Avingnon'da tiyatro var

Bu yıl Avignon Festivali'nn onursal sanatçısı ünlü tiyatrocu Frédéric Fisbach. Festival, 6-27 Temmuz arası 100 bin nüfuslu bir taşra kasabası olan Avignon'da yapılıyor.
Haber: TİLDA TEZMAN / Arşivi

Bu yıl Avignon Festivali'nn onursal sanatçısı ünlü tiyatrocu Frédéric Fisbach. Festival, 6-27 Temmuz arası 100 bin nüfuslu bir taşra kasabası olan Avignon'da yapılıyor. Temmuz'da nüfus 200 bine çıkıyor. Üç yaşından başlayarak, büyük küçük muazzam bir kalabalığın rağbet ettiği bu gösterilerde büyük bir dikkat ve ciddiyetle sokak gösterilerini izleyen çocuklar çok etkileyici. Küçücük yaştan itibaren sanata olan ilgileri, bu toplumda yerleşmiş köklü kültürün bir göstergesi. Bu yıl Festival'in 'İnn' bölümünde 10 oyun seyrettim. Son beş seneye kıyasla bu yıl yapılan işlerin çoğu başarılıydı. Seyirci, gösterilerden memnun ve mutlu ayrılıyordu.
Frédéric Fisbach, festivale iki oyunla katıldı: René Char'ın eseri Hipnoz Notları (Feuillets D'Hypnos), Jean Genet'nin Pravanlar'ı (Les Paravents).
Paravanlar'da Fisbach, Japon Youkiza'nın kuklalarını ve tekniğini kullanmış. Mükemmel bir oyunculuk sergileyen beş sanatçının, kuklalarla karşılıklı oyunları harika. Kuklaları, biri erkek diğeri kadın olmak üzere iki kişi seslendiriyor. Bu ikili, tonlama ve vurgulamalarındaki iniş çıkışlarla kuklalara adeta can veriyor. Jean Genet'nin (1910-1986) Cezayir Savaşı sırasında yazdığı bu oyunda, sömürgelerde yaşayanlar, sömürülenlerle, sömürenler arasındaki çatışmalar anlatılıyor. Komikle trajik, şiirsel kukla tekniğiyle bir şölene dönüşüyor.
Hey Girl ve favela çocukları
İtalya'nın Bologna kentinden festivale katılan Raffaelle Sanzio/Romeo Castellucci Kumpanyası galiba festivalin en göz dolduran gösterisi olan Hey Girl'le izleyicinin gönlüne taht kurdu. Sabaha karşı 01.00'de başlayan ve biletli seyircilerin içeriye girmek için uzun kuyruklar oluşturduğu ve son anda bilet bulabilme ümidiyle sabırla saatlerce bekleşenleri görünce bir Türk olarak tiyatromuz adına üzülmedim desem yalan olur. Célestins Kilisesi'ndeki oyuna girdiğimizde kesif bir duman sahneyi tamamen kaplamıştı. Gösteri başlayınca duman yavaş yavaş dağıldı ve inanılmaz çarpıcı bir plastik sanat şaheseri ortaya çıktı: Bir masa üstüne uzanmış, viskos-tutkal karışımı bir kalıbın içinden çıplak bir genç kız yavaş yavaş sıyrıldı. Kaygan sıvı, gösteri boyunca yere büyük parçalar halinde akmaya devam etti. Kız yavaş yavaş giyindi ve güne başladı. Ondan sonra imgeler, semboller, ışık oyunları, maskeler, gümüşe bulanmış siyah bir genç kız ve çarpıcı bir müzik eşliğinde sahneyi istila eden 30 erkek farklı tabloları oluşturdu. Her seyirci oyunun konusunu kendi hayalleri, rüyaları ve düşleri doğrultusunda yorumladı.
Arjantinli Rodrigo Garcia'nın yazıp yönettiği Cruda, Vuelta, Al Punto, Chamuscada (Çiğ, az pişmiş, çok pişmiş, kömürleşmiş et), festivalin en farklı çalışmalarından biriydi.
Buenos Aires'in teneke mahallelerinde (Favela) yaşayan gençlerle gerçekleştirdiği bu gösteride, Garcia çocukluğuna nostaljik bir yolculuk yapıyor. Garcia'nın favori aktörü Juan Loriente'ye, kenar mahallelerde yaşayan ve karnavalda müzik ve dansçılık yapmış 15 amatör genç eşlik ediyor. Hayatlarında hiç tiyatro yapmamış, bambaşka bir lisan konuşan bu erkek çocuklarıyla çok farklı, sıradışı, bir o kadar da doğal bir gösteri ortaya çıkmış.
Eski bir manastır olan Cloître des Carmes'ın avlusuna giren seyirci, sahnenin kenarında yere oturmuş sohbet eden oyuncuları görünce farklı bir gösteri olacağını hemen anlıyor. Nitekim tekme tokat, yumruklaşmalarla başlayan mahalle kavgası, birbirlerinin üstüne işemeyle devam ediyor. Yere uyumak için konulan beş şiltenin bıçak darbeleriyle paramparça edilmesinin ardından, çıplak bedenlere yerleştirilen yuvarlak pizza hamurlarının üstüne dökülen ketçaplarla, birbirlerini tazyikli hortumlarla ıslatmalarıyla sürüyor. Video ekranlarından her birinin hayat öyküsü, aile dramı anlatılırken, oyuncular kendi hikâyelerini canlı olarak anlatıyor. Arjantin rap şarkıları söyleniyor ve değişik, ilkel perküsyon aletleri eşliğinde dans ediliyor. Seyirci ilk saniyeden, son saniyeye kadar ağzı açık, nefes almadan, kıpırdamadan seyrediyor ve hayretler içinde sahnede böylesine gerçek bir gösteriye nasıl cesaret edilebileceğine şaşırıyor.