Ankara'ya Güz geldi

İstanbul Emek Sineması'nda filmekimi tam gaz devam ediyor. Ama işin en iyi tarafı, bu filmlerin İstanbul'la sınırlı kalmaması. Ankara Sinema Derneği'nin Radyo ODTÜ desteğiyle düzenlediği film+/Ankara Güz Festivali...

İstanbul Emek Sineması'nda filmekimi tam gaz devam ediyor. Ama işin en iyi tarafı, bu filmlerin İstanbul'la sınırlı kalmaması. Ankara Sinema Derneği'nin Radyo ODTÜ desteğiyle düzenlediği film+/Ankara Güz Festivali, 25 Ekim-8 Kasım arasında gerçekleştiriliyor ve filmekimi programındaki yapımları da kapsayan zengin bir programı Ankaralı izleyiciye sunuyor. Etkinliğin gerçekleştirileceği Ankapol Sineması iki hafta boyunca hem gözde yönetmenlerin son işlerini, hem Venedik, Berlin, Cannes'dan seçkileri hem de klasik filmleri ağırlayacak.
Yönetmenlerin yeni filmlerinin yer alacağı programın başlığı "Sinema Şimdi!". İstanbul'da halen devam eden filmekimi'nin programındaki son Emir Kusturica filmi Bana Söz Ver, Kim Ki Duk'un Nefes'i ve Julian Schnabel imzalı Kelebek ve Dalgıç Giysisi bu bölümde. İtalya'nın geçen sene Oscar'a aday gösterdiği, Charlotte Gainsbourg'un başrolünde olduğu Emanuele Crialese filmi Nuovomondo/Yeni Dünya bölümün bir başka dikkat çekici filmi. Cannes Film Festivali'nde jüri büyük ödülü sahibi The Mourning Forest/Yas Ormanı da Güz Festivali sayesinde Ankaralı seyircinin karşısında.
Zaten Cannes fatihleri çeşitli vesilelerle program kapsamında. Örneğin festivalin "Belirli Bir Bakış" bölümünde gösterilen Bando da Güz Festivali'nin "Sinemanın Genç Yetenekleri" başlıklı bölümünde. İsrailli Ezran Kolirin'in filmi, İsrail'e davet edilen Mısırlı bir polis bandosunun başına gelenler üzerine. Bölümdeki bir diğer genç yönetmen Juan Carlos Falcon, Ölenin Arkasından Konuşulmaz adlı komedisinde hazetmedikleri komşularının ölümünün ardından bayram eden bir grup yaşlı kadını perdeye getiriyor. Dusan Milic'in Berlin Film Festivali'nde gösterilen Gucha/Trompet'i eleştirmenlere göre deli dolu bir Balkan komedisi. Denis Dercourt'un La Tourneuse de pages/Sonraki Sayfa'sı ise uzun zamandır yolu gözlenen, seyircisine soğuk terler döktürmeyi vaat eden bir Fransız gerilimi. Jorge-Sanchez Cabezudo'nun La noche de los girasoles/ Ayçiçeklerin Gecesi eleştirmenlerin övgüyle söz ettiği, sıkı bir gerilim. Bölümde daha tanıdık bir isim de mevcut. Oyuncu Julie Delpy -yine filmekimi'nden- ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi 2 Days in Paris/Paris'te İki Gün'de Adam Goldberg ve Daniel Brühl'le kamera karşısına da geçiyor.
Latin Amerika'ya özel
Latin Amerika sineması, özel bir bölümün sahibi. "Latin Amerikan Rüzgarı" başlıklı bölümde Brezilyalı Karim Ainouz'un O ceu de suely/Satılık Aşk'ının kahramanı, mücadele halinde güçlü bir kadın. Arjantinli Adrian Ceatano, geçen sene Altın Palmiye için yarışan Cronica de un fuga/Bir Kaçışın Güncesi'nde cunta döneminden bir hikâyeyi, Meksikalı Francisco Vargas El Violin/Keman'da gerilla hareketine destek veren müzisyenlerin yaşadıklarını aktarıyor. Şilili Matias Bize'nin En la cama/Yatakta'sı, bir otel odasını mesken tutan ve tek gecelik bir aşk yaşayacakken birbirlerine açılan çifti konu alan, kayıtsız kalınmayacak bir yapım.
"Klasikler" bölümünün en öne çıkanlarından biri, kuşkusuz Wong Kar Wai başyapıtlarından Chungking Ekspres. Tarkovski'nin Solaris'i, Tony Gatlif'in Çılgın Yabancı'sı, Carlos Saura imzalı Besle Kargayı, Maruzio Nichetti'nin Uçmak İstiyorum'u ve Alfred Hitchcock imzalı Patricia Highsmith uyarlaması Trendeki Yabancılar, Costa Gavras'ın İtiraf ve Sıkı Yönetim'i Ankara Güz Festivali vesilesiyle beyazperdede seyredilebilecek diğer klasikler. Eisenstein'ın 1924 yapımı Grev'i ise Türkiye'de ilk kez beyazperde yüzü görüyor. Sinemanın gidişatına yön veren klasiklerden Grev'i beyazperdede görmek de Ankaralıların şansı.