Ayıp bir resim üstüne

Sadece gözlerim var benim. Geri kalanımsa simsiyah. Gündüz gözüyle baktığınızda bana sokaklarda, o gördüğünüz benim gözlerim.
Haber: SEVİM AYDENİZ / Arşivi

Sadece gözlerim var benim. Geri kalanımsa simsiyah. Gündüz gözüyle baktığınızda bana sokaklarda, o gördüğünüz benim gözlerim. Ve göz deliklerimden ne girerse içeri, işte ben oyum. Koklamam. Koku almam. Duymam. Konuşamam. Konuşsam da anlamazsınız. Ağzım yoktur çünkü benim. Tenimi bilmem. Ellemem. Yasaktır. Siyahtır. Tehlikeli.
Kendiliğinden oldu her şey. Öyle olması gerektiğinden belki, ta başlarda daha "kadınlık" dinime ayıp gelmiş. Ve başlamışlar boyamaya en mahrem yerimden siyaha. Zaten kadın ayıptır biraz. Ayıplı işlerle uğraşır durur. Ayıplı bir şey de örtülür işte. Orayı da kapa, burayı da kapa. Beni boyadıkça dünyanın bütün günahları affedilecekmiş gibi iştahla ve zevkle boyamışlar bedenimi. Siyah, daha da siyah, simsiyah... Siyaha bulandıkça bedenim, açıkta kalan yerler daha da göze batar olmuş. Her yerim zifiri karanlığa gömülmüş. Gözlerim hariç. 'Siyah üzerine ince beyaz bir bant' gözlerim bütün resimlerde.
Artık ben gündüzleri sokağa çıkamam. Çıksam da uzun uzun kalamam. Gündüzü korkuturum. Benden kaçası gelir. Gece ise günbatımını takiben haşmetli karanlığıyla abanır üzerime. Ben geceninkiyim... Her gece karanlığımı biraz daha artırır benim.
Ama yine de bir düşüm oluyor gecenin karanlığında beni heyecanlandıran. Düşümde, karanlıktan fırlayarak uyanıyor, sabah güneşiyle birlikte soyunuyor ve gözlerime kara bir bant takarak ayıplı bir mal gibi dolaşıyorum sokaklarda, çırılçıplak. Korkutuyorum âlemi "İşte bu! Hepsi bu!" diye çıngıraklı kahkahalar atarak.
Siyah fon üzerinde beyaz bantlı alandaki bir çift göz dünyayı görmüyordu. Dünya ise ona kısa bir an bakıp "ne ayıp bir kayıp" deyivermişti.