77 Haziran'ında neredeydiniz?

'...Üç gündüz daha geçti, ben vardım
On gün daha geçti, sonra ben günleri unuttum
- Unutmak ben büyüdükçe o benim çocukluğum-...'
Haber: CEM ALTIPARMAK / Arşivi

'...Üç gündüz daha geçti, ben vardım
On gün daha geçti, sonra ben günleri unuttum
- Unutmak ben büyüdükçe o benim çocukluğum-...' (1)
1977 Haziran'ı, bu yazının sahibi ile akran olanlar için artık çok uzaklarda kalmış bir zamanı işaret ediyor. Birçokları içinse yaşam, Haziran 77'de henüz başlamamıştı bile...
1977 Haziran'ında ben, babamın memuriyeti sebebiyle bulunduğumuz Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde, siyah önlüğümde kırmızı kurdelem, okumayı ve yazmayı sökmüş olmanın gururuyla eve dönerken, ülkeyi de siyasetin çalkantılı gündemi meşgul ediyordu: 5 Haziran 1977'de yurtta genel seçimler olmuş, Ecevit'in CHP'si, Türkiye'de 'sol' bir partinin şimdiye kadar alabileceği en yüksek oyla (yüzde 41.4) seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştı. Ne var ki Ecevit, aldığı bu oya rağmen, o dönemin seçim sistemine göre tek başına iktidar olamayacak, kurduğu azınlık hükümeti de Meclis'ten güvenoyu alamayınca, Türkiye, 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti'ne teslim olacaktı.
1977 Haziran'ı halk için çok zor geçiyordu. Ülkeyi 'Sahra sıcakları' sarmıştı. Gazetelerin 3. sayfalarında, yükselen sıcaklıkla birlikte plajlara akın eden vatandaşların fotoğrafları, cinnet geçirip birbirlerini doğrayan ailelerin haberlerine karışıyordu.
1977 Haziran'ı Karakaya ailesi için de çok zor geçiyordu. Karakaya ailesi, işsizlikten ötürü Uşak'ın Eşme ilçesinden Manisa'nın Salihli ilçesine göç etmiştir. Anne Ayşe, ilçe hastanesinde hastabakıcı olarak işe girmiş, baba Osman ise bir kez daha göç yollarına düşüp, iş bulmak umuduyla İzmir'e gitmişti. Ailenin küçük oğlu Ertuğrul Karakaya, ilkokulu bitirdikten sonra girdiği Darüşşafaka'nın sınavlarını kazanarak İstanbul'a gitmiş ve 8 yıl boyunca ailesinden uzak kalmıştı. Lise bitince, ODTÜ Makine Mühendisliği'ne kaydını yaptıran Ertuğrul, 1977 Haziran'ında ODTÜ'dedir.
Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu üyesi olan ve uluslararası bir kongrede "psikolojinin işkence aracı olarak kullanılması yönünde oy kullanan" Prof. Dr. Hasan Tan, 14 Şubat 1977 tarihinde, ODTÜ rektörlüğüne atanır (2). Bu kişinin rektör olarak atanması, ODTÜ camiasında ve ülkede yoğun tepki ler ve protestolar ile karşılanır. Hasan Tan'ı istifaya zorlamak amacıyla ODTÜ'lü öğrencilerin ve öğretim üyelerinin katıldığı dokuz aylık boykot döneminde, Ertuğrul Karakaya, ODTÜ-ÖTK (Öğrenci Temsilcileri Konseyi) yönetim kurulu üyesidir ve ÖTK'nın sözcülüğünü üstlenmiştir (3).
8 Haziran 1977... O gün, kendilerine 'komando' denilen bir grubun silah araması yapılmadan üniversiteye sokulması üzerine, aralarında Ertuğrul Karakaya'nın da bulunduğu ODTÜ-ÖTK üyeleri, "A-1" girişi olarak adlandırılan kapıya geldiklerinde, jandarmanın müdahalesi ile karşılaşırlar. Jandarma, Ertuğrul'un da içinde bulunduğu öğrencilere ateş açar. Ertuğrul vurulur. Jandarma, Ertuğrul'un silahlı olduğunu iddia eder. Dönemin gazetelerinde, bir kısım tanıkların Ertuğrul'un sırtından vurulup yere düşmesine rağmen süngülendiğine ve yaralı halde kapıda bekletilirken, gelen ambulansın da içeriye girişine izin verilmediğine dair iddiaları yer alır.
O gün hayatı elinden alındığında 22 yaşındadır Ertuğrul Karakaya. Ertesi gün Ankara'ya çağrılan anne ve babasına teslim edilir bedeni ve Salihli'de toprağa verilir. Salihli'nin bugüne kadar bir daha görmediği en kalabalık cenaze töreni düzenlenir, törene onbinlerce insan katılır. Salihli halkı kendi toprağının çocuğuyla vedalaşır.
1977 Haziran'ı anne Ayşe Karakaya için bir daha hiç geçmez... 29 yıl boyunca oğlunun mezarından ayrılmaz anne Karakaya. 29 yıl boyunca her cuma gider mezar ziyaretine ve her 8 Haziran'da da oğulları, kardeşleri, torunları ve Ertuğrul'un arkadaşları ile birlikte Ertuğrul'un mezarı başında biraraya gelirler.
Her neden ve nasılsa, 29 yıl sonra bir gün Ertuğrul'un "suçlu", Ertuğrul'un mezarında anma için toplanan annesi ve iki yeğeni ile birlikte toplam 20 kişinin de "suçluyu öven kişiler" olduğuna kanaat getirilip haklarında iki yıla kadar hapis cezası istemli dava açılır.
[Binbir zorlukla kurulan YARSAV'ın (Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin) Adalet Bakanlığı girişimiyle kapatılmaya çalışıldığı bir zamanda, Ertuğrul Karakaya'nın ODTÜ-DER (ODTÜ Öğrencileri Kültür ve Dayanışma Derneği) adlı 'örgüte (!)' üye olmakla 'suçlanması' oldukça ironiktir]
"Suç"un, "suçlu"nun ve "övgü"nün yargılanıp aklanacağı ya da mahkûm olacağı bu davanın ilk duruşmasında söz sırası 73 yaşındaki anne Ayşe Karakaya'ya gelir: Onu ne çok sevdiğini, nasıl büyüttüğünü, ne şartlarda okuttuğunu, nasıl yamalı pantolonla Ankara'ya gönderdiğini anlatır... Nasıl dört tahta içinde ölüsünün kendisine teslim edildiğini... 29 yıl boyunca mezarlığa gidişini, mezarlıkta sanki 'canını' görür gibi oluşunu... Mezarlık eğlence yeri değildir, orada ana kuzuları yatıyor, ciğeri yananlar ağlıyor, madem ki yasaktır der, yazsınlar mezarlık kapısına!!!
08 Haziran 2007... Mahkeme, birtakım evrakların istenmesine karar vererek duruşmayı erteler. Tarihin cilvesine bakın ki, duruşmanın bırakıldığı gün Ertuğrul Karakaya'nın öldürülüşünün 30. yılına denk geliyor. Mahkemenin istediği evrakların içinde Ertuğrul Karakaya'nın otopsi raporları da vardır. Ertuğrul'un ölümünden 30 yıl sonra, onun otopsi raporundan fal açacağız hep birlikte. İç organları parçalanmış mı? Kurşun sırtından mı girmiş yoksa göğsünden mi? Süngü yarası, dipçik izi arayacağız, 30 yıllık kağıtlara ve Ertuğrul'un hep 22 yaşında kalacak olan fotoğraflarına bakarak... Ölümünden 30 yıl sonra... 8 Haziran 2007'de...
...30 yıl önce ben, 77 Haziran'ında, yedi yaşında, Azdavay'da, siyah önlüğümde kırmızı kurdelem, okumayı ve yazmayı sökmüş olmanın gururuyla evime dönüyordum...
...30 yıl önce eşim, 77 Haziran'ında, dört yaşında, Salihli'de, öğretmen babasının omuzlarında, Ertuğrul'un cenazesine gidiyordu...
...30 yıl önce siz, "lütfen hatırlayın", kaç yaşında ve neredeydiniz? Hatırlayın ve "unutmayın ki" bir daha bu ülkenin muktedirleri, 30 yıl sonra sevdiklerimizin hatırasını kirletmeye çalışmasınlar...

CEM ALTIPARMAK: Avukat, İzmir Barosu

1. Edip Cansever
2. ODTÜ'nün kuruluşunun 50. yılı, Bellek Dizisi
3. www.odtumd.org.tr/bellek/dizi/14_subat.pps