Bakım sigortası artık gelmeli!

Bir süre önce ülkemizde "yeni bir bakım kültürüne" ihtiyacımız olduğunu dile getirmiş ve bu düşüncemin gerekçelerini Başbakanlık ve çeşitli Devlet Bakanlıklarına bir mektupla iletmiştim.
Haber: İSMAİL TUFAN / Arşivi

Bir süre önce ülkemizde "yeni bir bakım kültürüne" ihtiyacımız olduğunu dile getirmiş ve bu düşüncemin gerekçelerini Başbakanlık ve çeşitli Devlet Bakanlıklarına bir mektupla iletmiştim. Bu çağrıyı bu kez kamuoyu önünde tekrarlamaya gerek duyuyorum. Özellikle Uğur Dündar'ın bir huzurevindeki yaşlılara uygulanan şiddeti tüm çıplaklığıyla ortaya koyan programından sonra, yeni bir bakım kültürüne neden ihtiyacımız olduğu iyice görüldü. En azından Türk toplumunun yaşlılara bakım hizmetlerinin nasıl olmaması gerektiği konusunda artık ikna edilmesine gerek kalmadı. Dündar büyük bir iş başardı. Ancak bu programda yaşlı bakımlarının nasıl olması gerektiği sorusuna, doğal olarak yanıt verilmedi. Ayrıca medyanın görevleri arasında da mutlaka yer almıyor. Buna karşın gerontoloji, bu konuyla ilgileniyor ve alternatifler üretiyor.
Bu alternatifler arasında "Sosyal Bakım Sigortası" (SBS), şu ana kadar çeşitli ülkelerde denenmiş, başarıyla yürütülen, soysal güvenlik sistemine "beşinci sütun" olarak eklenen bir sosyal hizmet türüdür. Sosyal bakım sigortası, bakıma muhtaç herkesi kapsayan bir sistemdir. Bu sigortanın nasıl finanse edildiğini çeşitli vesilelerde birçok defa açıkladığım için, burada sigortanın teknik detaylarına girmiyorum. Sadece şu kadarını belirtelim: Sosyal bakım sigortası, düzenli gelir sahibi olanlar tarafından finanse edilen bir sigorta türüdür. Sadece sigortalılar faydalanabilir. Burada üzerinde durmak istediğim konu, bu sigortanın, bakıma muhtaç bireylere sağlayacağı yararlarla ilgili.
Bakım sigortasının iki hedefi var: Birincisi bakıma muhtaçların bakımlarını garanti altına almak, ikincisi bakımların aile tarafından yapılmasını sağlamak. Bu iki hedefe yönelik girişimleri gerekli kılıyor. Bu yüzden bir taraftan bakıma muhtaç bireylerin, diğer taraftan ailenin beklentilerine cevap verebilmelidir.
Türkiye'de bakıma muhtaçlık sadece yaşlıların bir problemi değil. Bebekten yaşlılara kadar varan geniş bir insan kitlesi, bakıma muhtaçlık problemiyle karşı karşıya. Bakıma muhtaç bireylerin ihtiyaçları da geniş bir yelpaze olarak düşünülmeli. Diğer taraftan her bireyin ihtiyaçlarına eksiksiz cevap verme olanağımız da yok. Bu yüzden mümkün olduğunca çok ihtiyaca cevap verebilen bir bakım sistemi yaratılması gerekiyor.
Bu ne demektir? Bakıma muhtaç bireylerin ihtiyaçlarını tespit etmeden, böyle bir sigortanın tasarımının mümkün olamayacağı anlamına geliyor. Eğer bunu yapmadan işe başlarsak, tıpkı "huzurevi modelindeki" gibi hüsrana uğrarız. Herhalde Arena ekibinin ortaya çıkardığı skandaldan sonra ülkemizde bir "bakım modeli" bulunduğunu kimse söylemeyecektir. Hele bakıcı ve bakımevi gibi Türkiye'de olmayan ve oluşabilmeleri için orta ve uzun vadeli girişimleri gerekli kılan bu tür kurumsallaşma ve organizasyonlar ortaya çıkıncaya kadar bekleyecek değiliz. Hatta oluşabilmeleri için, sosyal bakım sigortası "olmazsa olmazların" başında geliyor.
Bakıma muhtaçlık yaygınlaşıyor
Bizim ülkemizde yaşlıların büyük çoğunluğu aileleri tarafından bakılır. Ayrıca bu desteklenmesi gereken bir özelliğimizdir. Çünkü aile yaşlısına bakmayacak olursa, devletin işi çok daha zorlaşacaktır. Bakıma muhtaçlık özellikle yaşlılıkta ortaya çıkan bir problem. Türkiye'de yaşlı nüfusta bakıma muhtaçlık iyice yaygınlaştı. Sağlıksız, zor ve insanı yıpratan diğer şartlarıyla toplumumuzda insanlar, yaşlılığın erken dönemlerinde kronik hasta ve engelli olarak bakıma muhtaç hale geliyor. Özellikle 80 yaşından sonra bu iyice belirginleşiyor. Türkiye'de yaşı 80'i aşmış iki kişiden biri bakıma muhtaç.
Onların bakımını ailenin kadınları yapıyor. Bakıma muhtaç yaşlı erkekse eşi, eşi yoksa kızı veya gelini tarafından bakılıyor. Tabii kadınlar açısından durum daha da zor. Genellikle kadınlar daha uzun bir ömre sahip oldukları için bakıma muhtaç hale gediklerinde, artık eşleri hayatta olmadığından, bakımlarını kızları veya gelinleri üstleniyor.
Bu konuyla ilgili Antalya'da yürüttüğümüz bir araştırmada, bakıma muhtaç yaşlılara bakan kadınların ihtiyaçlarını belirlemeye çalıştık. Birçok yeni bilgi elde ettik. Bundan hareket ederek bir de Ulusal Gerontoloji Derneği tarafından "Bakıcı Kadın" adı altında, kadınlara pratik bilgi veren sertifika kursları düzenledik. Türkiye'de bu tür girişimlere kaynak ayrılmadığı için AB kaynaklarından yararlandık. Ancak Türkiye'nin kendisi bu kaynakları yaratabilmeli ve toplum yararına olacak biçimlerde bunların kullanımına olanaklar yaratmalı. Antalya'da yaptığımız araştırmanın temel hedefi, bakıma muhtaçlıkta ortaya çıkan ihtiyaçları, bakıma muhtaç yaşlı ve aile açısından belirlemekti. Böylece sosyal bakım sigortası açısından yararlı olacak birçok bilgiye de ulaşılmış olacağını düşünerek, bakıma muhtaçlığı detaylıca tanımladık. Özellikle şu ayrımı yaptık: Bakıma muhtaçlık yardıma muhtaçlıkla aynı şey değildir. Bir insan bakıma muhtaç olmadığı halde yardıma muhtaç olabilir. Ayrıca bakıma muhtaçlığın farklı dereceleri olduğu gibi yardıma muhtaçlığın da farklı boyutları vardır. Örneğin elbisesini tek başına giyebilir veya soyunabilir ama tuvalet ihtiyacını gidermede yardıma ihtiyacı olabilir. Evde tek başına hareket edebilir ama sokakta bir kimse refakat etmeden bunu başaramaz. Görüldüğü gibi, bakıma ve yardıma muhtaçlık probleminin çözümü, ancak ihtiyaçlar gözönüne alındığı takdirde mümkün olabilir.
Ailelere destek
Diğer taraftan yaşlısına bakan ailelerin desteklenmeleri gerekiyor. Bakıma ve yardıma muhtaçlık ortaya çıkınca, ailelerin parasal yardım, ayni yardım ve hizmet olmak üzere üç türlü ihtiyacına cevap verilmesi gerekiyor. Parasal ve ayni yardımın miktarı, yardıma muhtaçlık derecesine, ailenin ekonomik durumuna göre değişir. Buna karşın "hizmetlerden", örneğin sosyal danışmanlık hizmetleri, bakım kursları, bilgilendirme gibi hizmetlerden herkes "ücretsiz" olarak yararlanabilir.
İşte sosyal bakım sigortası, tüm bu olanakları sunan ve toplumun kendisi tarafından finanse edilen sigorta, dolayısıyla "toplumun sigortası" olarak tanımlanabilir. Kısaca belirttiğim durumlardan da anlaşıldığı gibi, ülkemizin "yeni bir bakım kültürüne" ihtiyacı var. Bu bakım kültürü, ideal bir çözüm olmamakla birlikte, şu anda Japonya'dan Almanya'ya birçok ülkede uygulanan en iyi bakım sistemlerinden biridir. Ülkemizde 70 milyondan 30 milyonu sosyal güvenlikten yoksun yaşarken, geleceğin sorunlarına hazır olmamız gerekiyor.

İSMAİL TUFAN: Doç. Dr., Akdeniz Üni.