Bayandan, temiz, İstanbullu bir sergi

Kiralık veya satılık gayrimenkul ilanlarından alışkın olduğumuz Sahibinden Manzaralı nitelemesi, ilgili kişisini bu kez ne bir eve ne de ofise, bir sergiye yönlendiriyor. Kendi dışında tanımlanmış bir soruna işaret etmeye kalkmaksızın, salt varlıklarının birarada bulunuşuyla bir duruş ortaya koyan yaratılar...
Haber: F. KORAY SAĞLAM / Arşivi

Kiralık veya satılık gayrimenkul ilanlarından alışkın olduğumuz Sahibinden Manzaralı nitelemesi, ilgili kişisini bu kez ne bir eve ne de ofise, bir sergiye yönlendiriyor. Kendi dışında tanımlanmış bir soruna işaret etmeye kalkmaksızın, salt varlıklarının birarada bulunuşuyla bir duruş ortaya koyan yaratılar, yaşanası bir mekânın her yanına yayılmış halde ziyaretçi karşısına çıkıyor. İstanbul panoramasını ezici bir destek olarak arka planına alan sergide, 18 farklı sanatçıya ait yapıtlar bulunuyor.
Ortaköy'de açılan Sahibinden Manzaralı adlı sergiye birçok sanatçı katılıyor. Mekanına aldığı izleyiciyi kendi dışında tutan, kutsanmış sanatın sunulduğu, ortak konseptle sınırlanmış bir ifade alanı olmaktan kurtarılan sergi, yapıtların kendi bütünlüklerine müdahalede bulunmaksızın biraraya getirilmeleriyle kurulmuş.
Güncel sanatın ifade biçimlerinden biri olan yerleştirme çalışması ile izleyici karşısına çıkan Aslımay Altay, geleneksel bir referanstan -teknikten- faydalanıyor. Sergide adından çokça söz ettiren İstanbul, bu kez Altay'ın yorumuyla, yorganlar üzerine işlenmiş siluetler halinde mekân duvarlarındaki yerini alıyor. Mekânın kütlesel ağırlığından çok, pencere gibi duvar boşluklarını çalışmasına mesken tutan Ceren Oykut, Perde isimli yapıtında, gündelik kent yaşantısından kesitleri aydınger kağıtları üzerinde karikatürize edilmiş çizgileriyle yorumluyor. Bir dürbün, bir fotoğraf ve bir kitap sayfası... Dilek Winchester'ın Amca Kızı adlı çalışmasında bütünlük kazandırdığı bu nesnelerin birbirleri ile ilişkilendirilmesinin ardındaysa bir oyun bulunuyor. J.L. Moreno'nun, yaşamın yeniden keşfi olarak nitelediği psikodrama tekniklerinden yola çıkılarak kurgulanan oyun, 2006 yılında farklı misafirliklerde ev sahipleri ile oynanmış.
Elif Çelebi'nin çalışmasının ekseninde, gerçeğin yerine yerleşen görüntüler bulunuyor. Mekânın mutfağından faydalanan sanatçı, herhangi bir mutfakta karşılaşılması mümkün nesnelerin görüntülerini
-fotoğraflarını- kullanarak oluşturduğu yapıtında, görsel bir boyut değişiminin algısal izinden gidiyor. Ziyaretçiyi oyuna getiren/davet eden bir diğer çalışma olan "2", Genco Gülan imzasını taşıyan bir performans. Sergi alanının kapısına kadar 'izleyici' olarak gelen ziyaretçi, kendisine yöneltilen daveti kabul ettiği andan itibaren artık 'dinleyici' oluyor ve görme erkini, iki elinden tutan iki yabancıya devrediyor. Çalışmasında kadın ve kimlik sorunsalından yola çıkan Gonca Sezer de, ifade yöntemi olarak fotoğrafı tercih edenlerden. Kalbimi Sana Verdim adlı çalışmada, avuç içinde sunulan kalpler, izleyicisini görüntülenenin dışına çıkmaya, bir varoluş halini anlamaya çağırıyor. Tutunmak adlı yapıtıyla Gül Ilgaz, Ahmet Telli'nin 'yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor' dediği dizelerdeki zamana inat, direngen tavrını esirgemeyen bir yolu, sakin bir dille ifade ediyor. Boğaz'a bakan bir pencere önüne çekilmiş tül perde üzerinde izleyiciyi karşılayan sanatçının kullandığı biçimsel sadelik, beraberinde ters orantılı bir çağrışım zenginliğini getiriyor. Mehmet Ali Uysal, Aşkın 'E' Hali adlı çalışmasında, bütününde bir kalp formu yakalanan yerleştirmenin yanı sıra bir kağıt uçağı da mekânın içi ve dışının birleştiği bir noktasına, penceresine konumlandırıyor.
Kafama Sıkar Giderim
Minna Henriksson, İstanbul sanat ortamından hareketle ortaya koyduğu 'ilişkiler haritası'yla, Murat Morova ise tesadüfen yakaladığı bir görüntüyü, yakında bir kültür merkezine dönüştürülecek Üsküdar Toptaşı Cezaevine ait planların baskılarıyla sergiye eşlik ediyor. 34 Numaralı Oda'da Nancy Atakan, 104 yatak fotoğrafıyla örülmüş bir duvarın ardına yerleştirdiği yeni bir yatakla, izleyiciyi doğumdan ölüme dek varabilecek bir dizi çağrışımlar serüvenine davet ediyor. Sanatçı, A Sea of Possibilities adını taşıyan kitap-yerleştirme çalışmasında da çevirinin sınırlarını zorlayan şiirsel bir dil kullanıyor. Neriman Polat, Kafama Sıkar Giderim... adını verdiği video yerleştirmesini, kişinin kendine yönelttiği bireysel şiddet zeminine oturturken, Nezaket Ekici'nin Ammo isimli video performansında ise kurumsallaşmış şiddete karşı duruşun antimilitarist izleri görülüyor. Silvia Erdem'se yalın, minimalist bir anlatımla sunduğu 'su' yapıtları ile sergideki yerini alıyor.
Vanesssa Garcia, 1925 yılında fotoğrafçı Hazel Walker tarafından görüntülenmiş, intihar etmiş bir kadın bedenine ait fotoğrafları kolaj tekniğiyle film olarak yeniden düzenliyor. Volkan Aslan da Depresyon adını verdiği yerleştirme çalışmasında, bir tavan aydınlatması olan çıplak ampulü, alışılageldik konumunun dışına çekerek, sergi mekânının köşesine iliştirdiği bir tutam aydınlıkla ziyaretçisini karşılıyor. Dünya Siyasi/ölçek 1/2007 ve Seyirci Kalmak Yasemin Özcan Kaya'ya ait, bağımsız ve birbirleriyle ilişkilendirilerek ele alınabilecek iki farklı fotoğraf çalışması. Sergiye iki ayrı çalışmayla katılan bir başka sanatçı Yeşim Ağaoğlu ise, aynı ifade tekniğinin farklı kullanımlarını izleyiciye sunuyor. Sanatçı, rastlantısal olarak yakalanmış bir fotoğrafın kopyalanarak çoğaltılması yoluyla oluşturduğu Bağımsızlık ve Özgürlük Benim Karakterimdir'in aksine, Hey gidi günler hey adını verdiği çalışmada bu kez fotoğrafın belgesel yönünü vurguluyor.
Yapımcılığını Derya Yücel'in üstlendiği Sahibinden Manzaralı adını taşıyan sergi 30 Nisan tarihine kadar, Ortaköy Salhane Sk. (Ortaköy İskele Karşısı) No.1 Kat. 3'te izlenebilir. Ayrıca sergi süresince her Cumartesi günü saat 14.00-16.00 saatleri arasında Genco Gülan'ın mekâna özgü etkileşimli oyunu izleyicileri bekliyor.