140 yaşında bir genç

14 Eylül'de Kapital'in I. cildinin basımından bu yana tam 140 yıl geçmiş olacak.** Çoğu yazar son noktayı koyduğunda hemen olmasa bile, kitabını olabildiğince çabuk basılı görmek ister.
Haber: E. AHMET TONAK / Arşivi

14 Eylül'de Kapital'in I. cildinin basımından bu yana tam 140 yıl geçmiş olacak.** Çoğu yazar son noktayı koyduğunda hemen olmasa bile, kitabını olabildiğince çabuk basılı görmek ister. Sanırım bu Marx için de doğruydu. Yıllardır meşakkat içinde tamamlamaya çalıştığı ama hiçbir zaman tamamlayamayacağı magnum opus'unun, Kapital'in I. cildi nihayet 1867 Nisan başında günyüzüne çıkmaya hazırdı. Marx, 2 Nisan 1867'de can yoldaşı Engels'e yazdığı mektupta, I. cildi bitirmeden cevap yazmamak konusunda kendini nasıl frenlediğinden söz eder.*** Artık, her zaman olduğu gibi gecikme nedenlerinden, sağlık sorunlarından bahsederek Engels'i sıkmak istemez. "Kıçına ve penis"ine yakın bölgelerdeki kan çıbanlarını gecikme gerekçesi olarak göstermektense, kitabı bitirdiğini ilan etmeyi kafasına koymuştur. Ve o an 2 Nisan 1867'de geldiğinde, Marx yol arkadaşına bu haberi vermekten son derece mutludur.
Aynı mektupta, Marx, Kapital'in el yazmalarını, yine birçok yazar gibi, arasının pek iyi olmadığı Hamburg'daki yayıncısına şahsen götürmeyi planladığını, ama parasız olduğunu da belirtir. 4 Nisan'da Engels cevabi mektubunda "Yaşasın! Bağırmamı engelleyemedim..." diyerek, anın mutluluğunu paylaşır ve 35 sterling'i yollar. 10 Nisan'da, içinde yolcuların yanı sıra yüzlerce domuz da taşıyan bir gemiyle Londra'dan ayrılan Marx, 12 Nisan'da Hamburg'a varır. Havanın fırtınalı oluşu yolcuları kırıp geçirirken, 49 yaşındaki, bayağı sağlam yapılı Marx, yolculuğunun "500 domuzunki gibi son derece neşeli" geçtiğini söyler.
Uzatmayalım, Hamburg'a vardığı akşam Marx, yayıncısı Otto Meissner ile yemek yer ve ertesi gün de el yazmalarını teslim eder. Yayıncının planı II. ve III. ciltleri de bir yıl içinde basmaktır, Marx'ı da ikna eder. Hamburg'taki matbaaların yetersizliği yüzünden Meissner, I. cildin el yazmalarını Leipzig'deki Wigand matbaasına yollamaya karar verir, Marx'tan da tashihlerin çabuk yapılabilmesi için İngiltere'ye dönmemesini ister. Fakat, yayınevi fiili olarak basıma ancak 29 Nisan'da başlayabilir, ilk tashihlerin Marx'ın eline ulaşması 5 Mayıs'ı bulur. Marx, ilk sayfaları da olsa, nihayet Kapital'i basılı olarak görür, hem de doğumgününde! Basım işinin uzayacağı açıktır, Londra'da aile yalnızdır ve yeterince I. Enternasyonal toplantısı kaçırılmıştır. Marx 19 Mayıs'ta, bu kez trenle Londra'ya döner. Tashihlerin tamamlanması 16 Ağustos'u bulur, sabaha karşı saat 2'yi. Yine bitirir bitirmez Marx, Engels'e bir mektup daha yazarak müjdeyi verir ve yardımları için teşekkür eder: "Şükranla doluyum, seni bağrıma basıyorum."
Marx'ın Kapital'de farklı bir ekonomi politik anlayışı geliştirip geliştirmediği tartışma konusu oldu. Bu tartışmaya kısmen de olsa, Marx'ın Kapital'in alt başlığını "Ekonomi Politiğin Eleştirisi" olarak koyuşunun da yol açtığını düşünüyorum. Bugün üniversitelerde öğretilen şekli ile sosyal bilimlerin bir dalı olarak iktisat ya da günümüzün moda tabiriyle ekonomi, o tarihlerde mevcut değildi. Adam Smith, David Ricardo gibi klasiklerin yazıp çizdiği, kafa yorduğu alanın genel adı ekonomi politik idi. Marx da bu ekonomi politiği eleştirdiğine göre Kapital'i, alternatif de olsa, bir başka ekonomi politik metni gibi görmek manasız olurdu. Nitekim, modern makro iktisatın kurucusu John Maynard Keynes, Kapital'i klasiklerin izinde "bilimsel açıdan yanlış" ve "işe yaramaz bir ders kitabı" olarak görüyor. Dolayısıyla Kapital'i bazı Marksist çevrelerce bile sadece bir eleştiri metni gibi okumak ve kullanmak yaygın bir eğilim olarak günümüze kadar geldi.
Kapital'in, emek değer teorisi de dahil olmak üzere tamamen farklı bir teorik çerçeve sunduğu görüşünü hafife alan eğilime, özellikle pratikteki sonuçları bakımından mesafeli olduğumu belirtmek isterim. Bu tür yorumların Kapital'in tamamını okumayı, kavramayı ve kullanmayı olumsuz etkilediği görüşündeyim. Yaygın kanılardan biri Kapital'in I. cildini okumanın yeterli olduğu, gerekli eleştirel mühimmatın bu ciltte, hatta bu cildin 1. bölümünde mevcut olduğu şeklindedir. I. cildin Marx'ın ölmeden önce bitirip yayınlayabildiği tek cilt ve diğer iki cildin Friederick Engels, Kapital'in IV. cildi sayılabilecek Artık Değer Teorileri'nin ise Karl Kautsky tarafından daha sonra basılmış olması da bu kanıya yol açıyor. İşin ilginç yanı özellikle Kapital'in II. ve III. ciltleri çalışılmadan ne Marx'ın bilimsellik anlayışını nasıl uyguladığını ne de kapitalizmin ampirik çözümlemeleri için Kapital'in nasıl kullanılabileceğini anlamak mümkün. Bir başka ilginç husus ise, Artık Değer Teorileri'inin Marx'ın sadece ekonomi politiğin eleştirisi ile uğraştığı görüşünü savunanların esas metni olması gerekirken, belki de en az okunan olgun Marx metinlerden biri olarak kalması. I. cildin ötesine geçmemek Marksistler arasında o kadar yaygındır ki, "I. cilt Marksistleri", hatta "1. bölüm Marksistleri" diye sınıflandırmalar yapılır. Bilindiği gibi, I. bölümün sonundaki "meta fetişizmi" alt bölümünden etkilenip kapitalizm eleştirilerinin tamamını o metne dayandıran alt Marksizmler bile yaratıldı.
Herhalde tamamı bir türlü okunamadığı için olsa gerek, Kapital'e ilişkin çok tekrarlanan şeylerden biri, I. cildin "meta" kategorisi ile başladığıdır. Bu başlangıca atfedilen mana ve ehemmiyet üzerine binlerce makale yazıldı. Oysa, "meta" kategorisi ile başlama kararını Marx'a verdirten, çözümleme yöntemi ile sunma yöntemi arasındaki fark, dolayısıyla somuttan soyuta, soyuttan somuta gitme arasındaki fark ve farkındalıktır.
Marx'ın yöntemi
Açıktır ki, Marx kapitalist ekonominin somut, kompleks, çok belirleyenli halini gözlemleyerek, onu çözümleyerek yola çıktı. Kendini yıllarca British Museum'un kitaplığına hapsetti, ne bulduysa okudu. Sadece doğrudan Kapital'e ilişkin kaydını tuttuğu bibliyografik malzemenin miktarı bile 1500'ü aşıyor. Tabii, esas olarak Kapital'e bilimsel karakterini kazandıran, Marx'ın bu yolculukta kullandığı yöntem, görünür olguların arkasındakini soyutlamalarla anlama çabasının kendisidir. "Meta" ile başlayan ve bir dizi başka kategori ve kavram ile binlerce sayfa boyunca adım adım örülen Kapital, Marx'ın, tabir caizse keşfettiği kapitalist gerçekliği okuyucu ile paylaşımıdır.
Kapital'in herhangi bir yerinden çekilerek alınmış, herhangi bir kategorinin, reel kapitalizmin anlaşılmasında, ait olduğu soyutlama düzeyinden, teorik çerçevenin bütünü içindeki konumundan azade bir biçimde kullanılmasından işe yarar sonuç beklemek safdillik olur. Bu tür Kapital kullanımları Marksist teorinin geliştirilmesine, kapitalizmin dönüştürülmesine değil, eklektik yaklaşımların yaygınlaşmasına yol açar.
Bu yorumumuzu bir iki örnekle açalım. Özellikle, damarlarında egemen iktisadın asil kanı dolaşanlar arasında, ki bunlara kıdemli akademisyenler de dahildir, Marx'ın Kapital'ine ilişkin şu tür, bir hayli klişe dudak bükmelere çok rastlanır: "Fiyatları, Marx'ın dediği gibi emek değerler değil, arz ve talep belirler. Arz ve talepten bihaber iktisat yapılır mı?" "Canım, sizin bu artık değer dediğiniz, aslında bizim kâr dediğimiz şey. Ne fark var ki?"
Kapital'de arz ve talep kavramlarının bulunmadığını varsaymak cehaletinin üzerine gitmeyelim. Özellikle III. ciltte arz ve talebe yeterince referans gösterildiği neredeyse ansiklopedik bir bilgidir. Arz ve talep kavramlarına fiyatların belirlenmesinde asli önem atfetmeyişe gelince... Bu durum, Marx'ın bilimsellik ölçütü olarak kullandığı, görünenin arkasındakini ortaya çıkarma çabasının sonucudur. Nitekim, III. ciltte ele alınan konulardan biri gözlemlenebilen piyasa fiyatlarının, en temel belirleyen, özsel (görünmeyen/keşfedilmeyi bekleyen) toplumsal açıdan gerekli emek zamanlardan nasıl farklılaştığıdır. Ve bu soru Marx tarafından arz ve talep bağlamında sayfalarca tartışılır. Keza, kâr, artık değer eşitliğinde ısrar etmek de banallık düzeyinde bilgisizliktir. I. cildin soyutlama düzeyinde sunulan ve geliştirilen özsel artık değer, ancak Kapital'in ileri sayfalarında gözlemlenebilen faiz, rant, kâr gibi somut biçimlere dönüşür. Daha da ileri gidelim, başbakanın ve şoförünün maaşı, banka kapılarındaki güvenlik hizmetlilerinin ücretleri de, tabancaları da artık değerin somut biçimleridir. Dolayısıyla, herhangi bir kapitalist ekonominin artık değer üretebilme kapasitesinin seyri, ancak ve ancak artık değerin bütün somut biçimlerini bilerek, gözlemleyerek, hatta ölçerek, biçerek kavranabilir.
Zaman, sermaye birikimini, yeniden üretimi gevşek terminolojilerle tartışmak değil, Kapital'in yöntemiyle, Marx'ın kategorilerini ampirik gerçekliği anlamak için seferber etme zamanıdır. Görünen, öz olsaydı bilime, isteyen istediği zaman toplumu dönüştürebilseydi ampirik gerçekliğin maddeci analizine ihtiyaç olmazdı.

E. AHMET TONAK: İstanbul Bilgi Üniversitesi.

** Bu vesileyle 24-25 Kasım tarihlerinde İstanbul'da Kapital üzerine bir sempozyum düzenleneceğini de bildirelim.

*** Tarihi bilgilerin çoğu Marx-Engels yazışmalarından, Saul Padover'in Karl Marx: An Intimate Biography'sinden ve Hal Draper'in üç ciltlik The Marx-Engels Chronicle'ındandır.