Alkışı hak eden bir meslek

Hemşirelik henüz hem toplumumuz hem de diğer sağlık çalışanları arasında yeterince tanınmamış ve hak ettiği yeri alamamış bir meslek.
Haber: GÖNÜL BODUR / Arşivi
ŞEYDA ÖZCAN / Arşivi

Hemşirelik henüz hem toplumumuz hem de diğer sağlık çalışanları arasında yeterince tanınmamış ve hak ettiği yeri alamamış bir meslek. Fakat bu ay içinde hemşirelik mesleğinin önündeki pek çok engeli kaldıran, tarihi diyebileceğimiz önemli bir adım atıldı. 15 yıldır süren kesintisiz mücadele sonuç verdi. 53 yıl önce yapılan ve bu yıla kadar geçerliliğini koruyan hemşirelik kanunu değişti. Türk Hemşireler Derneği'nin yorumu ile, "2 Mayıs 2007 tarihinde yürülüğe giren 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu 50 yıl sonrasını kapsayacak bir öze sahip. Bu nedenle değerini anlamak, kabul etmek ve sahip çıkmak gerekir. Hiçbir şekilde onaylamadığımız halde kapsamına son dakikalarda girmesini engelleyemediğimiz bazı hükümlerine ve değişikliklere rağmen..." Bugüne kadar kazanılmış hakların korunmasını da garanti altına alan hükümleriyle Hemşirelik Kanunu'nun, sağlık hizmetlerinin belkemiğini oluşturan bu meslek grubuna yeni ufuklar sağlayacağına inanıyoruz.
Hemşirelik, sağlık bilimini hasta bakım sanatıyla bütünleştiren, yüksek eğitimle temellenen rol ve sorumlulukları olan bir sağlık bilimi ve sanatıdır. Günümüzde hemşirelik itibarı gittikçe artan ve gençler tarafından da tercih edilen bir meslek. Hemşireliğin ülkemizdeki gelişimine baktığımızda meslek içinden gelen değerli hocaların katkıları açıkça görülür. Hemşirelik Yüksekokullarını kurarak, sayısız öğrenci yetiştiren Fahrinnüsa Seden, Prof. Dr. Eren Kum, Prof. Dr. Perihan Velioğlu gibi değerli bilim insanlarına meslek üyeleri ve toplum çok şey borçludur.
Semahat Arsel'in penceresinden
Bu yazımızda hemşirelik mesleğine farklı bir şekilde adım atan, hemşire olmamasına rağmen an az bir hemşire kadar bu mesleğe hizmet eden Semahat Arsel'in penceresinden bakacağız. Bazı ülkelerde ve ülkemizde şahıslar vakıf kurar, fonlar oluşturur, üniversite açar. Ama Arsel'in hemşireliğe yaptığı katkı bunların ötesinde.
Hemşireliğin ülkemizdeki gelişiminin ve profesyonelleşme sürecinin yakın tanığı, destekleyicisi ve aynı zamanda toplum tarafından da tanınan bir isim olan Semahat hanım, hemşirelik ile tanıştığı ilk yılları anlatırken şunları söylüyor: "1947 yılında Amerikan Kız Koleji'nde arkadaşımın annesinin de içinde bulunduğu birkaç kişi Amerika'da hemşirelik eğitimi almış ve Türkiye'de bir hemşirelik komitesi kurulmuştu. Yurtdışıyla bağlantıya geçilmişti ve Florence Nightingale adı altında açılacak okulun şantiye çalışmaları devam ediyordu. Beni de oradaki toplantılara çağırıyordu. Her toplantıya önceleri onun hatrına katılıyordum. Derken 1949'da hastalandım. Ne olduğu anlaşılamayınca yurtdışına gittim. Birçok doktor ve hemşire tanıdım. Oradaki hemşirelerden çok etkilendim, kendi ülkemde bunun sağlanması için çalışmalara destek vermeye karar verdim. O günden itibaren bu konuda önemli çalışmalar yürütüyoruz". Hemşirelik mesleğinde lisans eğitimi temel alınsa ve yüksek öğretim yaygınlaşsa da, eğitimde sorunlar hâlâ tam olarak halledilmiş değil. Semahat Arsel ülkemizde bu konudaki sıkıntıları ve Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu'nu kurma gerekçelerini şöyle anlatıyor: "Bugünkü şartlarda temel eğitim sadece üniversitelerde yürütülmekle birlikte Sağlık Meslek Liselerinin hemşirelik bölümlerinin açılması zaman zaman gündeme geliyor. Bu eğitim açısından büyük bir olumsuzluk. Köklü hemşirelik yüksekokullarının eğitim programları ve eğitim kadroları epeyce iyi. Ancak sağlık yüksekokullarının çoğunda altyapı yetersiz ve eğitim programları standardize değil. Bu da ülkemizde hemşireliğin bakım kalitesini düşüren önemli sorunlardan biridir. Biz özel bir üniversite olarak hemşirelik yüksekokulunu açarken gerek bina, donanım, eğitim materyalleri, kütüphane vb. hizmetleriyle gerekse eğitimci kadrosuyla iyi bir örnek oluşturmaya çalıştık, bunu da başardığımız kanaatindeyim".
Arsel'e göre çalışma ortamlarındaki olumsuzluklardan biri de farklı eğitim alan kişilerin hemşire kadrosunda çalıştırılması. Yanlış istihdamların yanı sıra uzmanlaşmanın yetersizliği de önemli bir sorun. Bununla birlikte lisansüstü eğitim aldıktan sonra eğitim aldığı branşta çalışamayan hemşirelere de çok rastlanır. Arsel, Türk Hemşireler Derneği'nin (THD) öneminden bahsediyor: "1954'ten beri politik nedenlerle devlet hemşirelik mesleğine belli bir düzen vermedi, vermek istemedi. Onların algılamaları ve tarzları değişikti, biz de hemşire liderlerin organize olmalarının önemine inandık. Son üç senedir Prof. Saadet Ülker ve ekibi organize olup seçimi kazandılar. Biz de Saadet Hanım'ın çalışmalarını beğendiğimiz için onları destekledik. Şimdi muntazam bir şekilde teşkilatlanıp üye topluyorlar. YÖK Başkanı'na, Hacettepe Üniversitesi'ne gittiler, ben de onların yanında oldum. En büyük şansın AB kriterleri olduğunu düşünüyorum. Burada hemşirelerin örgütlenirken daha duyarlı olmaları gerektiğini ve hemşire liderlerin de tüm meslek üyelerini kucaklayan bir liderlik sergilemeleri gerektiğini düşünüyorum".
Yeni yasanın kazandırdıkları
Hemşirelik Kanunu çalışmaları, 1991'den beri, Prof. Dr. Saadet Ülker liderliğinde, Prof. Dr. Sevgi Oktay, Doç. Dr. Aytolon Yıldırım başta olmak üzere bir grubun yoğun çabaları ile süregeldi, nihayet bu yıl sonuçlandı. Yeni yasanın Meclis'te kabul edilmesiyle hemşirelik eğitimi lisans düzeyine çıkarılıyor, yaş sınırı ve cinsiyet ayırımı ortadan kaldırılıyor, böylece erkeler de hemşire olabiliyor, hemşirenin görev tanımı mesleki amaçlara uygun olarak düzenleniyor, lisansüstü mezunların uzman hemşire olarak çalışabilecekleri hükmü yer alıyor, başhemşire ve yöneticilik görevleri için yüksek lisans mezunlarına rüçhan hak tanınıyor, hemşirelerin serbest çalışma hakkı korunuyor, özellik arz eden birimlerde çalışanlara yetki belgesi verilmesi hükme bağlanıyor, hemşireliğe eşdeğer eğitim gören sağlık memurları yasa kapsamına alınıyor, hemşirelik alanlarında çalışan ve görevlerine devam etmek isteyen ebelerin aynı görevde ne şekilde kalabilecekleri hükme bağlanıyor, kazanılmış haklar saklı tutuluyor.
Son söz olarak Hemşirelik Kanunu çalışmalarında yıllarca emek veren THD başkanı Prof. Dr. Saadet Ülker'e ve ekibine teşekkür ediyoruz. Hemşirelere kanunlarına ve bu kanunla kazandıkları haklara sahip çıkmaları için sesleniyoruz. Ülkemizde hemşireliğe yaptığı ve yapacağı değerli katkıları için Semahat Arsel'e şükranlarımızı sunarak, toplum genelinde hemşirelik için benzer duyarlılığın oluşmasını diliyoruz.
GÖNÜL BODUR: İÜ Florence Nightingale Hemşirelik YO, öğrenci
ŞEYDA ÖZCAN: Yard. Doç. Dr., İÜ Florence Nightingale Hemşirelik YO, öğretim üyesi