Adalet için dertleşelim

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birçok ülke geçmişiyle ilişkilerini yeniden düzenlemek konusunda değişik yöntemlere başvurdu. Geçmişi anlamak, tedavi etmek, onarmak üzerine kurulu bu yöntemler dünyanın çeşitli köşelerinde yandaş bulurken Türkiye...
Haber: SEVCAN KARCI / Arşivi

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birçok ülke geçmişiyle ilişkilerini yeniden düzenlemek konusunda değişik yöntemlere başvurdu. Geçmişi anlamak, tedavi etmek, onarmak üzerine kurulu bu yöntemler dünyanın çeşitli köşelerinde yandaş bulurken Türkiye, eğilimlerin aksine kolektif hafızanın bozulmasına neden olacak her türlü yüzleşme isteğini şiddetle bastırdı. Devletin, itaati sağlamak için kurguladığı en büyük yanılsamamız Diyarbakır Cezaevi'nde gömülü. Geçmişimizle gerçek bir bağ kurabilmek, mağdurların haklarını iade etmek, sorumluları ortaya çıkarmak, Diyarbakır'ı anlamak için 78'liler Derneği Diyarbakır Cezaevi Gerçeklerini Araştırma Komisyonu'nu kurdu. Bu komisyon, 12 Eylül'ün Diyarbakır'da mağdur ettiği insanların tanıklıklarını dinlemeyi, bu tanıklıklardan yola çıkarak sorumlulara ve 12 Eylül'ün gerçeklerine ulaşmayı amaç ediniyor.
Yöntemimiz dertleşmek
Geçmişle yüzleşmek için doğru yöntemimizi ancak bu süreci yaşarken bulacağımızı düşünmek yanlış olmaz. Ve bu yöntem büyük olasılıkla dünya deneyimlerinden çok farklı olacaktır. 12 Eylül sabahı gittiğimiz Diyarbakır'da gördüm ki, Diyarbakır Cezaevi mağdurları sadece konuşmak ve dertleşmek istiyor. Ama onlar konuştukça, insanın boğazına öyle bir yumru oturuyor ki, onu ne tükürebiliyorsunuz ne de yutabiliyorsunuz. 12 Eylül döneminde yaşanan vahşeti kitaplardan okumakla, bir insanın yüzünden okumak arasında çok büyük bir fark var, bu farkı ancak Diyarbakır Cezaevi mağdurlarıyla dertleşerek görebiliriz. Diyarbakır'da çok büyük bir yas var. Toplum bu yasa ortak olmadıkça, anlamadıkçada, bu mağduriyet giderilmedikçe, toplumsal barış ve adaletin sağlanmasının mümkün olmayacağı açık. O gün, Diyarbakır Cezaevi'nin önünde tedirgin bir kalabalık vardı. Kimi, cezaevinin önünde bir kısmı Kürtçe yapılan basın açıklamasını dinlerken şaşkınlık içindeydi; muhtemelen duvarın öteki yanında 27 yıl önce sadece Kürtçe konuştukları için maruz kaldıkları korkunç eziyetleri anımsadıklarından. Kimi cezaevinden çıktığından beri ilk defa cezaevinin önüne gelmişti. Özellikle cezaevinden çıktıktan sonra ilk defa cezaevinin önüne gelen mağdurları dinlediğimde anladım ki, bu komisyon çok büyük bir köprü görevi görebilir. Mağdurların kendi geçmişlerindeki boşluklar dolmadan, geçmişleriyle bugünleri arasına köprüler kurulmadan, sızıları dindirilmeden toplumsal barış ve adaletin gerçekleşmesini beklemek yanlış olur.
Bireysel devrimler yapalım
Diyarbakır Cezaevi'nin koğuşlarından yükselen sesler hâlâ duyulabiliyorken, henüz özür dilemeye vaktimiz varken, vicdanlarımızı yüzleşmeye davet etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Geçmişle yüzleşmek, hesaplaşmak tarihe dönüp bakmak belli noktalardan kesmek ve aslında tarihi değiştirmek, geleceği dönüştürmenin asli unsurudur artık. Geleceği aklamak için önce geçmişi öğrenmeye karar vermeliyiz ve bunu ancak pişman olmayı göze aldığımızda başarabiliriz. Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan, gündelik ve bireysel devrimlerdir. Bireysel devrimlerimizi gerçekleştirmekte ne kadar geç kalırsak, nüfus cüzdanlarımızın da bir o kadar ağırlaşacağı ve taşınamaz hale geleceği kanısındayım. Bireysel devrimimi gerçekleştirmek adına atacağım ilk adım, nüfusa kayıtlı olduğum Manisa'nın Kula İlçesi'ndeki "Kenan Evren Mahallesi"nin adının değiştirilmesi talebinde bulunmak olacak. Bu tip sembolik hak iadeleri, manevi tatminler olmadan geçmişle hesaplaşma metodlarının sağlıklı yürümesini beklemek yanlış olur. Bu nedenle de, Diyarbakır Cezaevi'nin tıpkı Ulucanlar Cezaevi gibi müzeye dönüştürülmesi için yapılacak çalışmaların mağdurların sızılarının dindirilmesi için dev bir adım olacağını düşünüyorum.
"Tarihten bir sayfa çevirmeden önce onu okumak zorundayız". Açık yüreklilikle toplumsal bir dertleşme süreci oluşturmadan, tarihimizle yanlış ilişki kurarak daha fazla yol alamayız. Geçmişle yüzleşmeyi kendine dert edinmiş her türlü oluşuma destek vermeye başlamamızın dertleşme sürecinin temelini oluşturduğunu düşünüyorum. Bu sürece destek vermeye hazır olanlar, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlarla ya da 12 Eylül'ün insan hakları ihlalleriyle ilgili anlatacakları olanlar, dertleşmek isteyenler lütfen 78'liler Derneği'yle irtibata geçsinler. www.78liler.org

SEVCAN KARCI: GSÜ, yüksek lisans