2015 kozumuz: Türk diasporası

2015 kozumuz: Türk diasporası
2015 kozumuz: Türk diasporası

1915 olayları 100. yılına yaklaşırken, tartışmalar da büyüyor.

Ermeni ve Türk halkları arasındaki düşmanlığı giderek azaltmanın tek çaresi sivil toplumun önünü açmak iken, şimdi tam tersini yapmaya soyunduk: Devletin/resmi ideolojinin askerliğini yapan dernekler işbaşında
Haber: BASKIN ORAN / Arşivi

Tamam, masum arkadaşları ve abileri 1973’ten sonra ASALA tarafından katledildi. Yani, TC Dışişleri, Ermeni meselesinde hislerine kapılmaya müsait bir kurum. Ama o kadar da değil. Başlatmak üzere olduğumuz fecaat, doğrudan hükümetin eseri.
Uludere’sinden tut, Taksim “Piç” mitinglerine kadar AKP popülizmi iç politikada çok kötüye gidiyor. Gitsin varsın; kapaklanacak ve gitmemeyi öğrenecek. Ama dış politikada Türk-İslam sentezciliği yapıp bir kapaklandın mı, zor kalkarsın. İki halk arasındaki düşmanlığı giderek azaltmanın tek çaresi sivil toplumun (NGO) önünü açmak iken, şimdi tam tersini yapmaya soyunduk: Devletimizin öncülüğünde, Türk ve Azeri GONGO’larının önünü açıyoruz. GONGO, yani sivil toplum görünümü altında, devletin/resmi ideolojinin askerliğini yapan dernekler. 

Pazarlamanın kuralları
Özüne inildiğinde, olay basit: Türk-Azeri tezlerinin dünyaya pazarlanması. Yalnız, pazarlama bir bilimdir ve sanattır. Olmazsa olmaz kuralları vardır.
1) Malın niteliği. Bol reklamla satacağın mal, belli bir kalitenin çok altında olamaz. Oysa malımız, kendi halkımızdan bir asırdır özenle sakladığımız Ermeni meselesini 1973’teki ilk cinayetle nihayet öğrenmeye başladığımızdan beri, hep aynı mal: “Biz onlara soykırım yapmadık, onlar bize yaptı.”
2) Pazarın ve alıcının niteliği. Nasıl Müslüman mahallesinde salyangoz satamazsan, bu malı da dünyaya satamazsın. Şimdi tırmanacağımız ring, 1920’lerden beri Ermenilerin tapusunda; anca patak yiyip idman verirsin. Dünyanın hiçbir ülkesinde “Ermeni Meselesi” denmiyor; “Ermeni Soykırımı” deniyor. Ayrıca, şimdi diasporaya gideceğiz, “Biz size soykırım yapmadık. Gelin Türkiye ’ye, sizi ağırlayalım, kendiniz görün” diyeceğiz. Açtığımız toplu mezarlara da götürürüz, herhalde.
3) Pazarlamacının niteliği. İşin ustası olmalı, diplomatça hareket etmeli, güler yüz göstermeli, tatlı dil kullanmalı, müşteriye asla terslenmemeli, inandırıcı olmalı. Bu fevkalade önemli öğeden bugün biraz bahsedelim. 

Kardeş Azerbaycan diplomatı
Umarım farkındayız: Biz bu 73 model çürümüş malı, bu GONGO’lar eliyle pazarlayacağız. Mesela, “diplomatik” demişken, ortak çalışacağımız Azeri diplomatlar-dan başlayalım. “Az rbaycan
R spublikasının S firliyi” antetli kağıda, Azerbaycan Büyükelçiliği’nden Basın Müşaviri Elsever Salmanov 10 Nisan 2012’de yazıyor: “Yazılarınızı yıllardan beri takip etmekteyiz. Azerbaycan’a olan nefretiniz yazılarınızda bariz bir şekilde görülmektedir. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine dair kasıtlı bir şekilde düşmanlık oluşturma gayretleri; Azerbaycan’ı Türkiye toplumuna ‘kötü’ gösterme azmi düşüncelerinizin ve kimliğinizin birer habercisidir.” “Bana, bundan sonra, bu türden milliyetçi resmi propaganda malzemesi göndermemenizi istirham eder, iyi günler dilerim” diye yazışım üzerine, cevabı: “Ben elbette size yazmak istemezdim. Lakin elinizde bulundurduğunuz gazete köşesini bir ‘dükkan’ gibi kullanmanız beni buna mecbur etti.” 

TTK’dan profesörümüz
Aslında, sıradan bir basın müşavirine kızmamak lazım, bizim TTK Ermeni Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’in TV’de Garo Paylan’a söyledikleri varken: “Hrant Dink’i Taşnaklar öldürdü.” Bonus olarak da: “Sonunuz California’da biter” (Bianet, 30.04.2012).
TTK Başkanı bunları niye der? Çünkü o koltukta bunun için oturtulmaktadır ve çünkü, Dışişleri’nin başına bugüne kadar gelmiş en geniş ufuklu bakan Davutoğlu da şöyle demektedir: “23 Nisan ile 24 Nisan’ın bizim için gün olarak bir özel farkı yok. 23 Nisan ulusal egemenlik bayramınızı da kutluyorum bu vesileyle. 24 Nisan’a bu derece önem atfetmeniz de doğru değil. Yarın da 25 Nisan, hayırlı olsun.” Davutoğlu ki, iki halkı barıştıracak protokollerin mimarı idi, kendisine istihza pek yakışmıyor. ‘Devlet aklı’ demek ki böyle bir şey: ‘23 Nisan’ı kutluyor, 24 Nisan için de ortak acıları paylaşıyorum’ bile demiyor. Niçin? Çünkü Başbakanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin soykırım gerekçesiyle tutuklama kararı çıkaracağı Sudanlı El Beşir hakkında “Bir Müslüman soykırım yapamaz” demiştir (Vatan, 8 Kasım 2009). 

İmamlar böyle olunca…
… cemaati tahayyül edin. Özellikle de, diasporamızdakini. Bunun orkestrasyonunu, ABD’den Kayaalp Büyükataman başkanlığındaki “Turkishforum/Dünya Türkleri Birliği” yapıyor. Bu Pantürkçü dernek/site, Azeri sitelerinde (kendi ifadelerine göre “üç kez”) dolaşan bir yazıyı alıp, benim nüfustaki adımın Baskın Oranyan olduğunu ilan etmiş (Vazken akıllarına gelmemiş; ufuk yok ki), sonra da yaptığı daha gelişmiş ırk araştırmaları sonucu Arnavut kökenli olduğumu öğrenerek beni “aklamış”tı (bkz. 20.02.2011 tarihli R-2 yazım). Bu cemaatten bir birader yazıyor, adresi mehmetyilmaz@yahoo.ca olduğuna göre muhtemelen Kanada’dan: “Sayin Baskin ORAN, Senin gibi cahil, vatan haini, okudugunu anlamayan, ulke dusmani ve yabanci ajanlari oldukca memlekete ve millete piclik yapmak son bulmayacaktir. Bana adam gibi cevap verirsen seninle kibarca yazisirim. Aksi takdirde birak o ulkenin vatandasligini, cek git ait oldugun ulkede ve toplumda konus.”
Uluslararası e-posta trafiğinde çok aktif bir hanım, grubuna yazıyor, bana da cc’liyor; mantık tutarlılığını izleyiniz: “Ermenistan’da yaşayanlara Ermenistanlı demek gerekirmiş! Peki, öyle diyelim. Bizim vatandaşlarımız olup da Ermeni kökenli olanlara ne denecek? Her zaman dendiği gibi, ‘Ermeni’ denecek, doğrusu bu. Onlar ‘Ermeni’ ama bizler Türk değil, ‘Türkiyeli’! ‘Ermeni’ denilecek, ırkçı olunmayacak ama ‘Türk’ denilirse, ırkçı olunacak?! Mantığa bakar mısınız?” Şöyle bitiriyor, büyük harflerle: “Ataları adına Türklerden özür dilemeli! Türk soykırımı yaptılar, bizlerden özür dilemeliler!”
Muhtemelen Fransa’da yaşayan bir diğerinden, tabii yine kes yapıştır ile: “Tecrih Osmanli toprakli icerisinde yapilmistir. Buna nakil dahi denilebilir. Istanbul, Izmir gibi illerde ermeniler huzur icerisinde yasarlarken o bölgede ki ermeniler neden nakil edildiler bunu düsünmek gerekir. Herhalde durduk yerde hadi sunlari gönderelim denmedi !” Bazı mesajların altında özdeyişler mevcut: “Vatan aşkı maya gibidir; sütü bozuk olanlarda tutmaz! Umut bütün enerjilerin kaynağıdır!”
Türkiye’nin 16 Nisan’da ilan ettiği 2015’e hazırlık stratejisinin enerji kaynağı, ayranım bu yarısı su, işte bu insan sermayemiz. Bu sermayeden bin adedini, Azerbaycan’ın bayraklarını söktüğü Bakü Türk Şehitliği’nde yatan askerlerimizin toprağa düşmesini simgeleyen 15 Eylül’de anavatanda ağırlayıp, seferberliği başlatacağız hayırlısıyla. Gazamız mübarek, yardımcımız Tanrı olsun, veleddalin amin…