Aktan, Schabas ve çeviri manevraları

Orhangazi Ertekin'in "Milliyetçilik, ırkçılık ve Gündüz Aktan" başlıklı güzel yazısına bir katkı yapmak istiyorum.
Haber: AYŞE HÜR / Arşivi

Orhangazi Ertekin'in "Milliyetçilik, ırkçılık ve Gündüz Aktan" başlıklı güzel yazısına bir katkı yapmak istiyorum. Bilindiği gibi Aktan'a göre soykırımın tek nedeni, yani hukuki deyimiyle saiki "ırkçı nefret" olduğu için ve de Osmanlı'da Ermenilere karşı ırkçı nefret olmadığı için "Ermeni Soykırımı" diye bir şey katiyen olamaz. Nitekim Aktan'a göre dünyada, 1948 Soykırım Sözleşmesi'ne uygun tek soykırım Holocaust, yani Yahudi Soykırımı'dır. Osmanl'ıda ırkçı nefret var mıydı yok muydu konusunu başka bir yazıya bırakıp soykırım sadece ırkçı nefretle olur iddiasına göz atalım.
4 Mart 2006 tarihli Radikal'de "Hukuk öğreniyorlar (1)" başlıklı yazısında Taner Akçam'ın Birikim dergisinde yayınlanan "Soykırım Suçunda Kasıt Unsuru Konusunda Bazı Notlar" (Kasım 2005, S.199) başlıklı yazısını eleştiren Aktan, "hukuken geçerli soykırım kavramını anlamak için, Nuremberg Mahkemesi ilkeleri 6 (c), BM Genel Kurul Kararı 96 (1) ve Lemkin'in yazdıklarını bir tarafa bırakmak lazım. Zira sözleşmedeki soykırım tanımı, daha öncekilerden farklı ve çok daha dar" diyerek konuyu güçlü olduğunu düşündüğü bir alana çekmeye çalışır.
1945'te, Londra'da imzalanan Nuremberg Askeri Mahkemeleri Tüzüğü'nde esas olarak "barışa karşı suç", "savaş suçu" ve "insanlık suçu" olarak üç suç türü tanımlandığı ve "soykırım suçu"ndan söz edilmediği için, Aktan'ın uyarısı haklı görünüyor ama halen kullandığımız "soykırım" teriminin mucidi ve 1948 Soykırım Sözleşmesi'nin mimarı Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin'in yazdıklarını bir tarafa bırakması gayet manalıdır. Çünkü Lemkin'in yazdıkları Aktan'ın hoşuna gidecek türden değil.
Bilindiği gibi ilk olarak 1933'te Madrid'de yapılan bir konferansa sunduğu tebliğde Lemkin "Barbarlık Eylemi" (Acts of Barbarity) olarak tanımladığı bir suç türünün uluslararası hukuka dahil edilmesini isterken, önerdiği suçun hangi saikle işlenmiş olması gerektiği konusunda şunu söylemişti: "İlk ve her şeyden önce, (politik, dini vb.) hangi nedenle olursa olsun, etnik, dini veya sosyal gruba karşı yönelmiş imha etme eylemlerini göz önüne alalım; örneğin katliam, pogrom, bir kolektifin üyelerinin ekonomik varlığını yok etmek vb." (Bkz. http://www.preventgenocide.org/lemkin/index.htm) Yani Lemkin, Aktan gibi düşünmüyor ve soykırım için politik, dini herhangi bir saikin olabileceğini ileri sürüyordu.
Eylemin amacı
1944'te Lemkin "soykırım" kavramını ilk defa tanıttığı eserinde suçu tanımlarken özel olarak herhangi bir saik unsurundan bahsetmedi. Grubun grup olarak hedef alınması ve imhasının amaçlanmasını yeterli gördü. Saik (motive) yerine de eylemin amacından (objective) söz etti. Soykırım suçunun amacını ise "grubun politik ve sosyal kurumlarının, kültürünün, dilinin, ulusal duygularının, dininin ve ekonomik varlığının yok edilmesi" olarak tanımladı. (Bkz. R. Lemkin, 'Axis Rule in Occupied Europe: Laws of Occupation-Analysis of Government-Proposals for Redress', Washington, D.C.: Carnegie Endowment for International Peace, 1944, s. 79.)
BM'nin 9 Kasım 1946 tarihli oturumunda, Panama, Hindistan ve Küba tarafından sunulan ve Lemkin tarafından yazıldığı ileri sürülen önergede, soykırım suçunun "ırk, din, politik ve diğer grupların kısmen veya tamamen imha edilmesiyle" meydana geldiği kabul edilirken, kararda soykırımın hangi saiklerle yapılmış sayılacağı konusunda da açık bir ifade yer alıyor ve saik olarak "dini, ırksal, politik veya başka nedenler" sayılıyordu. Tasarı Lemkin'in de üye olduğu alt komisyonlardan geçtikten sonra 9 Aralık 1948 tarihinde BM Genel Kurulu tarafından Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi adıyla kabul edildi. Daha giriş kısmında, "BM, tarihin her döneminde soykırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul eder..." diyerek, Holocaust'tan başka soykırım tanımayan Aktan'ı doğrulamayan 1948 Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesi, "Soykırım, ulusal, etnik, ırksal veya dini grubu, kısmen veya tümüyle, yok etmek kastıyla, a) Grup üyelerini öldürmek, b) Grup üyelerine ciddi bedensel ve zihinsel zarar vermek, c) Grubu, fiziksel varlığını kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler almak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek" der. Bundan anlaşılacağı gibi maddede herhangi bir neden veya saik (ırkçı, politik, dinsel, vb.) tanımı olmayıp önemli olan, "bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak" kastının (intent) olmasıdır. Yani, Sözleşme "ırkçılık" ile "soykırım" arasındaki ilişkiyi dışlamadı ama Aktan'ın yaptığı gibi "zorunlu ve biricik" bir ilişki de kurmadı. (Lemkin 1949'da CBS televizyonuna verdiği mülakatta, kendisini esinlendiren olayın Holocaust değil 1915 Ermeni tehciri olduğunu açıklamıştı. Bu konuyla ilgili olarak 24.10. 2004 tarihli Radikal İki'de yayınlanan "Talat Paşa'dan soykırıma" başlıklı yazıma bakılabilir.)
Gündüz Aktan, aynı konuya devam ettiği 7 Mart 2006 tarihli "Hukuk öğreniyorlar" (2) başlıklı yazısında, ırkçılıkla soykırım arasında kurmaya çalıştığı "zorunlu ve biricik" bağı desteklemek için uluslararası üne sahip hukukçu W. Schabas'tan şu alıntıyı yapıyor: "Soykırım, niteliği itibarıyla birçok iştirakçinin işbirliği yaptığı kolektif bir suçtur. Genelde devletin yönettiği bir cürümdür. Örgütleyicileri ve plancılarının, hep birlikte, ırkçı veya (ırk temelli) ayrımcı yani soykırımcı bir saike sahip olmaları gerekir. Bunun olmaması halinde soykırım da olamaz. (Irkçı) (n)efret saiki, soykırım planının, dolayısıyla soykırım kastının ayrılmaz kanıtını oluşturur".
Schabas ne demiş?
Bu cümlelerin, Aktan'ın kafasındaki soykırım şablonuna çok uyduğu açıktır. Ama acaba Schabas gerçekten böyle mi demiştir? Aktan'ın alıntıladığı paragrafın İngilizce aslı şöyledir: "The organizers and planners must necessarily have a racist or discriminatory motive, that is, a genocidal motive, taken as a whole. Where this is lacking, the crime cannot be genocide. Evidence of hateful motive will constitute an integral part of the proof of existence of a genocide plan, and therefore of a genocidal intent" [William A. Schabas, 'Genocide in International Law', (New York: Cambridge University Press), s. 255.]
İngilizce bilenler gayet rahatlıkla Gündüz Aktan'ın Türkçe çeviriye fazladan parantez içinde (ırk temelli) ve (ırkçı) sözcüklerini eklediğini görecektir. Böylece, Schabas'ın "racist or discriminatory" (ırkçı veya ayrımcı) ifadesi ile "hateful motive" (nefret saiki) ifadesi, Türkçeye "ırk temelli ayırımcı" ve "ırkçı nefret" olarak çevrilmiştir. Parantez içine konmuş ifadelerin Aktan tarafından eklendiği konusunda en ufak bir uyarı bile olmadığı için okur, doğal olarak uluslararası saygın bilim adamı Schabas'ın da aynen Aktan gibi, "soykırım olması için ille de ırkçı saik olmalıdır" dediğini düşünmüş olmalıdır.
Olayın evveliyatı olmasaydı, mükemmel İngilizce bildiğinden kuşkumuz olmayan Aktan'ın, önyargılarının esiri olarak ifadeyi yanlış anladığını bile düşünebilirdik, çünkü diğer ihtimal gerçekten çok vahim bir ayıba işaret ediyor. Gündüz Aktan, bu yazılardan sadece iki ay önce, 4-6 Ocak 2006 tarihinde, Ankara Barosu tarafından düzenlenen Dördüncü Hukuk Kongresi'ne bir tebliğ sunmak üzere gelen Schabas'a söz konusu kitabın konuya ilişkin en faydalı kitap olduğunu söylediğinde Schabas, Aktan'a "kitabın daha ilk cümlesi 20. yüzyılın üç büyük soykırımı olarak Tutsi, Yahudi ve Ermeni soykırımları olduğunu söylediğine göre, siz kitabımı baştan sona okumamış olmalısınız" diye cevap vermiştir. (Schabas'ın bu konuşmayı anlatan mektubunun ilgili bölümleri, Taner Akçam tarafından birikim dergisinin Nisan 2006 tarihli 204. sayısında yayınlandı.) Dahası Schabas, kongrede yaptığı konuşmada Yugoslavya ve Ruanda ceza mahkemelerinin kararlarından örnekler vererek, 1948 Soykırım Sözleşmesi'ndeki tanımın uygulanma alanının genişletildiğini söyledikten sonra, "Son olarak ve belki de hepsinden önemlisi, soykırım kavramı, grubun fiziki olarak imha edilmesi konusunda bir kastın bulunduğunun şüpheli olduğu durumlarda bile, örneğin zorla yer değiştirmeyi de içeren eylemleri kapsayacak şekilde, hayatta kalan grupları içine alacak tarzda genişletilmiştirBunların [soykırımın kavramının alanının genişlemesi örneklerinin] hiçbirisi 20. yüzyılın en büyük soykırımlarından birisi olan Türkiye'deki 1915 Ermeni katliamlarını inkar etmek için uğraşanların işini özel olarak kolaylaştırmayacaktır" demiştir. Görüldüğü gibi Gündüz Aktan, bizzat şahidi tarafından hem "ırkçılık" ve "soykırım" arasında kurmaya çalıştığı zorunlu ilişki konusunda, hem de 1948 Sözleşmesi'ndeki "dar" tanımın geçerliliği konusunda yalanlanıyor. Ama, Aktan'ın henüz ne Schabas'ın bu sözleri hakkındaki fikrini ne de Schabas'tan yaptığı çeviriye itinayla eklediği "ırk temelli" ve "ırkçı" ifadelerinin amacını açıklamadı. Halbuki merakla bekliyoruz...