90'ların gücü adına

90'ların gücü adına
90'ların gücü adına
90'ların harika çocuklarından Ozan Çolakoğlu da albüm yayımladı. '01' adlı bu albüm tam bir star'lar geçidi ve iyi. Ama Volga Tamöz'ün 'Tam 90'dan'ı için aynı şey geçerli değil
Haber: NAİM DİLMENER - naimdilmener@gmail.com / Arşivi

Geç de olsa da oldu işte, yeniden 90’ların peşindeyiz. Albümler, partiler, müzikaller, filan. Yeniden o Özallı günlerin tam ortasındayız. Dışardakiler, 90’ları en az iki kere elden geçirdiler bugüne kadar. Almanya gibi “nostalji esiri” ülkelerde ise, üç hatta dört etti turların sayısı. Biz ise hep arkadan geliriz ya, bu sefer de öyle oldu. Gerçi erken uyanan radyocular, DJ’ler olmadı değil. Ahmet Kamil Taşkın ve Cüneyt Asi Duru mesela, 90’ların şarkılarından radyo programları, partiler yapmayı, 2000’lerin ilk yıllarında akıl etmiş, planlamışlardı. Ama işte, tekil istek ya da öngörüler çok da para etmiyor bizde. Bir şeyin “ciddi bir hareket” haline gelebilmesi için, ille de herkesin birden işin içine atlaması, karışması gerekiyor.
Bu sefer öyle oldu. ‘90-60-90’ adlı bir müzikal ya da gösteri hazırlandı, radyolar 90’lar için özel saatler, programlar ayırdı, bar ve kulüplerde partilerin bini bir para ve en mühimi, o yılların önde gelen müzisyenleri, o yılların isimleriyle albümler toparlayıp yayımlamaya başladılar. Yani, çanak çömlek geç ama tam patladı. 

Hadi bakalım kolay gelsin
Bu alandaki ilk iyi örnek (Ozan Doğulu’nun yaptıklarını “iyi” kabul etmemiş olmamız, herhalde kimseyi şaşırtmamıştır) İskender Paydaş’tan gelmişti birkaç ay önce. 90’ların harika çocuklarından Paydaş, ‘Zamansız Şarkılar’ adlı albümünde, poptan rock’a, Mirkelam’dan Kenan Doğulu’ya kadar çok sayıda 90’lar unsurunu yan yana getirmiş ve “Bu kadar karışık bir malzemeden bütünlüğü olan bir albüm çıkmaz” diyenleri de yanıltmıştı. Yaptığı albümün hem bütünlüğü vardı, hem de yeni bir sound (en azından yeni bir pop biçimi) öneriyordu.
Geçtiğimiz günlerde, 90’ların bir başka harika çocuğu Ozan Çolakoğlu da albüm yayımladı. ‘01’ adlı bu albüm tam bir star’lar geçidi. Tarkan, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Sertab Erener, Göksel başta olmak üzere, çok sayıda büyük isim, Çolakoğlu için yan yana gelmiş. Çok da normal. Tarkan’ın Tarkan olmasının başta gelen sebebidir Çolakoğlu. Yaratıcı müzisyenlerin başında gelen Çolakoğlu, hem her yaptığını iyi yapmışlardandır hem de geleceği iyi okur. Bir tek ‘Metamorfoz’ zamanı bu özelliğinden saptı denebilir ama o albüme, onun da itirazları olduğu, zaten daha sonraları kulaktan kulağa duyulmadı da değil.
‘01’ boydan boya iyi bir albüm; hiç kötü şarkı yok. Hep aynı şarkıyı söyler gibi duran Yalın’ı bile ortalamanın üzerinde bir yere çekmiş Çolakoğlu. İyiler de kendi içlerinde daha iyi, en iyi gibi tasnif edilebilir. Ajda Pekkan mesela, 2003’teki ‘Sen İste’den beri, en iyi vokal performansını sergilemiş ‘Ben Yanmışım’da. Pekkan orta halli bir şarkıyı, doğru ve kendisine çok yakışan bir vokalle yukarılara taşımış, hatta uçurmuş… 90’ların kült şarkısı (Sezen Aksu’nun) ‘Hadi Bakalım’ını ise Tarkan söylemiş bu sefer. O güzelim şarkı, daha da güzel, daha da çekici hale gelmiş. Bu yaz muhtemelen hep Tarkan ve Ajda Pekkan dinliyor olacağız dört bir yanda: “Ben yanmışım… hadi bakalım.” 

Kınasız bebekler
Bazen iyi bazen de kötü şeyler, hatta bazen çok iyi bazen de çok kötü işler yapmış Volga Tamöz’ün ‘Tam 90’dan’ albümü ise iyi bir albüm değil. Bütünlük filan zaten yok da, “karışık bir albüm” olarak da iyi değil, karmakarışık.
Ama 90’lara damga vurmuş çok sayıda ismi yan yana getirmiş olması da az bir başarı sayılmaz. Sibel Alaş, Tayfun, Ferda Anıl Yarkın gibi dün var bugün yok isimlerden tutun da, hâlâ faal Yonca Evcimik, Serdar Ortaç, Mustafa Sandal, Demet Sağıroğlu gibi isimlere kadar, neredeyse bütün 90’lar resm-i geçitte.
Yarına kalan hiçbir şey
Tamöz, Paydaş ve Çolakoğlu’ndan çok Ozan Doğulu anlayışına yakın durmuşlardan. Çokça gündelik unsur, hafif bir teneke tadı, bir parça da “Kulüplerin altını üstüne getirelim” anlayışıyla derdiği, çattığı şarkıların, bütün bu “sentez”i arayıp duranlarca yaz boyu baştacı edileceği kesin. Ama yarın ya da sonrasına ne kalır derseniz eğer, pek fazla bir şey değil. Biraz Demet Sağıroğlu (Kınalı Bebek), biraz da Mansur Ark (Sana Demedim mi) belki. Çünkü bu iki isim de, her şart altında kendileri olabiliyor, gölgelenmeyi yıkabiliyor ya da kırabiliyorlar. 90’ların farklı sound/ritim avcısı Mansur Ark, özellikle zıpkın gibi.
90’lar da biraz buydu zaten. Çokça kötü isim ve kötü şarkı, çok az da iyi. Ve kötüler, iyilerin yüzü suyu hürmetine yer edinebildi. Böylelikle de fırtına, bir patlamaya dönüştü. Şimdi bulunduğumuz nokta bize şunu da söyletebilir ama: “90’lar iyiymiş ya…” Değildi. Ama 2000’ler ve sonrası öyle feci ki, nispi de olsa bir iyilik varmış gibi görünüyor.
01, Ozan Çolakoğlu, DMC
Tam 90’dan, Volga Tamöz, Poll Production