Annemin yüzü

Hep yorgun insanlardır anneler. Yorgun bakışlı kadınlardır onlar. O küçük canavarlarının uykusuz geceleri ile başlayan sabahlamaları gözlerinin altında sessizce birikirken, yüzlerinde bir "anne yüzü" oluşmaya başlar yavaş yavaş.
Haber: FERİDE CİHAN GÖKTAN / Arşivi

Hep yorgun insanlardır anneler. Yorgun bakışlı kadınlardır onlar. O küçük canavarlarının uykusuz geceleri ile başlayan sabahlamaları gözlerinin altında sessizce birikirken, yüzlerinde bir "anne yüzü" oluşmaya başlar yavaş yavaş. Ve bebek canavarlarının yetişkinliğine ve hatta geç yetişkinlik evrelerine kadar şekillenmeye devam eder bu yorgun "anne yüzü". Çocukların kocaman bir insan oluncaya kadar geçirdikleri tüm evreleri annelerinin yüzlerinde saklıdır.
Yorgun ve endişeli yüzler. O en mutlu günlerinde bile az da olsa mutlaka bir tedirginlik, mutlaka bir bilinmezlik, mutlaka bir huzursuzluk eşlik eder en sevinirkenki hallerine. Çocuğunuzun ilk okula başlama sevincini nasıl bir eğitim alacağı kaygısı, okul mezuniyetlerine karışan gelecek kaygısı. Ve nihayet bir düğün sevincine ayrılığın hüznünün karışmasıdır annelik. Ama bu hep böyledir. En büyük mutlulukların bile endişeyle gölgelendiği bir coşku ile yorgun sevinçler yaşamaktır annelik.
Bir de çocuklar ile savaşlar vardır. Anne-kız savaşları. En uzun, en kanlı, en acımasız ve en kötüsü hiçbir zaman yeneni ve yenileni olmayan kıyasıya iktidar savaşları. Birbirlerinden asla vazgeçemeyecek olan, birbiri için deliren iki kişinin birbirini delirtme aşamasına gelen amansız savaşları. Genç kızlık döneminin dev dalgaları, sert rüzgarları ve bazen de dondurucu soğukları ile çarpışırken hep ayakta kalmayı başarmaktır annelik...
Erkek çocukları ile ayrı bir savaşın ortasındadırlar. Anne-oğul savaşları. Bu belki de kızları ile olan savaştan daha yorucudur çünkü bu savaşlara ayrı bir cephede "baba" da katılır. Bazen bu iki cepheden birden üstüne ateş açılır ve bazen da birbirlerini vurmasınlar diye yorgun bedenini siper eder bir diğerinin önüne.
Annelik yaşadığı sürece hiç "finiş"i olmayan bir maraton koşusudur. Bazen yorgunluktan nefes nefese kalsanız ve hatta ölecekmiş gibi olsanız da hiç duraksamadan ve dinlenmeden koşmak zorundasınızdır. Daha mutlu çocuklar için daha çok, daha çok koşmalısınız.
Ancak ne gariptir ki bu yorgun "anne yüzleri" sadece ve sadece anne olanlar tarafından hissedilebilinir. Sadece anne olanlar birbirlerindeki bu "anne" yüzünü görebilirler. Kilolarca botoksun bile silemediği bu annelik yorgunluğunun izlerini anne olmayanlar göremezler. Ben anne olduktan sonra gördüm annemin yüzündeki "o yorgun anne yüzünü". Bütün yorgunluğuna rağmen hiçbir estetik müdahalenin başaramadığı en güzel yüz, yine mutlu bir annenin yüzüdür... Göz çevrelerindeki yorgun çizgiler çocuğuna umutla bakan bir annenin gözlerindeki pırıltıyı asla örtemez. En güzel makyajlarını yapmış gibilerdir çocuklarına gururla, sevinçle ve umutla bakarken.
Bugün anneler günü.
Lütfen annenizin yüzüne biraz daha dikkatli bakın.
Ne görüyorsunuz?