Bayraklar

Aziz Nesin ve Nubar Terziyan anılarında 6 Eylül 1955 akşamını anlatırlarken, ortak bir noktaya parmak basarlar. Gayrimüslimlere, özellikle de Rumlara nefretin doruk noktasına ulaştığı o gecenin en sık kullanılan sloganlarından biri "Bayrak asın!" nidalarıydı.
Haber: SAMİM AKGÖNÜL / Arşivi

Aziz Nesin ve Nubar Terziyan anılarında 6 Eylül 1955 akşamını anlatırlarken, ortak bir noktaya parmak basarlar. Gayrimüslimlere, özellikle de Rumlara nefretin doruk noktasına ulaştığı o gecenin en sık kullanılan sloganlarından biri "Bayrak asın!" nidalarıydı. Bayrak asanların bazıları yağmadan, kırıp dökmeden, şiddetten kurtulmak için astılar, çoğu da kimin bizim taraftan kimin diğer taraftan olduğunu saptamak için.
Sembol, insanların kendi varlıklarının farkına vardıkları andan itibaren kullandıkları "soyut gerçek". Sembollerin kullanımının iki amacı var: Belirli bir mesajı iletebilmek ve birbirini tanıyabilmek. Bayrak da ulusların inşa döneminin başından itibaren en önemli ulus sembolü olarak çıkıyor karşımıza. Fransa bayrağının öyküsü ilginç. Bayrağın, mavi-beyaz-kırmızı renkleri, Fransız ihtilalinden sonra Kral'ın rengi olan beyazla Paris'in renkleri olan mavi ve kırmızının birleşiminden oluşturulmuş. 19. yy boyunca kralcılar beyaz bayrağı, Cumhuriyetçiler üç renkli bayrağı kendilerinden ve rakip olanları tanımak için karşılıklı sallamışlar, yumruk gibi. 1848 ihtilalinde bu iki rakip bayrağa bir de kırmızı bayrak eklenmiş. Günümüzde kullanılan bayrak, tâ 1946 Anayasası'nda resmileştirilmiş.
Diğer ülkeler
Amerika Birleşik Devletleri'nde bayrak ulusun ana simgesidir. Bu simgeye hem resmi kurumlar hem de kamuoyu dogmalaşmış bir şekilde bağlıdır. İçinde, konusu ne olursa olsun, özelliği ne olursa olsun, bir Amerikan bayrağı görünmeyen Hollywood filmi bulmak neredeyse imkansız.
Yunanistan'da da bayrak, din ve ulus birbirlerine sıkı sıkıya bağlı. Her sene, her okulda, okulu birincilikle bitiren öğrenci Yunan bayrağını törenle taşıma hakkını kazanır. Geçen sene okul birincisi Arnavut bir kız olunca Yunan basınında çok sert bir polemik başlamış, bir Arnavut'un Yunan bayrağını taşıyabilme "ruhuna" sahip olup olmadığı haftalarca tartışılmıştı.
Türkiye Cumhuriyeti'nde devletin inşası milletin inşasından önce yapıldığı için olsa gerek, bayrak konusu hâlâ çok hassas. Bayrağın siyasi toplantılarda, hatta bilimsel toplantılarda asılıp asılmaması toplantının hangi "tarafta" yer aldığını gösterir milliyetçilere göre. Okullarda bayrak töreni haftayı açar ve kapar. Resim derslerinde yapılan resim ne olursa olsun bir köşesine acemice bir bayrak mutlaka eklenir. Bayrak, milliyetçilik dininin vazgeçilmez aksesuarı olarak karşımıza çıkar. Ve her dinde olduğu gibi hem bireyi ulu kabul edilen kavrama bağlar (Tanrı ya da ulus) hem de bireyleri birbirlerine, diğerlerini ötekileştirir.
Batrak
Bayrak kelimesi "batrak" sözcüğünden geliyor. Aslı, ucuna bezler ve ipler bağlanmış ve toprağa batırılmış mızrak. Bu mızrak kavmin o toprağa hakimiyetini gösteriyor ve gerektiği düşünüldüğünde, Kızılderili kabilelerin toprağa gömülmüş baltaları gibi, batırıldığı yerden çıkarılıp başkalarına saplanabiliyor.
Türkiye'de bayrak kullanımında son birkaç aydan beri bir hızlanma olduğunu fark etmeyen kalmamıştır. Bayrak üzerine yeminler ediliyor, tabanca ve Kuran katık ediliyor. Bayraklar gösteri alanlarını kaplayıp gösteri yapanların üzerini örtüyor. Hrant Dink'in cenazesindeki elektroşok geçirmiş insanları eleştirmenin ana yollarından biri cenaze yürüyüşünde bayrak olmamasına dikkat çekmekti. Ankara, İzmir ve İstanbul gösterilerinde bayrak kalkan haline getirildi: Varolduğu varsayılan tehlikelere karşı bir kalkan ve bu kalkan dışlamak için kullanılırken silahlaştırıldı, mızraklaştırıldı.
Siyasi parti mitinglerinde artık partinin bayrakları değil Türkiye bayrakları sallanıyor. Başka bir bayrak kullanmak ihanetle özdeşleştiriliyor, her parti milliyetçilik yarışında metre hesabıyla bayraklarla endam gösteriyor, uzunluk, büyüklük, genişlik rekorları kırılıyor. Elçin Macar, Azınlıkça dergisinin Mayıs sayısında 1990'larda Beyoğlu Ülker Sokak sakinlerinin eşcinselleri kovmak için bayrak astıklarını anlatıyor. Şaşırtıcı mı? Bizden olmayan, istemediğimiz herkese, her şeye karşı bayrak. Bayraklar apartmanların cephelerini kaplıyor. Şehirlerin yüksek yerlerine görülmemiş büyüklükte bayraklar asılıyor. Kimin bayrağı daha uzun? Kimin bayrağı daha çok?
Sembole hakim olmanın tehlikeli iki sonucu doğuyor kanımca. Birincisi sembol hakimiyeti ve kullanımı başka bir şey yapmaya gerek kalmamış hissi uyandırabiliyor bireylerde. 'Nasılsa bayrağımızı astık, kimse bizden şüphe etmez artık' ruh haline girebiliyor güruhlar, 'savunulacak şey bayrakla savunulmuştur, ezilenleri savunmanın gereği kalmamıştır' diyebiliyor siyasi akımların fikir üreticileri.
İkincisi ve daha da önemlisi, bu hakimiyet büyük bir kalabalık tarafından paylaşıldıkça sonsuz erk hissi doğuyor. Ve elbette, -Canetti'nin Kitle ve Güç'te gösterdiği gibi- erkin güruhlar tarafından, bizden olmadıklarına inanılan topluluklara karşı kullanılması her an, her yerde beklenmedik sonuçlar doğuruyor. Evveli gün Rumlara, dün Alevilere, bugün Kürtlere ve İslamcı oldukları düşünülenlere. Yarın kim bilir kime karşı, kime batırmak, kime saplamak için.

SAMİM AKGÖNÜL: Doç. Dr., Strazburg Üni.