2015 için 'Zihni Sinir Procelerimiz'

2015 için 'Zihni Sinir Procelerimiz'
2015 için 'Zihni Sinir Procelerimiz'
Bütün bakanlıklar 2015'e harıl harıl hazırlanıyor. Kültür Bakanlığı'nın hazırlıklarından bazıları ise şöyle: Yabancı öğrencilere Türkiye gezisi ödülü projesi, tüm Türkiye'deki turist rehberlerine yönelik olarak '1915 Olayları' kitapçığı", vs., vs., vs.
Haber: BASKIN ORAN / Arşivi

Ermeni Kırımı’nın 100. yıldönümü için nasıl hazırlandığımızı öğrenmek istedim. Zaten Başbakan Erdoğan toplantıda büyükelçilerimize iki önemli görev verdi: 1) 17 Aralık’ın, “hükümete darbe yapmaya yönelik bir kumpas” olduğunun dışarıya çok iyi anlatılması. Bu görev, tabii, büyükelçileri doğrudan AKP görevlisi (“Benim büyükelçim”) saymak demekti. Konumuzla ilgili olan ise ikincisiydi: 2) “Ermeni diasporasının kara propagandası karşısında dik bir duruş sergilemek”.
Bunun nasıl olacağı, yani “sözde soykırım” için ne tedbir alındığı konusunda MHP Manisa milletvekili Erkan Akçay, ilgili bakanlıklarca cevaplanmak üzere TBMM’ye 10.01.2013’te yazılı soru önergesi vermiş. Cevapları TBMM sitesinden izleyelim.

Başbakanlık cephesi

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç imzalı, 14.02.2013 tarihli cevap, “Türk Tarih Kurumu 2013-2017 Stratejik Planı doğrultusunda asılsız Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir” diye bağlamadan önce, içinde özellikle Prof. Yusuf Halaçoğlu imzalı kitapların bulunduğu önemli eserlerin yayınlandığını haber veriyor.
Halaçoğlu bir markadır. Yurt içinde iyi tanınır. Orhan Pamuk Nobel’i aldığında, “zamanı gelince çatlayan yumurta” teşbihi yaparak, Pamuk’un casus olduğunu açıklamıştı (Zaman, 13.04.2006). Hrant’ın cenazesini tahlil etmişti: “Elde kafa biçimindeki pankartlar önceden hazırlanmıştı. Sanki bu ölüm onlar tarafından önceden biliniyormuş gibi tavır takındılar. O kafalar sayesinde katılanlar iki misli göründü. Kimler finansman sağladı?” (Radikal, 26.02.2007).
Fişlemeyi de, sağ olsun, ilk kendisinden duymuştuk: “1936-37’de devlet bu dönmeleri ev ev tespit etmiş… Mahallesine, köyüne, evine varıncaya kadar isim isim” (Zaman, 22.08.2007). Yine 2007’de Kayseri’ye gidip Kürt Alevilerin Ermeni olduğunu açıkladı. Talat Paşa’nın, tehcir öncesi ve sonrası Ermeni sayısında 1 milyon fark bulunduğunu ortaya koyan özel defteri 2009’da yayınlandıktan dört yıl sonra da, o dönemde TL’den sıfırlar atılmış olmasından etkilenmiş olacak ki, “En fazla 8.500 Ermeni ölmüştür” dedi (Zaman, 21.04.2013).
Halaçoğlu’nun yurtdışındaki kredibilitesi de önemli. Daha önce de yazmıştım. Kendisi, tanınmış araştırmacılarla sürekli temas halinde. Mesela, Londra’daki Gomidas Enstitüsü Müdürü Ara Sarafyan’a Harput Ermenileri konusunda ortak araştırma sözü verdi. Yine, Nusaybin’deki Kuru Köyü’nde ortaya çıkarılan mağara iskeletlerinin incelenmesi için Prof. David Gaunt’la anlaştı. Yalnız, iş fiiliyata dökülünce Sarafyan’a, “Arşivlerde bu konuda kayıt yok” dedi (Radikal, 10.03.2007). Gaunt, İsveç’ten kalkıp geldiğinde ise mağarada iskelet kalmamıştı. Bunu da hoca, “Mevsim kış. Yağmur yağmış, su ve çamur gelmiş. Zaten bunlar Romalıydı” diye izah etti (TRT-Haber, 24.04.2007).

Kültür Bakanlığı hazırlıklarıKültür Bakanı Ömer Çelik imzalı 12.03.2013 tarihli cevapta altı aşamalı bir plan açıklanıyor:
1) “Yabancı Öğrencilere Türkiye Gezisi Ödülü Projesi”. 2) “Tüm Türkiye’deki Turist Rehberlerine Yönelik Olarak ‘1915 Olayları’ Kitapçığı”. Yazarı: Prof. Y. Halaçoğlu. 3) “Osmanlı Milletler Müzesi Kurulması Çalışmaları Projesi”. 4) “Toplu Mezar Kazı Çalışmaları Yapılması Projesi”. 5) “I. DS’da Şehit Edilenler ile Ermeni Teröristlerce Şehit Edilen DB Mensupları Anısına Yönelik Olarak Yapılması Düşünülen Anıtlar İçin Ulusal Proje Yarışması”. 6) “ABD’li Orta Öğretim Öğretmenlerinin Ülkemizi Ziyareti Projesi”.

Ve Dışişleri Bakanlığı

Dışişleri ise, vaziyetin fazlasıyla farkında olduğu için, iyice yuvarlak geçiştiriyor: “2015 yılına giden dönemde Ermenistan yönetimi ve Diaspora tarafından yapılan girişimlere yönelik olarak Bakanlığımız ve dış temsilciliklerimizin yanı sıra, ilgili kurum ve kuruluşlarımızca gerekli çalışmalar yapılmakta ve adımlar atılmaktadır. Amacımız, gerek Ermeni tarafını gerek konuyu yeterince değerlendiremeyen veya değerlendirmemeyi tercih eden üçüncü tarafları sağduyu ve hakkaniyet zeminine çekmektir. (…)” Hiç olmazsa vaziyeti dürüstçe söylemiş ve ‘getirip gezdiriyoruz, besliyoruz, geri yolluyoruz’ dememiş.
Bir de, Davutoğlu Erivan’a gitti, bir yandan dış politikadaki Azerbaycan vesayetini bir kere daha dile getirirken, bir yandan da, “İttihatçıların yaptığı şey doğru bir olay değil, gayri insanidir. Tehciri hiçbir zaman benimsemiyoruz” diyerek, ilk defa resmi bir insani duruş sergiledi.

Esas stratejimiz

Hıbır dergisinin meşhur ettiği “Porof. Zihni Sinir Proceleri”ni hatırlatan bu yöntemlerle 2015’e hazırlanmak zor. Allahtan ki, devletimizin esas stratejisi başka: “2015 konusunda Azerbaycan’la el ele çalışmak”.
Gerçi, bu kardeş ülkeyi son yıllarda birtakım tatsızlıklarla hatırlıyoruz; daha önce de yazmıştım: Nisan 2004’te Avrupa Konseyi’ndeki Kıbrıs oylamasında temsilcileri salondan çıkmıştı. Haziran 2005’te KKTC pasaportlarını kabul edeceğini, KKTC’de temsil bürosu açacağını, doğrudan uçuş başlatacağını ilan etmiş ama vazgeçmişti. Nisan 2009’da biz Ermenistan’la görüşmeler başlatınca, kadın milletvekilleri yollayarak engellemeye çalışmış, olmayınca doğalgaza 1,5 yıl geriye dönük olarak zam açıklamış, yetmeyince Mayıs 2009’da Bakü’deki iki Türk camisini kapatmış, sonra da Bakü Türk Şehitliği’deki bayrakları direkleriyle birlikte sökmüştü. Son olarak, Mart 2012’de İran sınırında İsrail’e bir havaüssü verdi.
AKP dış politikasının 2010’dan sonra “başkalaşması”yla birlikte, kardeşimizin yaptığı bu ufak tefek tatsızlıklarını da artık unutmak, Ekim 2013’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AGİT gözlemcilerinin sayım yolsuzlukları ve sahte oylar hakkında verdiği raporları da gözardı etmek zamanı. Çünkü hem dış politikada Batı’yı gözden çıkardık, Ortadoğu’dan umudu kestik hem de artık, Azerbaycan devlet şirketi SOCAR, İzmit’teki Petkim’in, Star gazetesi ile Kanal 24 TV’nin, bir de 2016’da Aliağa’da faaliyete geçecek muazzam Star Rafinerisi’nin sahibi. Enerjienstitusu.com’a göre, şimdi “güvenlik sektörü”nü de kapsayacak yatırımlarının düzeyi 2015’e kadar 8 milyar dolara ulaşacak.
Böyle bir kardeşle el ele olunca, 2015’e hazırlanmak için “Porof. Zihni Sinir Proceleri” üretmek açısından bakanlıkların bir sürü masraf yapıp zahmete girmelerine ne gerek var, anlayamadım.