Antalya'da tarihi kültürel merkez gerçeği

Şubemizin 2004 Yerel Seçimleri öncesinde yayınladığı raporlardan birisi 'Tarihi Kültürel Merkez' başlıklıdır ve Antalya tarihi kent merkeziyle ilgilidir.

Şubemizin 2004 Yerel Seçimleri öncesinde yayınladığı raporlardan birisi 'Tarihi Kültürel Merkez' başlıklıdır ve Antalya tarihi kent merkeziyle ilgilidir. Bu raporun birçok bölümünü de kapsayan, aşağıda sıkça belirteceğimiz bölgede Büyükşehir Belediyesi'nce başlatılan proje çalışmaları da Odamızca izlenyor ve katkıda bulunuluyor. Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Turizm Teşvik Yasası kapsamında Antalya il sınırların içerisinde ilan edilen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri'ne dava açıyor. (Sayın Hasan Üstün bu gibi konularla hiç ilgilenmiş midir?) Yukarıda belirttiğimiz alan da Bakanlar Kurulu tarafından Kültür Turizm Gelişim Bölgesi ilan edildi. Bu bölgenin Kültür Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilmesi aşamasında, Büyükşehir Belediyesi ile (kamuoyunda yansıdığı şekliyle) Sivil Toplum Örgütleri ve Odamızla birlikte çalışmalar yapılması ve yine birlikte karar verilmesi halinde yasal yollara başvurmayacağımız konusunda görüşmeler yapıldı. Büyükşehir Belediyesi'nin isteklerimize olumlu bakması nedeniyle yasal yollara başvurulmadı.
Büyükşehir Belediyesi'nce Kaleiçi, Yat Limanı, Balbey, Haşimişcan Mahallelerinde (Tarihi Kültürel Merkez) yapılacak çalışmalarla ilgili Büyükşehir Belediyesi ile protokol imzaladığımız da tüm Antalyalıların ve Mimarlar Odası örgütünün bilgisi dahilindedir.
H. Üstün'ün Radikal gazetesi ekinde çıkan yazısında bahse konu yapılar ve alan, Tarihi Kültürel Merkez dışında bağımsız olarak değerlendirilecek bir alan değildir. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nce oluşturulan Antalya Büyükşehir Belediyesi Projeler Koordinasyon Kurulu'nda, Odamız üç üye ile temsil ediliyor. Şehir Plancıları Odası'ndan bir temsilci, İnşaat Mühendisleri Odası'ndan bir yönetim kurulu üyesi, Ticaret ve Sanayi Odası'ndan ikinci başkan, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, ilgili Genel Sekreter Yardımcısı ve Büyükşehir Belediyesi İmar Danışmanı'ndan oluşan bu kurulun Kaleiçi, Yat Limanı, Kalekapısı, Cumhuriyet Meydanı, yazıdaki bahse konu alan, Balbey, Haşimişcan Mahalleleri ile Doğu Garajı'nı kapsayan bölgede uygulanacak ve projelerle ilgili olumlu ve uygun görüşü vardır. Ve Şube Başkanımız M. Osman Aydın da şubemiz adına bu kurulda bulunan üç üyeden birisidir. H. Üstün'ün iddia ettiği gibi Şube Başkanımız M. Osman Aydın hiçbir şekilde Büyükşehir Belediyesi ücretli ya da fahri "İmar danışmanı değildir, olmadı, olmayacaktır". Bu konudaki saptırma H. Üstün'ün kişiliğini ortaya koyması açısından önemlidir. Evet Şube Başkanı M. Osman Aydın, Kent Konseyi'nde uzun süredir Başkan Vekilidir. Ancak bu görevi atanmış olarak yapmıyor. Her defasında demokratik kitle örgütleri, sivil koplum örgütleri ve leslek odası temsilcilerinin bulunduğu 600 kişilik Kent Konseyi'nce ezici bir üstünlükle seçilerek yerine getiriyor. Koruma Kurulu'nda devamlı olarak Uzman Oda Temsilciliği yapmıyor, Şube Yönetim Kurulu her toplantı için ayrı bir temsilci belirliyor. Yine Şube Başkanımızın belediye başkan aday adayı olduğu dönemde hazırladığı raporlarda okullar ve hastane ile ilgili görüşü yoktur. Herhangi bir çelişki de söz konusu değildir.
Sözünü ettiğimiz Koordinasyon Kurulu'nca, bu projeler kapsamında bölgede tarihi, kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi, cephe düzenlemeleri, tarihi yapıların ortaya çıkarılması çalışmalarının yanı sıra kent merkezinin yayalaştırılması da düşünüldü. Cumhuriyet Meydanı'ndan Doğu Garajı'na, yine Cumhuriyet Meydanı'ndan Üçkapılar'a kadar olan yolların kademeli olarak yayalaştırılması kararı da alındı. H.Üstün'ün sözünü ettiği alan bölgenin çok küçük bir parçasıdır. Kentte Cumhuriyet Meydanı'ndaki Valilik Binasının yıkılması, tarihi Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu'na, okul restore edilerek taşınmasına şubemizce ciddi katkı verildi. Bütün bu çalışmalar yapılırken H.Üstün nerelerdedir?
Vakıf İşhanı'nın yıkılması bu bölgede yapılacak çalışmalarla tarihi Pazar Hamamı'nın, İki Kapılı Han'ın, Tek Kapılı Han'ın, bölgedeki sivil mimarlık örneklerinin açığa çıkarılması, Vakıf İşhanı'nın karşı sırasındaki dükkanların cephe düzenlemeleri ve sağlıklaştırmaların yapılması, okulların ve hastanenin yıkılarak bu alanın açık alan olarak düzenlenmesi, yeşillendirilmesi, bu alanın yaşamasına yönelik çok az yapı yoğunluğuna sahip kafeteryalarla desteklenmesi, Antalya kent merkezinin canlanmasında büyük katkısı olan, turistlerin her saat ziyaret ettiği salaş yapılarla hizmet veren Doğu Garajı'ndaki Altın Portakal esnafının, bu alanın altında yapılacak iki katlı çarşıya taşınması ("ülkemizin diğer kentlerinde yaşanan dönüşümlerin aksine amaç bu yapıların yerine rant tesisleri yapmak değil, meydan yeşil alan kazanımları ve yaşamın sürdürülmesine olanak sağlamaktır", esnafa başka bir yer bulunmaması halinde bu iki kat çarşı yapılmayabilecektir), yarışma sonucu elde edilen ve şu anda çarşıda barınan geleneksel el sanatlarıyla uğraşan esnafın yer alacağı Demirciler Çarşısı ve çevresinin bu alanlarla bütünleştirilmesi ile ilgili projeler hazırlandı.
Antalya'da son yıllarda kentin birçok alanında yeni ve büyük ölçekli alışveriş merkezleri inşa ediliyor. Ancak, kültürel açıdan bakıldığında, Antalya için geleneksel halk pazarlarının önemi günümüzde de yadsınamaz. Halk pazarı, nitelik olarak geleneksel esnaf ve müşteri ilişkilerini sosyokültürel süreklilik içinde devam ettiren, yerel halk ve turistlerin birlikte kullanacağı bir kentsel buluşma mekânı olarak tanımlanabilir. Bu nedenler ve bu amaçlarla Doğu Garajı alanının projeleri yarışma yoluyla elde edildi, geleneksel halk pazarı işleyişinin bu alanda korunması düşünüldü.
Alanla ilgili gelişmeler
1990'da Antalya kent merkezinde yer alan İnönü İlköğretim Okulu, İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi ve Doğumevi yapılarını da içine alan ve odamızın katkılarıyla düzenlenen "Antalya Kalekapısı Kentsel Planlama ve Tasarım Projesi" yarışması jüri başkanı Özcan Altaban'ın yazısıyla, yazı ekinde belirlenen yarışma alanının Antalya Koruma Kurulu'nca değerlendirilerek, yarışma katılımcılarını yönlendirici temel ilkeler ve esnekliklerin belirlenmesi ve Antalya Belediyesi'ne iletilmesi istendi. Kurulca ilgili yazıdaki bahse konu binaların tescillenmesine gerek görülmedi.
Antalya Belediyesi'nce, Eylül 1991 yılında Antalya Koruma Kurulu'na başvurularak, Kalekapısı ve Çevresi Kentsel Tasarım Proje Yarışması'nın sonuçlandığı, müellifçe 1/1000 ölçekli planların hazırlandığı belirtilerek, bu plandaki sit sınırlarına ilişkin gerekli kararın alınması istendi. Antalya Koruma Kurulu'nca, 1992 Ocak ayında söz konusu okullar ve sağlık tesisi yapısı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıkları olarak değerlendirilmedi, tescil edilen kentsel sit alanı veya etkileme geçiş alanı içerisinde yer almadı. Bu dönem Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve 2005'te Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca onaylanan 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda, Kent Merkezi Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi "Merkez Koruma ve Dönüşüm Alanları" olarak tanımlandı. Daha sonra bölge ile ilgili 1/5000'lik ve 1/1000'lik planlar hazırlandı. 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'nda, okulları ve hastaneyi kapsayan alana MGA (Merkez Gelişim Aksı) kararı getirildi; bu alan üzerindeki yapıların kaldırılması ve meydan, bodrum (yeraltı çarşısı gibi), otopark düzenlemesi öngörüldü. Bütün bu gelişmeler yaşanırken, okulların ve Vakıf Hastanesi'nin korunmasını isteyenlerden herhangi bir yasal yollara başvuru girişimi gelmedi. Bu aşamada Sayın H. Üstün nerelerdedir? Neden hukuksal yollara başvurmadı?
Söz konusu yapıların yerinde yapılan incelemesinde ve yapılar ile ilgili yapılan araştırmalar ve yazışmalar sonucu elde edilen belgelerden, İnönü İlköğretim Okulu yapısının 1946 yılında, iki katlı olarak inşa edildiği 1962 yılından itibaren yapıya fiziki müdahalelere başlandığı, 1965'te doğu bölümüne, 1982 yılında batı bölümüne kat ilaveleri yapıldığı, yine 1992 yılında yapıda kapsamlı bir onarım çalışması yapıldığı, İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi yapısının da 1942 yılında dönemin valisi Haşim İşcan tarafından iki katlı oturtma çatılı bir yapı olarak yaptırıldığı, ancak 1970'li yıllarda yapıya bir kat daha eklenerek çatının kaldırıldığı, çatının teras çatıya dönüştürüldüğü ve okul bahçesine ilave bir yapı daha yapıldığı, bugün Vakıf Hastanesi adı ile bilinen, Eski Doğumevi'nin 1946 yılında Antalya Güzelleştirme Cemiyeti tarafından inşa ettirilerek Sağlık Bakanlığı'na tahsis edildiği, 1987 yılında binada çeşitli onarım ve tadilatlar yapıldığı ve Akdeniz Sağlık Vakfı'nın kullanımına verildiği, özellikle kullanım amacı doğrultusunda önemli onarım ve tadilatlar gördüğü biliniyor. Koruma Kurulu kararında da belirlendiği gibi artık dönemin mimari özelliklerini taşımıyor.
Yukarıdaki bilgilendirmelerimiz ve yine, yukarıda açıkladığımız tarihi bölgenin Kültürel Merkez olarak hayata geçirilebilmesi, yaya ulaşımı, bölgenin algılanması, düzenlenmesi, sağlıklılaştırılması için Balbey Mahallesinin, Kalekapısı, Kaleiçi ve hatta Haşimişcan Mahallesi'yle Atatürk Caddesi üzerinden bütünleşmesi için bu yapıların yıkılması, kamulaştırmalar kolaylaştığında bu yapıların Kalekapısı'na doğru, yakınında bulunan binaların da (Vakıf İşhanı, Tekel, İş Bankası, Belediye İşhanı, vb.) şubemizce yıkılması gerektiği belirlendi. Kısacası şubemiz, konuyu iki okulun ve bir sağlık tesisinin yıkımı olarak görmüyor. Yukarıda tanımladığımız bölgenin, Tarihi Kültürel Merkez olarak yeniden ele alınması, aktif yeşil alanlarla da desteklenerek bütünleştirilmesi olarak görüyor.
Tek taraflı bilgilendirme
Doğan Kuban, Özcan Altaban, Cengiz Bektaş'ın görüşlerine gelince; şubemizce düzenlenen sempozyumda davetli olan bu bilim adamları, binalar ilk yapıldıkları kat ve özelliklerdeymiş gibi tek taraflı bilgilendirilerek rapor yazmaları sağlandı. Şubemizce bu raporlar engellenebileceği halde demokrasi anlayışımız gereği bu yola başvurulmadı.
H. Üstün'ün yazısında yer alan Dokuma konusunda da odamızın tavrı net oldu. Önce kamuoyu oluşturularak, Dokuma'nın özelleştirme kapsamında satışının engellenmesi ve kente kazandırılmasında önemli katkılar kondu, alanın inşaat emsali tek başına odamız girişimleri ile E= 1'den E= 0,60'a düşürüldü. İhalesiz veriliş şekline önce şubemizce tepki kondu. Dokuma alanının ön tarafındaki ana fabrika binası H. Üstün'ün ANFAŞ'a (fuarcılık şirketi) bağlı fuar alanı, yani ticari alan önerisinin aksine şubemiz katkılarıyla Modern Sanatlar Müzesi'ne dönüştürüldü.
Şubemizin hükümet ve belediye ile ilişkilerine gelince: Kıyı Yasası Yönetmeliği gibi ulusal konularda, yönetmelikte yapılan değişikliğe dava açılarak iptal ettirildi. Kentimiz için çok önemli olan 3500 dönümlük Lara Kent Parkı'nın ve kentimizin 2600 dönümlük akciğeri Vakıf Çiftliği'nin uluslararası ortaklı şirketlere tahsisinin engellenmesi için en önemli katkıların şubemiz ve başkanımızca konduğu Antalyalılarca biliniyor.
Antalya'daki Toprak Mahsülleri Ofisi alanının, üniversitenin karşısındaki Karayolları alanının değerlerinin çok altında bedelle satılmalarına, Belediye'nin katlı otoparkının ticari alana dönüştürülmesine, yine Büyükşehir Belediyesi'nce 100. Yıl Spor Tesisleri alanının bodrum katlarında da ticaret yapılmak kaydıyla blok boyu ve derinliği aranmayacak şekilde yapılan tüm işlemlere şubemizce dava açıldı. Antalya'nın en önemli turizm alanı Lara-Kundu bölgesinin Kültür-Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmesine yine şubemizce dava açıldı. Bütün bu gelişmeler yaşanırken bütün bu konulara kente duyarlı H.Üstün'ün duyarsız kalma nedeni kişisel olarak öne çıkamayacak olması olabilir mi?
Komplo teorisi
AKP'li Büyükşehir Belediyesi'nin kamu yararına aykırı plan değişikliği işlemlerine karşı bu kadar çok dava açan Mimarlar Odası Antalya Şubesi'nin ve başkanının rant yaratma operasyonlarında hangi sınıfı temsil ettiğini olsa olsa ancak H. Üstün anlayamaz ya da kavrayamaz. Hele kentteki hükümet uygulamalarına ve Büyükşehir Belediyesi icraatlarına dava açan, kamuoyu oluşturan bir şubeyi, "belediyeyle-uzman oda ittifakı" olarak suçlamaya H. Üstün'den başka kim inanır ve kalkışır ki? Hele bu şubeyi AKP hükümeti ile birlikte TMMOB'u içten yıkmaya çalışmak senaryosu ve/veya komplo teorisi ancak H. Üstün'den beklenilebilir.
H. Üstün'ün iddialarındaki, uluslararası sermayeye hizmet edecek kent patronları yaratacak rant şirketine gelince; ,ubemizin Olağan Genel Kurulu'nda alınan karar doğrultusunda Şube Yönetim Kurulumuzca Olağanüstü Genel Kurul 10 Şubat 2007 tarihinde yapıldı. Olağanüstü Genel Kurul'da birçok gündem maddesi vardır. Şirket kurmak için yapılmadı. H. Üstün'ün belirttiği şirket kurulmadı, ortak kaydı da yapılmıyor. Mimarlar Odası Antalya Şubesi'nin bütün çalışmaları şeffaftır, açıktır. Bizim Sayın H. Üstün'ün gazeteciliğini, öğretim üyeliğini ve bu çamur atma girişimlerinin kendisine sağlayacağı yararı sorgulama gibi bir niyetimiz yoktur. Ancak H. Üstün'ün bu davranışının gerekçesi kendisini unutturmamak ve önplana çıkarabilmek amacıyla ve olsa olsa, çamur at izi kalsın düşüncesiyle hareket ederek Antalya kamuoyunda kamu yararına yaptığı başarılı çalışmaları nedeniyle haklı bir yer edinen Mimarlar Odası Antalya Şubesini suçlayarak dikkatleri üzerine çekmek ve bu yolla kişisel rant elde etme isteği ve gündemde kalma içgüdüsü olabilir. Yukarıdaki konularda şubemizin çalışmaları ise her zaman her türlü araştırmaya açıktır.

Mimarlar Odası Antalya Şb. Yönetim Kurulu