Avantürde ekmek var!

Avantürde ekmek var!
Avantürde ekmek var!
Tüm izleyicide yüzde 6-7'lik izlenme bandına yerleşen, 'Arka Sokaklar'ın yıllardır süren hükümranlığını alaşağı etmek üzere olan 'Kaçak'ın yeni örneklemle kanının tuttuğu da aşikâr
Haber: ORHAN TEKELİOĞLU* / Arşivi

Bu sezonun öne çıkan işlerinden ‘Kaçak’ın reytinglerdeki başarısını, Yeşilçam geleneğinden dizi anlatılarına aktarılan bir film türüne (genre) başvurmadan anlayamayız. Yeşilçam, hikayelerini biraz da halk mesellerinden (Malkoçoğlu’nu, Karaoğlan’ı hatırlayın) esinlenerek şekillendirdiği, süper kahramanlı, bol kavgalı, ergen esprileriyle bezeli bir türde film çekmeyi pek severdi. Sinema tarihinin ilk dönemlerinde çok popüler olan, egzotik ülkelerde, vahşi ormanlarda, “ilkeller”in dünyasında geçen “oryantalist” macera filmlerinin “yerelleştirilmiş” versiyonlarına “avantür” denirdi. Popüler çizgi romanların (bu konuda da bir sürü “yerelleşmiş” örneğe sahibiz) sinemada devam eden hâli gibiydi, halk arasında “vurdulu kırdılı” diye bilinen, bir türlü ölmeyen kahramanların düşmanlarını iki yumrukta yere serdikleri, üç kurşunla etrafa saçtıkları hüzünlü, romantik, komik tam tekmil maceralar. Böyle düşününce, günümüz dizilerinde de avantür mirasın güçlü etkileri hemen fark edilebilir. Örneğin ‘Kurtlar Vadisi’ni “propagandist” siyasal söyleminden soyutlarsak, bir avantür dizi olduğu ortaya çıkar. ‘Ezel’ ise, daha rafine bir üslupla kotarılan, günümüz dizilerinde avantürün nasıl kullanılabileceğini gösteren bir model gibi düşünülebilir.

Vadi replikası

‘Kaçak’a böyle bir çerçeveden bakıldığında, ‘Kurtlar Vadisi’nin siyasal olaylar ve “derin devlet” söylemiyle kurduğu marazi ilişkiler hariç, bir tür “Vadi replikası” olduğu bile söylenebilir. Dahası, ‘Kaçak’ın esas kahramanı Serhat’ı canlandıran Gürkan Uygun, ‘Kurtlar Vadisi’nde de Memati’yi oynamıştı. Tamam, Vadi’ye göre daha neşeli, daha esprili bir karakter Serhat ama özellikle aksiyon sahnelerinde “Mematileştiği”, ‘Kaçak’ izleyicisine Vadi’yi hatırlattığı aşikâr. Bu da yetmiyor, Serhat ve şürekâsının ikinci elemanı olan Dadaylı’yı, Vadi’nin ilk sezonunda Polat’ın en yakın arkadaşı Çakır’ı katleten Cerrahpaşalı Halit’i canlandıran Hasan Küçükçetin oynuyor. Üç kafadarın son elemanı Doktor’u ise, bu sefer bir başka kült diziden, bir tür polisiye-avantür diye de düşünebileceğimiz (tabii ki, dizi tarihine getirdiği içeriği ve yenilikleri saklı tutarak söylüyorum) ‘Behzat Ç.’den Hayalet karakteriyle tanıdığımız İnanç Konukçu canlandırıyor. Böylece, daha önceki rollerin çağrışımları da düşünüldüğünde, bir “avantür-dizi” için müthiş bir kast yaratılmış da oluyor. Hikaye, son yılların en popüler dizi teması olan “intikam”a odaklandığından daha da renkleniyor. Serhat’ın intikam anlayışında neredeyse bir “ziyafet” tadı var, düşmanlarını bir anda öldürmek yerine süründürüyor. Dizi yazma mantığı bakımından en “bereketli” olanından, uzattıkça uzatan, “sündüren” bir senaryosu var ‘Kaçak’ın. Serhat, intikama bir türlü doymuyor.

Doyulmaz intikam

Hikaye çok tanıdık zaten, Vadi’de Polat yeraltı dünyasına sızan bir istihbarat ajanını canlandırıyordu, aynı minvalde Serhat da, ünlü bir mafya ailesine sızan polisi canlandırıyor. Daha doğrusu, yıllarca ailenin içinde yaşamış ve aileye karşı ifade verecek bir tanığı korumaya çalışırken “deşifre” olmuş ve ilaveten, ailenin oğlunu öldürmek zorunda da kalmış eski bir polis. Can güvenliği nedeniyle kimliğini değiştirmiş, gözlerden uzak bir kasabaya yerleşip bir kahve açmış, bu arada evlenip bir oğlu da olmuş. Hikayeyi özetlersek, huzur içinde yaşadığı kasabada tesadüfen bir soyguna tanık olan ve eski mesleğinden kalan bir refleksle soyguna uğrayan esnafa yardım eden Serhat, sadece kahraman olmakla kalmaz, aynı zamanda ulusal medyada da haber olur. Böylece, yıllardır oğullarının öcünü almak için Serhat’ın peşinde olan Topçuoğlu ailesi de Serhat’ın nerede yaşadığını öğrenir ve onu ortadan kaldırmak üzere bir ölüm timi yollar. Son dönem dizilerinde en müthiş “kötü adam” oyuncusu olan Berk Hakman’ın canlandırdığı, mafya ailesinin damadı Ertan’la da böylece tanışırız. Dizi ilerledikçe psikopatlıkta şahikalar yaratacak biri olarak tanıyacağımız Ertan, Serhat’ı belki ele geçiremez ama oğlunu öldürmekten de geri durmaz.
Böylece dizinin de intikam yayı kurulmuş, Serhat’ın karşı-intikam mekanizması harekete geçirilmiş olur.

Abartıyı abartmak

Serhat, meşrebinden iki arkadaşını da yanına katarak bir intikam timi oluşturur ve hedefini de olabildiğince geniş tutarak, Topçuoğlu ve etrafındakilere zarar vermeye başlar. Önce mafyanın paralarını “çalmakla” başlayan bu operasyonların sonuncu halkasında (daha dizinin 8. bölümündeyiz!) ailenin oğullarından birinin böbreği ameliyatla alınır ve bir “ihtiyaç sahibine” hediye edilir. Böyle bir şey olabilir mi demeyin, çünkü böyle bir sorunun bir avantürde hiçbir manası yok! Çünkü, avantürün olmazsa olmazı, abartı, sıradışılık ve ana karakterin olabildiğince bir “süper kahraman”a dönüşmesidir. Böylece, Serhat ve arkadaşları bir çırpıda on korumayı bertaraf edebilir, bir türlü kurşunlara hedef olmaz, asla yakalanmaz, yakalansa da mutlaka bir punduna getirir, kurtulur. Üstelik tüm güzel kadınlar bu “çirkine” çoktan âşık olmuştur. Macera bitmez, hep devam eder.
Bu vesileyle Gürkan Uygun’un, yıllar öncesinin Yılmaz Güney’i ile özdeşleşen “Çirkin Krallık” tahtının en önemli veliahtı olduğunu da teslim edelim. Velhâsıl, tüm izleyicide yüzde 6-7’lik izlenme bandına yerleşen, ‘Arka Sokaklar’ın yıllardır süren hükümranlığını alaşağı etmek üzere olan ‘Kaçak’ın yeni örneklemle kanının tuttuğu da aşikâr. Avantür de ekmek var anlayacağınız, yakında birçok benzeri çıkarsa şaşırmayın.
* Bahçeşehir Üni.