'Asıl, Ermeniler bizi öldürdü'

'Asıl, Ermeniler bizi öldürdü'
'Asıl, Ermeniler bizi öldürdü'

Ermeni Hayır Cemiyeti Okulu.

Danimarka Kraliyet Kütüphanesi ile Ermenistan Büyükelçiliği, Kopenhag'da 'Ermeni Soykırımı ve İskandinav Tepkisi' sergisi açtı. Büyükelçiliğin protestosu üzerine Kütüphane, Türkiye'ye 'alternatif sergi' teklif etti ama...
Haber: BASKIN ORAN / Arşivi

Bir akademisyen arkadaşımdan geldi: “Baskın hocam, aşağıdaki mektubu Taner Akçam çok başarılı şekilde her tarafa yaydı. Siz bu mektubu okuduktan sonra mı imzaladınız, ben merak ettim.”
Çok az yerde çıktığı için olayı özetleyeyim: Danimarka Kraliyet Kütüphanesi ile Ermenistan Büyükelçiliği, 7 Kasım’da Kopenhag’da “Ermeni Soykırımı ve İskandinav Tepkisi” adlı bir sergi açıyorlar. T.C. Büyükelçiliği’nin protestosu üzerine Kütüphane “Sözde Ermeni Soykırımı” isimli bir “alternatif sergi” açılmasını da kabul ediyor. Benim de aralarında olduğum 37 Türkiyeli’nin imzaları, işte bu “alternatif” sergi olanağının verilmesini protesto ediyor. 

Mektubun özeti 

‘Ermenilere bu olanak verilmişse, Türklere de verilmesi doğaldır. Bu imzalar, Türklerin ifade özgürlüğünü engellemektedir.’ Böyle düşünenlerin olacağını bildiğim için bu yazıyı yazdım. Önce, imzaladığımız mektubu özetleyeyim: 1915 olayları hakkında iki farklı görüşün mümkün olduğunu düşünmek yanlış. Bir milyonun üzerinde Osmanlı Ermenisi yok oldu. Türk devleti tarihsel gerçekleri 90 yıldır inkar ediyor. Türk hükümetine verilen “alternatif sergi” olanağıyla, Hrant Dink’in 2007’de öldürülmesiyle doruğuna varan bu politikayı destekliyor ve Türkiye ’nin demokratikleşme çabalarını engelliyor olacaksınız. Ortadoğu ’ya demokrasi ve istikrar ancak tarihle hesaplaşabilecek rejimlerle gelebilir. Kararınızı bir daha düşününüz.
Epey tanıdık olan 37 imzayı bilmek isterseniz: Fikret Adanır, Taner Akçam, Ayhan Aktar, Cengiz Aktar, Cengiz Alğan, Ahmet Altan, Maya Arakon, Oya Baydar, Yavuz Baydar, Osman Baydemir, Murat Belge, Halil Berktay, İsmail Beşikçi, Hamit Bozaslan, İpek Çalışlar, Oral Çalışlar, Aydın Engin, F. Müge Göçek, Nilüfer Göle, İştar Gözaydın, Gençay Gürsoy, Ayşe Hür, Ahmet İnsel, Ayşe Kadıoğlu, Gülten Kaya, Ümit Kıvanç, Ömer Laçiner, Roni Margulies, B. Oran, Cem Özdemir, Esra Mungan, Sırrı Sakık, Betül Tanbay, Zeynep Tanbay, Turgut Tarhanlı, Ufuk Uras, Şanar Yurdatapan. 

Gelelim cevabıma 

Yazının bundan sonrası, arkadaşa yazdığım cevabın özetidir: Türk devleti böyle oldukça, T. Akçam’ın başarılı olmamasına imkan var mı? Devlet inkar bataklığına gün geçtikçe gömülüyor. Şimdi de 2015 yılına “hazırlanıyor”: Bir yandan Şubat 2012 Taksim’de “Piç Mitingi” yaparak, bir yandan da Azerbaycan diasporasıyla işbirliği halinde kampanya açarak. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın açıklamasına göre tanınmış film yıldızları vs. tutulacak, internete Türkiye yanlısı bilgiler yüklenecek, Türk diasporası örgütlenecek. Yani devlet, “en iyi müdafaa olarak saldırı”ya geçecek ve yapılması gerekenin tam tersini yapıyor olacak. Çünkü:
1) “Alternatif” serginin adı bile kireçlenmiş politikamızı yansıtıyor: “Sözde Ermeni Soykırımı”. Yine malum iki ezber okunacak: a) Ermeniler acı çektiyse, biz de çektik; mesela Balkan göçmenleri. b) Biz Ermenileri öldürmedik, onlar bizi öldürdü. Ve 1918-19’da Ermeni çetelerinin öldürdüğü Müslümanlara ait resimler sergilenecek. İşin kötüsü, bunları Batılıların yutması beklenecek. İnsanları aptal yerine koymak ayıptır ve koyana zararlıdır. Bırak ölü sayılarının fevkalade asimetrik oluşunu, her şeyden önce bu mukayese ayıptır: Çeteler çetedir, devlet devlettir. Çeteler cinayet işleyebilir, devlet cinayet işleyemez. Üstelik, 1918-19 cinayetleri, burada konumuz olan 1915’in intikamıdır. Onun için, 1915 hakkında iki farklı görüş olamaz.
2) Tartışma sadece, 1915’e giden süreç üzerinde mümkün. Süreç derken: Ben “soykırım” kullanmıyorum ve bu yüzden diasporadan bazıları bana “inkarcı” diyor; pek umurumdaydı. “Kırım” diyorum. Sebebi, Nazileri çağrıştırdığı için “soykırım”ın Türkiye halkına bazı şeyleri anlatmayı güçleştirmesi değil sadece. Sebep, Yahudi Soykırımı’na giden süreç ile 1915’e giden sürecin çok farklı olması. Birinci rezalet, daha Naziler iktidara bile gelmeden fevkalade inceden inceye planlandı. İkinci rezalet, Şubat 1914 Yeniköy Anlaşması’nın Osmanlı’yı (aynen 1878 Ayastefanos gibi) Rusya’ya karşı sorumlu tutmasının yarattığı “Moskof” paniğiyle İttihatçıların giriştiği bir kitlesel katliam oldu. Ama unutma ki her ikisinin sonuçları birbirine fevkalade benziyor. Almanya’da neredeyse Yahudi bırakılmadı, 1,5 milyonun üstündeki Anadolu Ermenisi de ( İstanbul dışında) iki elin parmakları kadar kaldı.
3) İmzalara çok dikkat et. İçlerinde şimdiye kadar Ermeni meselesine hiç imza vermemiş ve/veya 1915 rezaletine hiçbir zaman “soykırım” dememiş olanların büyük çoğunlukta olması ilginç gelmedi mi? Mesela profesörler T. Tarhan, N. Göle, A. Kadıoğlu, F. Adanır, A. İnsel. Mesela gazeteciler Y. Baydar, A. Engin. Türk devletinin akıl almaz inkarcılığı vicdanlı insanları o derece bezdirmiş olmalı ki, bu mektuba bu sefer bastılar imzalarını, mektubun konusu şartlanmış beyinlerin yanlış anlamasına pek müsait olduğu halde. Buradan anlamalısın. 

Sergi bize çok zarar verir 

4) Böyle “alternatif” sergiler açmaya tevessül etmek Türkiye için tam bir felaket. Çünkü inkarı sürdürme iradesini tekrarlar ve Ermeni diasporasının kinini daha da artırır. Dahası, üçüncü tarafları diasporaya destek vermeye iter, çünkü dünya 1915’te neler olduğunu, bizden farklı olarak, ilk günden beri biliyor. Derhal yapılması gereken şey, “Osmanlı döneminde savaş içinde vuku bulan bu hazin olaylar bizi de Ermeni kardeşlerimiz kadar üzmektedir” demektir.
Bana yazdığına ve benimle doğrudan konuştuğuna memnun oldum. Fakat bir de Türk yetkililere yazıp, şimdiye kadar bu feci politikayla ne netice aldıklarını, ülkeyi nereye götürmeyi düşündüklerini sormanı dilerim. Bilim insanı olarak sana yaraşan budur. Bir de, bu bildiriyi okumadan imzalayacağımı düşünmeni şaşkınlıkla karşıladım. Sen okumadan mı imzalıyorsun böyle şeyleri?