Amerikan kapitalizminin krizi yakın

Şubat ayında Şanghay borsasında yaşanan ani düşüş, dünya borsalarında yeni bir kriz ihtimalini hızla gündeme getirdi.
Haber: AHMET İNSEL / Arşivi

Şubat ayında Şanghay borsasında yaşanan ani düşüş, dünya borsalarında yeni bir kriz ihtimalini hızla gündeme getirdi. Mali piyasalarda herkesin gayet iyi bildiği ama unutmak için herkesin büyük çaba gösterdiği bir olgu vardır. Borsada artış hiçbir zaman sürekli olmaz. Büyük artışları sık aralıklarla küçük "düzeltme düşüşleri" ve daha geniş aralıklarla büyük krizler izler. Böylece mali piyasalarda yaratılan zenginliğin önemli bir bölümü duman olur. Devrevi borsa krizleri, mali ekonominin şişen balonunun patlamadığı ve geleneksel makroekonomi değerleriyle (üretim, istihdam, dış ticaret ve ödemeler dengeleri, enflasyon) mali piyasa değerleri arasındaki uçurumun kapandığı anlardır. Mali kapitalizm, bu evrensel bilginin sürekli bilinçaltına atılması, "yatırımcıların" aklına düşmemesi için kurduğu çeşitli düzeneklere sahiptir. Bunların içinde en etkili olanları, kendileri de büyük ölçüde borsa balonlarıyla varlıklarını şişiren büyük medya patronlarının yayın organlarında yayımlanan piyasa haberleri ve genellikle büyük bankaların kredi satış stratejilerine tabi, çalışan risk notu belirleme kuruluşlarıdır. Piyasalar denilen o müphem yaratığın arkasında piyasa davranışı üreticileri vardır.
Günümüz egemen ideolojisiyle gözü kararmamış, dimağı dumura uğramamış bütün gözlemciler, bugün mali kapitalizmin, kendi spekülatif mantığıyla için için kemirilerek, krize gireceği anın yakın olduğunu teslim ediyor. Bunun birkaç ay mı yoksa birkaç yıl içinde mi olacağı konusu sadece belirsizliğini koruyor. Görünen o ki, bugün ABD'de toplam servetin yüzde 32'sine sahip olan ve nüfusun yüzde 1'ini oluşturan insanların keyfi yakında biraz kaçacak. İnsan olan insanın buna bir nebze bile üzülmesi söz konusu olamaz. Kriz sadece bunlarla sınırlı kalsa ve bu zümrenin bütün varlığını silip süpürse, zil takıp oynanacak bir gelişme bile olur bu. Ama esas hırpalanacaklar, emeklilik için biriktirdiği küçük tasarrufu ve emeklilik fonlarındaki paraları buhar olup uçacak olan ve ABD'de toplam servetin sadece yüzde 3'üne sahip olup nüfusun yarısını oluşturanlar olacak. Böyle bir kriz bugün ABD'de kapının arkasında bekliyor.
Şanghay borsası sallantısını takip eden günlerde, esas kriz riskini ABD ekonomisinin taşıdığının işaretleri daha açık biçimde gelmeye başladı. Bu kez mali piyasalarda çok büyük düşüşlere yol açma ihtimali yüksek olan gelişmenin tetikleyicisinin, gayrimenkul sektöründe son yıllarda yaşanan spekülatif balonun sönmesi olacağı kanısı yaygın. Hatta eski FED başkanı Greenspan, ABD'de gayrimenkul krizi merkezli büyük bir mali piyasa çöküşünün yakın ihtimal dahilinde olduğunu söylediğinden beri, yeni FED Başkanı vargücüyle "piyasalara" güven aşılamaya çalışıyor. Ama FED, geçtiğimiz günlerde, 2007 büyüme hızı öngörüsünü, uzun yıllardan beri görülmeyen ölçekte değiştirip yüzde 3,5'tan yüzde 2,2'ye düşürmek zorunda kaldı.
Riskli ipotek kredileri
Piyasa ekonomisinin hafızasız aklını, sürü içgüdüsünü ve tedavisi mümkün olmayan eşitsiz bilgi ortamında sahneye konan manipülasyonları anlamak için herhalde iktisat aklını terk etmek gerekiyor. Hem antropolog hem de yapay zeka uzmanı olan Paul Jorion, 10 yıl önce yerleştiği ABD'de, kredi sektöründe fiyat oluşumları üzerine yaptığı uzmanlık faaliyetlerinden edindiği bilgilerle, geçtiğimiz ay bir kitap yayımladı. Kitabın başlığı, 'Amerikan kapitalizminin yeni bir krizine doğru mu?' Jorion, ABD'de bireysel ve toplu borçlanmaların akıl almaz oranlara ulaşmasına dikkat çekerek, bunun yakında nasıl bir büyük krize yol açabileceğini, mali piyasa aktörlerinin davranış biçimlerini, karar alma süreçlerindeki mantıklarını ve kıstaslarını içerden inceleyerek öngörmeye çalışıyor.
Jorion'a göre, yaklaşan Amerikan ekonomisi krizinin sorumlusu üçte bir oranında borsa, üçte iki oranında ise gayrimenkul spekülasyonu olacak. Çünkü ABD'de hanelerin son yıllardaki servet artışının yüzde 40'ı borsa, yüzde 60'ı ise gayrimenkullerin değerlenmesinden kaynaklanmış. Geçmiş borsa krizlerine benzeyen bir dizi eğilimin yanında, Jorion iki yeni kriz odağına dikkat çekiyor. 1990'ların yeni ekonomisinin yıldızları olan "yükselen firmalar"ın yükselişlerinin önemli bir bölümünün, bankaların da suça iştirak ettikleri, bilançolardaki kayıt oyunları ile gerçekleşmesini mümkün kılan etmenler, detaylı biçimde incelediği birinci konu. Kitapta ele alınan ikinci kriz etmeni, gayrimenkul piyasasında spekülatif balonunun daha hızlı şişmesine yol açan, riskli ipotek kredileri. Nitekim son günlerde piyasa yorumcularının hemen hepsinin gündeminde de bu "subprime mortgage" adı verilen, borcunu ödeyememe riski yüksek kişilere verilen, yüksek faizli ipotekli gayrimenkul kredileri var.
Son 10 yılda, ABD'de ev sahibi olanların oranı yüzde 65'den yüzde 69'a çıktı. Bu artışın yarısı, borcunu ödeyememe riski yüksek olan kişilere, artan oranlı faizle ipotekli ev kredisi veren kredi kuruluşları sayesinde gerçekleşti. Bugün ABD'deki toplam gayrimenkul kredilerinin yüzde 13'ü bu tür riskli kredilerden oluşuyor. Bu riskli kredi portföyünün toplam hacmi 10 trilyon dolar. Gayrimenkul fiyatlarının sürekli artmasına güvenen küçük finans kuruluşları, kredi borcunu ödeyememe riski olanların, en son tahlilde evini daha yüksek fiyata satarak borcunu ödeyebileceği hesabını yaparak, ortalama faizlerden genellikle dört puan daha yüksek ve geri ödeme zorlukları başlayınca artan oranlı faizlerin devreye girdiği ipotekli kredileri peynir ekmek gibi dağıttılar geçtiğimiz yıllarda. 2006'da Amerikalıların ev yatırımları düşmeye başlayınca, krizin kapısı da aralanmış oldu. Geçen yıl 1,2 milyon gayrimenkul kredisi ABD'de ödeme zorluğu göstermiş. Bir önceki yıla oranla bu sayı yüzde 42 artmış. Özellikle ana paranın ödenmesi zamanı gelince, kredi borcunu ödemeyen kişi sayısında baş döndürücü bir artış gözleniyor. Bugün ABD'de satışa sunulan ve alıcı bulmayan dört milyon ev var.
Zincirleme kriz
Esas tehlike, bu alenen riskli kredileri veren firmaların, risklerini paylaşmak için, bu kredileri tahvile çevirerek, mali piyasalarda satıyor olmaları. Böylece, büyük bankaları, ABD borsasını ve dolayısıyla diğer küresel borsaları sarsacak bir zincirleme kriz ihtimali yüksek ve yakın bir tehlike olarak kapıda duruyor.
2007 başında, Kaliforniyalı yüksek riskli ipotekli gayrimenkul kredisi firması Ras Mae Morgage iflas etti. Bu firmaya kredi veren HSBC, duruma geçici olarak el koyup bu firmayı alacak birinin ortaya çıkmasına kadar kredi vermeye devam edeceğini ilan etti. Şu anda, HSBC, Barclays, UBS gibi bankalar, bu tür kuruluşlara çok fazla kredi vermiş durumda ve bunları bilançolarında yeteri miktarda şüpheli alacaklı statüsüne koymadıkları için risk altındalar. İflasın eşiğinde olan ve sadece 2006 yılında 40 milyar dolar, risk faizli ipotek kredisi vermiş olan New Century Financial'ın arkasında da alacaklı bankalar var. Geçtiğimiz aylarda iflas eden Ownit Mortgage Solution, Mortgage Lenders Network gibi bölgesel finans kuruluşları da büyük bankalara borçlular.
Bu tür riskli ipotekli kredilere dayanan tahvillerin izlendiği Asset-Basked Securities endeksi, şubat ayında bu tahvillerin dörtte birinden fazlasında ödeme sorunu olduğunu gösterdi. Endeks değerinin son bir ayda baş döndürücü düşüşü, bazı gözlemciler tarafından yaklaşan büyük krizin esas ilk tetikleyicisi olarak yorumlandı.
Böyle bir gayrimenkul spekülatif balon sönmesi, onbinlerce yeni ev sahibinin evlerini yok pahasına satıp buna rağmen borçlu durumda kalmasına yol açacak. Bu durumda, bireysel iflas patlaması yaşanması bekleniyor. Diğer yandan, evlerini ipotek edip bankadan kredi alan ve bununla borsada oynayan "yatırımcılar"ın da benzer biçimde iflas etmesi bekleniyor. Bunun anlamı ise, GSYİH'nın yüzde 70'inin iç tüketimden kaynaklandığı ABD ekonomisinde büyük bir durgunluğun başlaması demek.
1997-1998 yıllarında Asya krizinin başlamasının birincil sorumlusu olarak addedilen spekülatif fonlardan (hedge funds) yüksek risk faizli ipotek kredilerinin daha endişe verici olduğuna, National Association of Business Economics'in geçtiğimiz günlerde yayımlanan kısa bir değerlendirme dikkat çekti. Jorion, önce kredi kartı, ardından ipotekli kredi alanında başlaması muhtemelen böyle bir ödeme krizinin, bankaların kârlılık oranlarını başaşağı düşürerek, hisse senedi fiyatlarının düşmesine yol açacağını, bunu ev fiyatlarında yaşanacak büyük bir düşüşün izleyeceğini, böylece neoliberal ekonominin neden olduğu büyük bir krizin ABD ekonomisinden dünyaya salgılanma olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.
Bu durumda FED'in de yapacağı fazla bir şey yok. Üstelik, ABD ekonomisinin ulaştığı rekor dış ticaret açığı ve borçlanma seviyeleri nedeniyle, doların değerinin belirlenmesinin FED kadar, belki ondan daha fazla, uzak Doğu Asya bankalarının elinde artık. Kısacası, "piyasanın görünmez eli"nin Tanrı'nın sevgili kulları oldukları için kendilerini hep koruyup kollayacağını sanan Amerikan sofu inanışının, dünyayı sürükleyeceği yeni bir krizin çatırtıları duyuluyor. Jorion, böyle bir krizin, Konfüçyanizm, Taoizm ve Budizmin bambaşka ve hiç de sofu olmayan akılcılığının dünyaya hakim olmaya başlamasının miladı olabileceğini ima ediyor. Belki, Emmanuel Todd'un 2002'de yayımlanan kitabında iddia ettiği gibi, ABD imparatorluğunun dağılma evresine giriyoruzdur...