Baykal ve CHP

Baykal ve CHP
Baykal ve CHP

CHP ?eski? Genel Başkanı Deniz Baykal, ?Deniz çekildi? haberlerine rağmen yeniden başkanlığa yüzecek gibi...

1923 CHP'sinin bugüne kadar olan tarihi, farklı ve etkili liderlerin ortaya çıkmasına el veren bir tarihtir. 1992 CHP'sinin tarihi ise bugüne kadar "tek lider" tarihi oldu. Bugün, CHP'de Baykal gibi etkili ve güçlü olabilecek alternatif bir isim yok
Haber: E. FUAT KEYMAN / Arşivi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, istifa etti. Baykal, Türkiye’de 1990’lardan beri artarak devam eden ve siyasetten hayatın her alanına kadar uzanan “ahlaki çöküntü”nün son kurbanlarından biri oldu. Ahlaki olarak kabul edilemez bir görüntünün internete düşmesiyle, 1992’de kurulan CHP’nin 18 yıllık başkanı istifa etti. Ben de dahil olmak üzere, Türkiye’de sosyal demokrasi ve CHP üzerine çalışanların, farklı görüş ve yorumları içinde paylaştıkları bir ortak düşünce vardı: CHP’nin değişmesi, CHP’de Deniz Baykal’a alternatif bir liderin çıkması, siyaset bilimi, sosyolojisi, psikolojisi kuramlarına istisna bir durum olsa bile, imkansıza yakın bir olasılıktır. CHP eleştirilir. Deniz Baykal eleştirilir. CHP’ye oy verenler içinde bile Deniz Baykal eleştirisi çok yüksek orandadır. Ama “CHP değişebilir mi?”, “CHP’de Deniz Baykal’a alternatif bir lider çıkabilir mi?” vb. sorulara geldiğimizde yanıt çok açıktır. CHP değişmez, Deniz Baykal’a alternatif de, CHP içinden ya da dışından çıkamaz. 

CHP=Deniz Baykal
Tüm bu akademik ve siyasi değerlendirmeleri bugün için geçersiz kılan bir süreç, ahlak dışı yolla hazırlanmış bir videoyla gerçekleşti. Çok üzücü ve endişe verici. Sevgili kardeşim Ayşegül Öztürk’ün, benim akademik ve kuramsal yorumlarıma ek olarak hep yaptığı hatırlatma bir kere daha doğru çıktı: “Burası Türkiye.” 18 yıldır CHP’nin kimliği, ideolojisi, siyaset tarzı, dili ve tavrıyla özdeşleşmiş, hatta kişiliği ve tarzı CHP ile organik olarak bağlanmış ve CHP=Deniz Baykal denklemini yaratmış Baykal istifa ederek, CHP’nin geleceği açısından büyük bir kırılma ve boşluk yarattı. Ayrıca CHP ve Türkiye için çok riskli bir süreci başlattı. Baykal’ın istifa etmesi çok büyük bir olay. İstifa sonrası, açlık grevlerine kadar uzanan ve insanı hayretler içinde bırakan eylem ve davranışlar da sürpriz değil. İstifanın açıklanma anı, 1992’de kurulan CHP’de, bir bebeğin anne sütünden kesildiği anda yaşadığı şaşkınlık, boşluk ve tepki anına benzer bir biçimde yaşandı. Şaşkınlık, boşluk, tepki ve geleceğe karşı güvensizlik, bugün CHP’li milletvekillerinden delegelere ve seçmenlere kadar, CHP organik toplumunda yaşanan duygudur. Deniz Baykal’a büyük destekle yapılan “hemen geri dön” çağrısı da bu boşluk, güvensizlik ve eksiklik duygusunun en kısa yoldan çözümünü sağlayacak tepki olarak düşünülmeli. 
İstifa sonrası ilk aşamada, bu tepkiler doğal ve CHP=Deniz Baykal denkleminde beklenmesi gereken tepkiler. Bununla birlikte, ahlak dışı olan görüntü, Deniz Baykal’ın aile ilişkisi dışında kurduğu bir ilişkiyi de ortaya çıkarttı. Bu bağlamda, eğer ilişkisi doğruysa, siyaset ve toplum içindeki konumu itibarıyla kamusal bir kimlik olan Baykal, ahlaki benlik olarak, bu ilişkinin varlığı temelinde kamuoyuna bir açıklama getirmeli. Bu etik bir zorunluluk. “Videonun içerdiği olay doğrudur ya da gerçek değildir”. Baykal, bu açıklamayı net olarak yapmalı. Videoda yer alan diğer kişinin, Deniz Baykal tarafından CHP’ye milletvekili yapılmış olması da, iş-etik ya da siyaset-etik kurallar açısından bu açıklamayı gerekli kılıyor.
Diğer bir deyişle, Deniz Baykal’a yapılan ahlak dışı ve kabul edilemez saldırı-komplo, Baykal’ın istifa ederek gösterdiği doğru tepkiyi gerektiriyordu. Etik kurallar ve ahlaki benlik çerçevesinde bu istifa gerekliydi. Ama aynı zamanda Baykal’ın, etik kurallara uygun olarak, görüntülerin içerdiği ilişki üzerine de açıklama yapması gerekli. Bu açıklama net olarak hâlâ yapılmadı. Bu açıklama Baykal tarafından yapılmadığı sürece, kendisine karşı yapılan ahlak dışı komploya karşı tavrında, etik kurallar ve ahlaki benlik temelinde eksiklik kalacaktır. Bu eksiklikle, lider vasfını, CHP içinde değil ama toplum genelinde sürdürmesi olanaklı değil.

İki CHP
1923’ten bugüne Türkiye siyasi modernleşme tarihinde, birbirleriyle ilişkili ama son yıllarda giderek farklılaşan iki CHP tarihi var. CHP bir taraftan, Türkiye’nin bir ulus-devlet olarak kuruluşundan bugüne kadar süren modernleşme tarihine içsel bir “parti”, aynı zamanda da bu sürecinin “taşıyıcı aktörü” konumunda oldu. Bu nitelikleriyle 1923’ten bugüne CHP’nin bir tarihi var. Bu tarih içinde başta Atatürk olmak üzere, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Deniz Baykal ve diğer önemli siyasi kimliklerle özdeşleşmiş, bu liderlerle anılan başka bir tarihi de var. Bu tarih statik değil, dinamik ve değişen bir tarih. Bu tarih içinde CHP, bir yönüyle devlet-merkezci, toplumu devletten topluma, merkezden çevreye dönüştürerek modernleştirmeyi amaçlayan, diğer yönüyle de “ortanın solu”ndan sosyal demokrasiye, toplumla sosyal adalet ve demokrasi değerleriyle bağ kurmaya çalışan bir aktör kimliğine sahip oldu. Bu ikili aktör kimliği, CHP’de değişimlere yolaçtı, partiyi devlet-merkezci modernleşmeci siyaset ile ortanın solu sosyal demokratik siyaset arasında gidip gelen bir dinamizme soktu. Hatta bu değişim ve dinamizm, Cumhuriyet modernitesinin kurucu partisi konumunda olan CHP’nin, 1980 darbesi sonrası kapatılmasına yol açtı. 1980 darbesi, Türk-İslam sentezi modeli adına, CHP’yi diğer partilerle birlikte kapattı.
CHP’nin bir de, 1992’de Deniz Baykal liderliğinde kurulmasıyla başlayan bir tarihi var. 1992 CHP’sinin tarihi, 1923 CHP’sinin tarihiyle bir taraftan bağlantılı, iç içe ve özdeş olma nitelikleri içeren, ama diğer taraftan bu tarihe indirgenmeyecek farklılıklar ve özgünlük gösteren bir tarihtir. Birincisi, 1992 CHP’si giderek artan bir biçimde, Deniz Baykal’ın siyaset dili, tarzı, yöntemi ve tavrıyla özdeşleşmiş ve eşitlenmiş bir partidir. İkinci olarak, 1923 CHP’si tarihi içinde, modernleşme-sol ilişkisi ekseninde her zaman bir tartışma alanı ve olasılık olarak değişim kavramı varken, 1992 CHP’si ortanın solu ve sosyal demokrat değerlerin yok olduğu, aksine “rejimi koruma” temelinde, değişimden daha çok tepkiciliğe ve korumacılığa yönelik bir siyaset tarzına sahip oldu. Üçüncüsü, 1923 CHP’sinin bugüne kadar olan tarihi, farklı ve etkili liderlerin ortaya çıkmasına el veren bir tarihken, 1992 CHP’sinin tarihi bugüne kadar “tek lider” tarihi oldu. Bugün, CHP’de Baykal gibi etkili ve güçlü olabilecek bir alternatif isim yok. Bu bağlamda, 1992 CHP’si tek adam-tek lider partisidir.

Baykal güçlendi ama CHP
Bu nedenle de, Baykal’ın istifası CHP’de ve daha da önemlisi Türkiye’de, çok önemli ve çok iyi yönetilmesi gereken bir süreci başlattı. İlk tepkilerin, güçlü bir biçimde Baykal’ın geri dönmesi için yapılması, yukarda sıraladığım 1992 CHP’sini tanımlayan özellikler içinde sürpriz değil. Boşluk ve güvensizlik içinde olan organik topluluk liderine sarılıyor. Lider geri gelebilir, daha da kuvvetlenerek geri gelebilir, bu çok güçlü bir olasılık. Ama bu olasılık ancak Baykal görüntünün içeriğiyle ilgili etik kurallara ve ahlaki benliğe uygun olarak açıklama yapmasıyla sürdürülebilirlik kazanır. Baykal bu açıklamayı yapmadı, yapmadığı sürece de geri dönüşü çok zorlaşacaktır. Geri dönmeme olasılığındaysa, bu süreçten en fazla CHP ve CHP’ye oy veren sınıflar, toplumsal katmanlar zarar görecektir. Alternatif lideri olmayan bir partinin, lideri gitmişken içine düştüğü boşlukta seçimlerde başarılı olması mümkün değil. Muhalefet partisi olmaya kilitlenmiş ve siyasi ve söylemsel değişimi çok zor olan 1992 CHP’si için tehlike çanları çalıyor. Baykal kendisini istifasıyla korudu ama CHP’nin geleceği belirsizleşti. Bu bağlamda ilk karar, Kurultay ile ilgili olacaktır. Olacak mı, ertelenecek mi? Sonuçları açısından çok zor alınacak bir karar. 

E. FUAT KEYMAN: Koç Üni.