Bana bir masal anlat anne!

Çocuklarında kendini temize çeken annelere yakından bakıldığında pek normal oldukları söylenemez! Hâlâ ilk kocasıyla evli olanların, refakatçi kocalar eşliğinde kuyruğu biraz daha dik tutmaları mümkündür.
Haber: NALAN TEMELTAŞ / Arşivi

Çocuklarında kendini temize çeken annelere yakından bakıldığında pek normal oldukları söylenemez! Hâlâ ilk kocasıyla evli olanların, refakatçi kocalar eşliğinde kuyruğu biraz daha dik tutmaları mümkündür. Condi de, İstanbul Valisi Muammer Güler de, Cerrah da bir ana evladı sonuçta! Anneliğin sicilini İttihat ve Terakki bozmadı ya! Yatağa düşürdükleri erkeklerin tüm haklarını satın almış anneler, medeni haklarını kullanmadan mahrum edileydiler; memleket bu hale gelmezdi! Evlerde kupon kesme ve bilgisayarın tozunu alma sorumluluğuna sahip annelerden çocuklarıyla aynı alfabeyi kullanmayanlara, hiç kurtarma yazılısı yapmayan annelerden hipokondriak annelere değin, hiçbiri çocuklarının kötülüğünü istemez! İç Anadolu Türkçesi'nden Doğu Anadolu Kürtçesi'ne durum aynıdır. Peki eyledikleri ve söyledikleriyle, çocuğun ömrüne verilebilecek en okkalı zararı vermiş olanlar 'münferit' anneler midir? Ya da 'Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir' mi?
Nerede yaralı, kanadı kırık bir çocuk varsa, çoklukla annesi arkasındadır! Hayattan tüm tahsil edeceklerini çocuklarına yükler çoğu. Kocasından, kayınlarından, hayattan, çektiklerinden, 'heyf' alırken farkında değildir, kendi çocuğunu zehirlediğinin. Babaların çoğunun bu lanetli eylemde payı olmaz. Onlar çocuklarını zehirlemez! Buna da zamanları yoktur çünkü...
Kalbi ya da kaburgaları kırık yolculuğunda anne, şiddetli geçinememe ile örselenmiş ruhundaki tüm deliklere, mümkünse çocuklarını doldurur. Çok azı çocuklarının bu problemle hiç ilgileri olmadığını düşünür. Ezici çoğunluk, güya çocuğunu kanatları altına alma fiilini işlerken, minik yürekleri bunalımdan bunalıma sürükler. Bir süre önce eski kocasının kendisine uyguladığı "soyadı terörü'' kadar sahici bir bunalım. Çocuklarının geleceğini yaraladıklarının farkında olmadan, devlet- i ali'nin yaptığı gibi, düşman imal edip dururlar! Mesela halalar düşmanlık mertebesine kolaylıkla yükseltilebilirler, amcalar, dede ve nine de öyle. Buna karşılık Amerika dostumuz misali annenin anne-babası, evinin kapısını ayda bir de açsa dayılar, açgözlü de olsa kız kardeşleri, hep dostluk adına sunulur çocuklara. Oysa Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur!
Asıl yaralanan
Hem, neşeli ve sosyal olmak için illa 'evli' olmak gerekliliğine inanan kafayı sıyırmışları ıslah etmek lazım! Çocuklu, ayrılmış kadınlar mutlaka depresyona giremiyorlarsa denize mi dökelim? Ritüeli tamamlamak için çocukları rahatsız etmeyiniz! Bazı kadınların ayrılınca kocasının eşsiz 'sempatisinden' kurtuluşunu kutlamaları pek mümkün oysa! Küçük oğlu ya da kızına üniversiteden arkadaşı gözüyle bakıyor olmaları da. Koltuk minderlerinin altından ansızın karşınıza çıkan yaldızlı çukulata kağıtlarıyla, sabahın köründe çorabının tekini niçin bulamadığını sorarak uykunuzu piç etmeleriyle, aceleyle birlikte dışarı çıkabilmeyi pek başaramayışınızla da pekala 'mutlu' olunabileceğine akıl sır erdiremeyenler anlamaz bu hali. Disipline, sarkmış geleneklere ve otoriteye anne-çocuk birlikte küfrediyor olamaz mı? İllaki ödenmesi gereken 'psikolocik' bedeli mümkünse 'avro'ya çeviremez miyiz? Çocuklarla daha fazla zaman geçirmek, zavallıcıkları başta babası olmak üzere, adamın tüm sülalesini düşman belletmek olmasa gerek! Ki bu söz konusu sülalenin çok umurunda değil üstelik! Asıl yaralanan 'herkese düşman' yetiştirilen çocuktur. Kalbini oyarak beslenen annelere tapan, onların çektikleri haklı çileyi kitlesel lanetleyen yaralı neslin evlatlarına, anasıyla babasının aynı yastık meselesini çözmenin yükü kalır! Evladım uzaklaş bu senin meselen değil, çözebilseler onlar çözerdi filan demek ziyadesiyle yerinde oysa!
Çocukken Kemalettin Tuğcu okumuşlardan beteri var! Annesinden rol çalanlar, babaya ve sülalesine düşmanlıkta zirvededirler. Yeter ki bi sorun olsun, anında feda edilir, o güne değin kapı önü sohbetinin vazgeçilmezleri! "Vefa'' sağlıksız bir besin çeşidi ve anne daima haklıdır. Filhakika, Türkçe'deki Bozulma ve Yozlaşmanın Önlenmesi Komisyonu'na bağışlanması gereken erkeklerin kitleselliği bile bu pek nazik durumu haklı çıkaramaz!
Zencefil, karanfil, tarçın kabuğu kokulu çaylarla çocukların hayatlarına hükmeden, kendi beğenilerini çocuklarına empoze etmiş, rahatsızlıklarını ise çocukların minik kalplerine yükleyenleri bu gülünç ve hödük yaşantıdan beriye çekmek gerek şüphesiz! Bu kederli anneleri 'emekli' etmenin kalıcı ve sürdürülebilir bir değişimden daha fazla güçlük barındırdığını hatırlatmaya lüzum yok!
Hiçbir anne çocuklarının kötülüğünü istemez! Da Da Da!