Anket anket söyle bana...

Son zamanlarda bütün sorularımızın cevaplarını anketlerde aramak gibi bir alışkanlık geliştirmişe benziyoruz. Özellikle gazeteler internet siteleri üzerinden böyle bir "hizmet"i üstlenmiş gibiler.
Haber: SEDA KALEM / Arşivi

Son zamanlarda bütün sorularımızın cevaplarını anketlerde aramak gibi bir alışkanlık geliştirmişe benziyoruz. Özellikle gazeteler internet siteleri üzerinden böyle bir "hizmet"i üstlenmiş gibiler. Zaman zaman da elektronik postalar üzerinden bazı anketler yollanıyor ve bu anketler ulaştıkları kişilere oylamaya katılmaları durumunda Türkiye'nin o anda gündemini meşgul eden konularla ilgili olarak, halkın ne düşündüğünü yetkililere gösterebilecekleri vaadinde bulunuyor. Bu hizmet bir nabız yoklama aktivitesi şeklinde kendini sunduğu içindir ki tartışmalara halkın
"gerçekten" ne düşündüğünü ortaya çıkarmak suretiyle bir son nokta koyma iddiasını da barındıryor adeta. Demokrasinin "yanılmaz" bir çehresidir bu anlamda.
Bu anketlerde dikkati çeken en önemli özellik ise ankete katılan kişi sayısının çokluğuna yapılan vurgudur. Katılımın on binler hatta zaman zaman yüz binler ve milyonlar ile ifade edildiği bu anketler "Türkiye"nin ne düşündüğünü sayısal olarak güçlü bir çoğunluğun tercihini yansıtarak ortaya koyma iddiasındadır. Ancak burada özellikle sosyal bilimcileri rahatsız edecek bir durum ortaya çıkıyor. Öncelikle bu tür anketlerde, katılan kişi sayısından öte esas önemli husus bu kişilerin nasıl belirlendiği ve genel nüfusu temsil etme kapasitesine sahip olup olmadıklarıdır. Birkaç bin kişi ile gerçekleştirilmiş bir anket de bilimsel yöntemlerle hazırlanmış, doğruluğu ve güvenilirliği test edilmiş olduğu sürece toplumun genel eğilimlerini temsil etme kapasitesine sahip olacaktır. Bir diğer önemli husus da şudur ki istatistik biliminde bir çalışmanın örnekleminin büyümesi çalışmanın temsil kabiliyetinin de aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Elbette burada bir milyonluk genel nüfus içinde yüz kişilik bir örneklemin de temsil kabiliyetinin yüksek olacağı iddia edilmiyor. Ancak şu da istatistiksel bir gerçektir ki, birkaç bin kişilik bir örneklem bir milyonluk genel nüfusu da on milyonluk hatta yüz milyonluk genel nüfusu da temsil etme kapasitesine sahiptir (örneklem doğru seçildiği sürece). Sayılarla ifade etmek gerekirse, hata payının artı-eksi yüzde üç olarak alındığı bir çalışmada, istatistiksel olarak bir milyonluk genel nüfusu temsil edecek örneklem büyüklüğü 1066'dır. Aynı hata oranı geçerli tutularak, bu örneklem büyüklüğü 10 milyonluk ve de 100 milyonluk genel nüfuslar için de 1067 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla nüfus 10 milyona ya da 100 milyona çıkınca bir anda örneklemin büyüklüğünün de 10 kat ya da 100 kat artması gibi bir gereklilik yoktur. Burada önemli olan örneklemin seçilme biçimi ve temsil kabiliyetidir.
İnternet istatistikleri
Bu durumda internet ortamında gerçekleştirilen bu anketler üzerinden ulaşılan kişi sayıca çok olsa dahi, anketlerin temsil kabiliyeti bilimsel açıdan kuşku uyandırıyor. Bu anketler her şeyden önce internet kullanıcılarına ulaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2005 verileri Türkiye'de internete bağlı herhangi bir araca (kişisel bilgisayar, taşınabilir bilgisayar, el bilgisayarı, cep telefonları vb.) sahip olan hane oranının yüzde 8,66 olduğunu gösteriyor. Aynı veriler internet kullanıcı sayısını 6,712,496 kişi olarak gösteriyor. Bunun yanısıra gene TUİK'in toplamış olduğu verilere göre internet kullanıcılarının belli bir sosyo-ekonomik profili olduğunu söylemek mümkündür. 2005 yılına ait verilerde internet kullanıcılarının ağırlıklı olarak ücretli/maaşlı çalıştıkları görülüyor (bu grubu öğrenciler takip ediyor). Gene aynı veriler ışığında Türkiye'de 16 yaş ve üstü kadınların yüzde 8,6'sının internet kullanıcısı olduğu, bu kullanıcıların ise yaklaşık yüzde 83'ünün 16-34 yaş aralığındaki kadınlar olduğu görülüyor. Erkeklere gelince durum biraz daha farklılaşıyor. 16 yaş ve üstü erkeklerin internet kullanma oranının yüzde 19 olduğu görülüyor, bu kullanıcıların da yüzde 74'ü 16-34 yaş aralığındaki erkekler. TUİK'in verileri ayı zamanda lise ve üstü öğrenim görmüş kadınlar ve erkekler arasında internet kullanıcılığının ciddi biçimde arttığını ortaya koyuyor. Örneğin, ilkokul mezunu kadınların yüzde 0,34'ünün internet kullanıcısı olduğu, bu oranın lise mezunu kadınlar arasında yüzde 27,14'ü, yüksekokul ve üstü eğitim almış kadınlarda ise yüzde 57,88'i bulduğu görülüyor. Erkek nüfusun içinde ise ilkokul mezunlarının yüzde 3,11'inin interneti kullandığı, bu oranın lise mezunu erkekler arasında yüzde 36,52, yüksekokul ve üstü eğitim almış erkekler arasında ise yüzde 65,67'ye ulaştığı ortaya çıktı.
Eksik temsil
İnternet kullanıcılarının profilini çıkaran bütün bu istatistiki veriler internet üzerinden yapılan anketlerin genel nüfusu temsil etme kapasitesinden uzak olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra bir başka problem de internet kullanıcısı olmak ile internet üzerinden bir ankete katılma davranışı arasındaki ilişkinin muğlaklığıdır. İnterneti kullanan kişilerin bir ankete katılmalarını belirleyen faktörlerin hiç kuşkusuz araştırılması gerekiyor. Gazetelerin internet sayfasında yer alan anketlere katılanların ne kadarı o gazetenin okuyucusudur, bu kişiler hangi anketlere katılır, hangilerine katılmaz, başka gazetelerin anketlerine de katılır mı gibi sorular üzerinden katılımcıların bir profili çıkarılabilir. Aynı durum gazetelere ait olmayan diğer internet anketleri için de geçerlidir aslında. Bu anketlere katılan kişilere anket bilgisi hangi yollarla ulaşmıştır, katılımcıların profili nedir gibi sorulardan alacağımız güvenilir cevaplar ışığında anketlerin bilimselliğini ve temsil kabiliyetini değerlendirebiliriz. Bir nokta da soruların soruluş biçimiyle ilgili. Anketlerin tarafsız sunulması, sorulan sorunun cevabını içinde barındırmaması, soruların yönlendirici olmaması gibi özellikler anketin güvenilirliği açısından çok önemlidir. Bu faktörler de göz önünde bulundurulduğunda bu geniş çapta katılımın sağlandığı internet anketlerinde genel eğilim basit bir evet-hayır sorusu sorma ve katılımcıları evet'e ya da hayır'a götüren faktörleri dışlama (ki bu eğilim tam da Türkiye'nin toplumsal siyasetinin cepheleşme eğilimiyle de örtüşüyor) yönündedir. Hal böyle olunca da, temsil kabiliyeti sorgulanır bir topluluğun, ne sebepten dolayı evet ya da hayır cevabı verdiğini anlayamadan anket sonuçları geneli yansıtırcasına aksettiriliyor. Bu sonuçların güvenilir, halkın nabzını yoklamış ve geri kalan kişiler için aydınlatıcı olma gibi iddiaları da çoğu zaman ankete katılan kişi sayısı ve de internet ortamının demokratik yapısına vurgu yapılarak sağlamlaştırılıyor.
Şüphesiz ki anket yaparak düşünceleri, deneyimleri, beklentileri ve/veya eğilimleri ortaya çıkarmak sosyal bilimlerin en sık başvurulan ve bilimsel esaslara uygun olarak gerçekleştirildikleri sürece en güvenilir kantitatif veri toplama yöntemlerinden biridir. Burada esas olan anketin yapılış şekli, katılan grubun temsil kabiliyeti, sorulan soruların biçimi ve içeriği gibi faktörleri esas alarak veri toplamaktır. İnternet üzerinden yapılan anketlerin de bu esasları mümkün olduğunca dikkate alması ve şekil itibariyle dikkate alamadığı durumlarda da (örneğin internet üzerinden katılımcıların çeşitliliğini sağlamanın zorluğu) anketin bu eksikliğini kabul etmesi ve iddialarını ona göre kurması gerekiyor.
SEDA KALEM: İstanbul Bilgi Üni., İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araş. Mrk.
Görüşlerinden ötürü Ayşe Zarakol'a teşekkür ederim.