıl yaşayan Poe, bu kısa hayatına birçok felaketin yanı sıra, sayısız roman, öykü ve şiir de sığdırdı. Üç cilt olarak yayımlanan elimizdeki eser, dünya edebiyatının önemli ismi Poe’nun öykülerini bütün bir halde okurlara sunuyor.
‘Bütün Öyküler’in ilk cildinde, Poe’nun dehşet, gizem ve dedektif öykülerinin yanı sıra, iki politik taşlama yazısı da yer alıyor.

BAŞKA BİR AVRUPA İÇİN
Guglielmo Carhedi,
Çeviren: Mustafa Topal,
Yordam Kitap,
iktisat, 519 Sayfa

AB’yi Marksist analize tabi tutan Guglielmo Carchedi, Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesinin sınıfsal tahlilini yapıyor. Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu ve böylece birleşme sürecini hem
oluşturan hem de sınırlayan birbirine bağlı üç olgunun varlığı, kitabın temel tezi. Carchedi bunları, AB’nin hem eski hem de yeni emperyalizmin bazı özelliklerini kendi içerisinde yeniden üretmesi; AB’nin üye olmayan ülkelere karşı güçlü bir ekonomik blok haline gelmesi ve işçi sınıfının, AB’nin oluşum sürecinden olabildiğince dışlanması şeklinde özetliyor.

AZÂDE
Celal Soycan,
Şiirden Yayınları,
şiir,
67 sayfa

‘Azâde’, daha önce şiir ve inceleme kitapları yayımlanan Celal Soycan’ın son eseri. Soycan’ın bu kitaptaki şiirleri, ağırlıklı olarak hayatın anlamı, özgürlük, zorunluluklar ve olanaksızlıklar gibi varoluş konularını irdeliyor. ‘Âzâde’ şiirinden bir alıntı: “atık harflerin toplam sesi/ âzâde, annesiz doğmuş boş bebek ..// susmanın yankısı, nesnesiz yansı// olan olarak değil, olmanın kendisi/ öylece tutunur elsiz, asâsız, mekânsız ..// utanan, dudağını örter ya; söz/ ve sükut içerde nasıl dağılır?// bilmenin utançla ödendiği dengede/ âzâde, bakılmaktan kuruyan deniz/ gibi kazıyarak kendiliğin lekesini (...)”

ÖZGÜRLÜK İÇGÜDÜSÜ
Alan Clements,
Çeviren: Zuhal Doğan,
Sistem Yayıncılık,
kişisel gelişim, 255 sayfa

Alan Clements, Batılı Budist Dharma öğretisi hocası, aynı zamanda bir özgürlük ve barış aktivisti. Clements bu kitabında, özgürlük arayışını ve bu arayışta geçirdiği dönüşümleri anlatıyor. Clements, içindeki özgürlük çağrısına cevap vererek Burma‘dan yola çıkıyor. Yazarın bu yolculuğu, dünyanın savaş ve yoksulluk yaşayan coğrafyalarına kadar uzanıyor. “Hayatımızın amacı olarak özgürlüğü koymak, meydan okumaların en büyüğüdür. Çünkü bu, acıyı bal eylemek demektir.” diyen Clements’in arayışındaki başlıca rehberi ise Dharma felsefesi olacaktır.

LEONARDO DA VINCI
Bruno Nardini,
Çeviren: Kemal Atakay,
Can Yayınları,
biyografi, 199 sayfa

Bruno Nardini asıl ününü, Michelangelo ve Leonardo Da Vinci’nin yaşamöykülerine borçlu. Bunlardan biri olan ve ‘Bir Ustanın Portresi’ alt başlıklı elimizdeki eser, Da Vinci’nin yaşamı ve yapıtlarını çok yönlü bir biçimde okura sunuyor. Nardini’nin bakış açısı Da Vinci’yi, ‘Kayalıklar Madonnası’ ve ‘Mona Lisa’nın ressamı, doğanın gizini çözmeye çalışan bir Rönesans aydını, su bentleri, köprüler tasarlamış bir mimar ve hep uçmayı hayal etmiş bir çocuk olarak tasvir ediyor. Leonardo Da Vinci’nin renkli kişiliği, Bruno Nardini’nin yetkin üslubuyla karşımızda.

Sanat dersleri
Dersimiz Güncel Sanat, 2008 yılında, Azra Tüzünoğlu’nun Mimar Sinan Üniversitesi’nde, sanat sosyolojisi derslerine paralel olarak düzenlediği konuşma dizisinin metinlerinden oluşuyor. Aslen konuşma olarak dile gelmiş bu metinler, güncel sanat alanını oluşturan farklı dinamik ve kişiler arasında, ihtiyaç duyulan bir diyaloğun başladığını ve gelişmekte olduğunu müjdeliyor. Türkiye’de, 1990 sonrası güncel sanat tarihini kayda geçirmek ve yorumlamak için önemli bir kaynak oluşturuyor.
Özellikle ilk iki metin, hakkında çok fazla yazılmayan bir coğrafyaya ve henüz yazılmamış yakın tarihe baktıkları için önemli. ‘Güncel Sanatta Rüya Tabirleri: Rüyada Arazi Görmek’ sunumunda Şener Özmen, rüyada arazi görmeyi hayra yorarken, Diyarbakır’da, kendisinin de parçası olduğu sanat ortamı ile ilgili çok da iyimser olmayan saptamalarda bulunuyor. §ºErden Kosova, ‘Yavaş Kurşun’da, 12 Eylül darbesinden günümüze, sanat üretimini politik süreçlerle ilişkilendirerek, sanat ve siyasal alan arasındaki geçişkenliği ele alıyor. Darbe sonrası sanat üretiminde, “uluslararasılık ölçeğine karşılık gelecek bir ikonografya” aracılığıyla kurulan siyasal bağ, Susurluk sürecinde üreten bir sonraki kuşakta milliyetçilik eleştirisi ve ulusal bütünlüğü fetişleştiren ikonların eleştirel kullanımıyla evriliyor. 2000’li yıllara gelindiğinde, baskı ve kontrolün gündelik yaşamın her alanında kendini göstermesi, göç ve cinsel kimlik, sanatçıların uğraştığı meseleler oluyor.
‘Kurumlar+Kültür Politikaları’, ‘Galericilik+Koleksiyonerlik’ ‘İnsiyatifler’, ‘İstanbul Bienallerinin Türkiye Güncel Sanatındaki Yeri+İşlevi’ de kitapta yer alan metinlerden birkaçı. Neo-liberal ekonominin genişlemesi ve sermayenin sanata olan ilgisi, hemen hemen tüm metinlerde ele alınıyor. Adorno ve Horkeimer’ın Fordist üretim tarzının kültür alanına girişini sorunsallaştıran ‘kültür endüstrisi’ terimi ortak bir referans olarak beliriyor. Bu kavram, Burak Delier’in metninde, “sanatçının özerkliğinin yitirildiği, tam anlamıyla ‘işçileştiği’ karamsar bir vizyonu yansıtırken”; yeni medya ve bilişim teknolojileri ile çalışan sanatçılar için, telif hakkı ve sınırlı üretim gibi sanatın “değişim değeri’ni ön plana çıkaran düzenlemelerin sorgulanabileceği teorik bir zemin oluşturuyor. Sermayenin güncel sanata yönelmesiyle gerçekleşen kurumsallaşma, profesyonelliğin ve kariyerlerin ön plana çıktığı, eleştirel sanatın alanı ve imkânlarının daraldığı bir durum oluşturuyor.
İz Öztat

DERSİMİZ GÜNCEL SANAT
Derleyen: Azra Tüzünoğlu,
Outlet,
2009,
144 sayfa.


‘Yaşayan’ anılar
Saraybosna’dan Türkiye’ye gelip yerleşen Türk asıllı Müslüman-Boşnak bir ailenin kızı olan Pakize Başaran Bandırma doğumlu. Yazarın şimdiye kadar yayımlanan pek çok kitabı var. Benim Doktorum (1951), Sahte Gelin (1953), Köye Dönen Yosma (1955), Seni Yalnız Seni (1963), Döner Koltuk (1967) eserlerinden yalnızca birkaçı. Yazarın kırkın üzerinde de Türkiye ve Kıbrıs radyolarında oyunlaştırılan yapıtları bulunuyor.
Yazarın yayımlanan ilk öyküsü ‘Hacı Nine’ oldu. Bu öykü, 1948’de Yeni Sabah gazetesinde yer aldı. 1953’te de Pakize Başaran’ın İstanbul Radyosu’nda ilk radyofonik piyesi yayınlandı.
Otuz yedi yıl noter memurluğu, noter başkatipliği görevlerini sürdüren yazar; daha çok o günlere ait anılarından oluşan yeni kitabıyla okurlarıyla bir kez daha buluşuyor. Yazarın yaşanmışlık ve anı yüklü kitabında, hayatına dair izler ve kesitler okurun karşısına çıkıyor.  Ben Yaşarken yazarın 1940’lı yıllardan başlayan ve giderek 27 Mayıs ve sonrasını da içine alan bir anı kitabı. Yazar, belleğindeki anıları gün ışığına çıkararak ‘kendi özel tarihini’ yıllar sonra bizimle paylaşırken, okuyucuları da anılar, sorgulamalar, hesaplaşmalar eşliğinde, yakın geçmişin tanıklıklarıyla baş başa bırakıyor.  Kitap aynı zamanda 1940’lı ve 1960’lı yıllara ait İstanbul’un siyah-beyaz ve biraz da soluk ama her biri çok güzel fotoğraflarıyla dolu kocaman bir albüm sanki. Adeta biz sayfaları açtıkça sırası gelen fotoğraf canlanıyor, renkleniyor ve kendini anlatmaya başlıyor.
Yazar, uzun yıllar noterlikteki görevini sürdürmesine karşın edebiyat dünyasıyla ilişkisini hiç koparmamış. Rengârenk anılarla dolu bu yolculukta, tanıdığımız pek çok isimle yeniden karşılaşıyoruz. Orhan Kemal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Esat Mahmut Karakurt, Yahya Kemal, Çetin Altan ve daha birçok yazarla tekrar bir araya gelmek oldukça keyifli. Ayrıntıları öğrenmek anlamında da bir o kadar bilgilendirici.
Kitabın her sayfası ayrı bir İstanbul masalını anlatıyor adeta. Türkiye’nin tek partili dönemden çokpartili döneme geçiş süreci, seçim, yeni bir iktidar, Adnan Menderesli yıllar, nihayet 1960 ve sonrasına dek uzanan anılar, anılar, anılar...
Pakize Başaran’ın kitabını okurken zaman zaman kendi anılarımıza da dönüyoruz elbette. Biz de hayatımızdaki karelerle kitaba tutunmaya çalışıyoruz. Aslında şöyle düşünebiliriz; yaşadıklarımız iyisi ya da kötüsüyle bir gün mutlaka bir şeye yarıyor. Ve bunlar zamanı gelince yaşamdan damıtılmış bir öğreti olarak geleceğimize yön verebiliyorlar. Yaşadıklarımız ekmeğimiz, suyumuz gibi. Onları unutursak aç kalırız, susuz kalırız...
Refik Sıla Güvenç

BEN YAŞARKEN
27 Mayıs 1960 ve Öncesi
Pakize Başaran,
Simurg Kitapçılık,
2009,
256 sayfa.