70'lerin sonu

70'lerin sonu
70'lerin sonu

Kemal Burkay, 31 sene sonra 30 Temmuz da Türkiye ye dönebildi.

Kürt yazar Kemal Burkay, onlarca yıl sonra Türkiye'de
Haber: SELİM TEMO / Arşivi

Davet üzerine “ülke”sine dönen Kemal Burkay etrafında yaratılan hale, Kürt sorununda alınan “mesafe”yi mi gösteriyor? Bu duygusal figüre karşın iyi Kürt-fena Kürt ikileminde söylemsel anlamda değişen bir şey var mı? Siyaset bir imkan yaratma pratiği ise, merkezin açtığı alanda siyaset yapmak mümkün mü?
Kürt siyasetinde 1970’lerde ete kemiğe bürünen devrimciliğin özü, halkı bilinçlendirmekti. Çok geçmeden devletin şiddetiyle karşılaşan ve bölünen yapıların bir kısmı silaha uzandı. 70’lerde silah, daha çok Kürt örgütlerinin birbirlerine karşı çatışmalarında kullanıldı. Silahlı diğer sağ ve sol gruplara karşın 12 Eylül, karşısında ya kaçan ya da saklanan militan kesimleri buldu. Bundan sonrası, toplumsal hafızada canlılığını koruyan dehşetengiz süreçtir. Bugünkü toplumsal yapıyı belirleyen bu anlayışa itirazında mesafe alan tek hareket, PKK oldu.
“Uzman”lar, bu çıkışı Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkencelere bağlar. Ancak orada diğer Kürt örgütleri de ezildi. Dışarıda devrimin değişik çaptaki liderlerinden TRT’de ‘ Politika Kulvarı’ ve ‘İl İl Türkiye ’ gibi programları sunanlar vardı, içeride ise “Herkes olması gereken yerde” diyen Mehdi Zana gibileri. Bu süreçte Kürtlerin mutedil itirazını arkasına alan PKK, diğer örgütleri ekarte etti.
Bu bahiste hiç vurgulanmayan, bir anı kuşağı olan 70’lilerin kitaplarında geçmeyen bir Suriye-Lübnan süreci vardır. PKK ve Tevgera Sosyalist a Kurdistan (Kürdistan Sosyalist Hareketi) dışında bu yeni Babil Kulesi’nde duran olmadı. İçerdiği bütün trajik öğelere karşın Avrupa ’ya sığınma, Kürt siyasetçilerin zamana yayılan yıkımı oldu. Siyasetçi kimliğinden aydın kimliğine geçiş, emekli kulüplerine dönen kurumlar, dergi, düğün ve konserlerdeki siyasal renge karşın bunun adı yenilgidir. Bu anlamda Aksiyon dergisinin adlandırmasıyla “Euro Kürtler” ile PKK çelişkisini, ideolojik değil, geride kalan tanığa yönelik tepki şeklinde tanımlamalı. 

Lobi bile olamamak
Sürgün, iktidarın muhalifleri “resmi belge”yle merkezden uzaklaştırma pratiğidir. Biz Kürtler ne kadar mistifiye edersek edelim, Avrupa Kürtleri buyruğu almadıklarına göre sürgün değil, kaçmış kimseler. Birkaç sosyalist vekille çekilmiş fotoğraflara karşın lobi bile olamadılar. Savaşın iki renge indirdiği siyaset skalasında pozisyon alacakları anı beklediler. Bu beklenti, merkeze yönelik siyasi eleştiriyi şikayete çevirdi. Merkezce açılan yeni alana PKK eleştirisiyle -ki bu eleştiri sanıldığı kadar doğrudan değildir- kavuşan Burkay hareketi, diğer yapılar gibi iyice küçüldü. O halde ne partisi ne de tabanı olan Burkay’ın dönüşünü, 70’lerde demokratik mücadeleyi esas alan anlayışın yöntemsel başarısı mı saymalı?
“Kedi”, “iklim” ve “film” tevriyesiyle yazılan bütün yazılara karşın burada sadece trajedi var. Eski bir halk hareketi liderinin dönüşünü “halkın doğurgan yaraları”nın neticesi değil de, merkezin lütfu olarak formüle etmesi, siyasal değil duygusal kılması, onu 70 devrimciliğinin geciken yenilgi itirafının hiç de poetik olmayan simgesine çeviriyor. 

SELİM TEMO: Yrd. Doç. Dr.