scorecardresearch.com

Bangladeş'in 'önlenemez yükselişi'

Bangladeş'in 'önlenemez yükselişi'
Bangladeş Başbakanı Sheikh Hasina'nın kaza sonrasında işçilere verdiği tavsiye, 'Kafanızı dik tutun, atölyeleri ve fabrikaları çalıştırın. Aksi halde işinizi kaybedersiniz' oldu. Emekçilerden beklenen bu 'âkil' tavır, ülkedeki kazalar arttıkça devam eder mi?
Haber: CEM OYVAT* / Arşivi

24 Nisan’da Bangladeş’te meydana gelen kaza, araya 1 Mayıs’ın ve sonrasında Deniz Gezmiş anmalarının girmesiyle ülkemizde çabuk unutuldu. Ancak içinde beş tekstil atölyesinin bulunduğu bir binanın çökmesi sonucu gerçekleşen kaza, ne yazık ki hâlâ “güncel”. Zira Bangladeş’ten ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. Kazada ölen insan sayısı şu an itibarıyla 800’ü geçti. Maalesef bu satırları okuduğunuz saatlerde ölü sayısı daha da artmış olacak.
Bangladeş halkı, yaşananlardan haklı olarak bina ve işletme sahiplerini sorumlu tutuyor. Nitekim, 20 bin kişiden fazla protestocunun katıldığı gösterilerde “Katilleri asın, fabrika sahiplerini asın” şeklindeki agresif pankartlar dikkat çekiyordu. Tabii bu üzücü olay ister istemez Bangladeş’teki kötü çalışma koşullarını da yeniden gündeme getirdi. Hatta yeni Papa Francis bile olayla ilgili “Bangladeş’teki trajedinin olduğu günde beni en çok vuran, ‘Ayda 38 euro ile yaşıyorlar’ başlığı oldu. Ölen insanlar işte bu kadar kazanıyorlar. Buna köle işçiliği denir. Sadece muhasebe defterlerine, sadece kârlılığa bakarak adil ücret ödememek, insanları işe almamak Tanrı’ya karşı gelmektir” yorumunu yaptı. Anlayacağınız yaşanan olayın büyüklüğü, yeni Papa’yı bir aktivistin diliyle konuşmaya itti.

Markaları suçlamak

Aslına bakarsanız Bangladeş’teki çalışma koşulları uzun süredir tartışılan bir konu. Bundan yaklaşık 4-5 ay önce yine Bangladeş’te bir fabrikada çıkan yangında 25 kişi ölmüş, yangın sonrasında ünlü ticaret iktisatçısı Jagdish Bhagwati, New York Times’a “Blame Bangladesh, Not the Brands/ Bangladeş’i suçlayın, markaları değil” başlıklı bir yazı yazmıştı. Başlıktan da anlayacağınız üzere Bhagwati, yazısında Bangladeş’teki atölyelere fason iş veren Gap, Wal-Mart gibi firmaları suçlamanın pek faydalı bir icraat olmadığını, asıl suçlunun atölyelerde gerekli denetimleri yapmayan Bangladeş hükümeti olduğunu söylüyordu. Gerçekten küresel rekabet koşullarında maliyet düşürme çabası içinde olan firmaları kazaların tek sorumlusu olarak görmenin pek bir faydası yok. Ancak tek suçluyu Bangladeş hükümeti olarak göstermenin de ne kadar anlamlı olduğu tartışılır!
Öte yandan Bangladeş ekonomisi son 10 senedir yıllık ortalama yüzde 6.5’lik bir oranda büyüyor. Bu da Bangladeş ekonomisinin büyüme açısından son 40 senedeki en iyi dönemi yaşadığını gösteriyor. Nitekim, Bangladeş’in 1980’lerdeki ortalama büyüme hızı yüzde 3.5 iken, 1990’lardaki büyüme hızı yüzde 4.9 civarındaydı. Kuşkusuz Bangladeş’teki ihracatın yüzde 80’ini oluşturan ve yaklaşık 4 milyon kişiye istihdam sağlayan hazır giyim sektörü, Bangladeş’teki büyümeyi açıklayan önemli bir neden. Bangladeş’i tekstildeki üretim merkezlerinden biri yapan en önemli faktör ise ülkedeki düşük işgücü maliyetleri. Zira geçtiğimiz iki senede, BBC’nin internet sitesinde “Bangladeş konfeksiyonu Çin’deki artan maliyetlerden faydalanıyor” ve “İşgücü maliyetlerinin artmasıyla Çin fabrikaları yüzünü Bangladeş’e döndü” başlıklı iki haber yayınlandı. Haberlerin ortak anlattığı şey, Çin’deki ücretlerin artmasıyla, Bangladeş’teki işgücü maliyetlerinin Çin’in bile altında kalması ve fason üretim yaptıran büyük firmaların üretimlerini yavaş yavaş Bangladeş’e kaydırmalarıydı. Yani bahsi geçen firmalar, Çin’deki ücret artışından rahatsız olup yüzlerini artık Bangladeş’e dönüyorlardı. Hemen belirtelim, burada işgücü maliyetleriyle kastedilen şey ücretlerin yanında, çalışma güvenliği masrafları ve sigorta primlerini de kapsıyor.

Kayıt dışına katlanmak

Bangladeş’in ortalama gelirinin artması aslında olumlu bir şey. Fakat bir yönüyle bakıldığında çalışma koşullarının kötü olmasının “ödüllerinin” olması can sıkıcı bir durumu da beraberinde getiriyor. Zira küresel rekabet içinde cazibe merkezi olma ya da en azından ayakta kalabilme çabası ücretler ve çalışma koşulları üzerinde çok önemli bir baskı oluşturuyor. Mesela Başbakan Erdoğan da, iki sene önce yaptığı bir konuşmada Türkiye ’deki tekstil sektörü ile ilgili “Bu sektörde yaklaşık 2 milyon çalışan var. Bunların sadece 350-400 bininin kayıt içinde çalıştığını biliyoruz. Bunun farkındayız ama katlanıyoruz” diyordu. Tabii birçok meselede hiç de müsamahalı olmayan Başbakan’ın, bu konuya bu kadar müsamahalı yaklaşması bir rastlantının ürünü değil. Aslında Başbakan Erdoğan diyor ki, “Biz tekstili kayıt altına alırız almasına da, bunu yaparsak çalışma koşulları iyileşir, ücret maliyetleri artar ki, bunun sonucunda bize fason üretim yaptıran firmalar üretimlerini Çin’e Bangladeş’e kaydırırlar.”
Bahsettiğimiz anlayış, sadece Türkiye’de değil, dünyanın çoğu yerinde ücretler üzerinde baskı oluşturuyor, çalışma koşullarını kötüleştiriyor ve çalışanların üretimden aldığı payların hızla düştüğü, eşitsizliklerin giderek arttığı bir düzen oluşturuyor. Mesela, yukarıdaki haberlerde söylendiği gibi Çin’de, kayıtlı sektördeki ücretler gerçekten de artıyor. Fakat yine Çin’de, kayıtdışı çalışanların istihdamdaki oranı da artıyor. Yani Çin’deki çalışma koşulları bazı sektörlerde iyileşse de, ortalamada iyileşmenin ne oranda olduğu tartışılır. Zira Apple’ın “çalışma koşulları iyileşti” denilen Çin’deki tedarikçileri, kötü çalışma koşulları nedeniyle uzun süredir eleştiriliyor. Daha birkaç ay önce Guardian gazetesi, Apple’ın tedarikçi firmalarının çalışanlarına zorunlu hamilelik testleri yaptırdığı, çalışanların ücretlerini ceza olarak düşürdüğü ve hatta yine ceza olarak çalışanların kullandığı tuvaletlere kullanılmış yağ döktüğü iddialarını gündeme getirdi . Üstelik yine aynı habere göre bu tedarikçi firmalar, ciddi oranlarda çocuk işçi çalıştırıyor.
Anlayacağınız, “çalışma koşulları iyileşti” denilen Çin’deki durum hâlâ çok da iç açıcı görünmüyor. Öte yandan, bahsi geçen ülkelerdeki devlet büyükleri, bütün bu olanları normalleştirme yolunu seçiyorlar. Mesela, ilginçtir Bangladeş’ın Başbakanı Sheikh Hasina’nın kaza sonrasında emekçilere verdiği tavsiye “Kafanızı dik tutun, atölyeleri ve fabrikaları çalıştırın. Aksi halde işinizi kaybedersiniz” oldu. Emekçilerden beklenen bu “akil” tavır, ülkedeki kazalar arttıkça devam eder mi? Bekleyelim görelim...
* Massachusetts Üni., Ekonomi , doktora

http://www.radikal.com.tr/113325611332560

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.