Benim yaşlı metresim

Fransız kadın yönetmen, yazar ve sinema eğitimcisi Catherine Breillat'nın 2007 filmekimi'nde gösterilen son filmi Une vieille maîtresse/Metres'i izlemeye giderken; çekici Avrupalı oyuncularla çekilen kışkırtıcı cinsellik sahnelerinin olduğu...
Haber: NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK / Arşivi

Fransız kadın yönetmen, yazar ve sinema eğitimcisi Catherine Breillat'nın 2007 filmekimi'nde gösterilen son filmi Une vieille maîtresse/Metres'i izlemeye giderken; çekici Avrupalı oyuncularla çekilen kışkırtıcı cinsellik sahnelerinin olduğu, saklı duygular üzerine basit ama alışılmadık bir anlatıma sahip ve dolayısıyla insanın filme karşı nasıl bir tavır alması gerektiğini sorgulatan erotik bir denemeyle karşılaşacağımı düşünüyordum. Breillat, Fransız sinemasının başlangıcından beri çok sevdiği kostümlü tarihi bir drama ile karşımıza çıkarken, ilk romanından beri süregelen ana fikrini korumaya ve tartışmaya devam etmiş; cinsiyetlerin aşkta ve seksteki savaşını...
"Porno auteur"ü sıfatıyla tanımlanan Breillat'ya bu konuda biraz acımasızca davranıldığını düşünüyorum. Porno sektörünün, (Fatih Özgüven'in ifadesiyle "Milletin sinesine gidilmeden kazanılmış başarı"nın) erkek egemen bir bakış açısıyla gerçekleştirilen, erkek duygularının ve hayal gücünün sınırlarını zorlamak amacıyla çeşitlenen ama asla renklenmeyen; kameranın, erkeğin her daim izleyen bakışını yansıttığı ve elbette cinselliği erkeğin haz dünyasında yaşadığı sınırla bitirilecek pis bir denemeymiş gibi sunan ürünlerinin karşısında, Breillat'nın cesurane kadınsı yargıları ve aktarımları onu, "porno sektörüne sanatsal damga vuran kadın" sıfatından daha uzak bir yerlere götürüyor. Öte yandan filmlerinin diğer önemli Avrupalı erotik film yönetmeni Tinto Brass filmleriyle karşılaştırılması ise yine yanlış bir kanı. Brass'ın bir erkek olarak kendi hayallerini yansıttığını, cinselliğe alaycı, basit ve neşeli bir tavırla her türlü yargıdan uzak yaşadığımız şu tatlı hayatın amacı ve sonucu gibi baktığını düşünürsek, Breillat tam aksine cinselliği acı veren, asla tatmin olamamanın verdiği tanımlanamayan bir tutkuya dönen karmaşık bir ilişkiler zinciri olarak yansıtıyor. Kadın cinselliğinin tüm "erkek sinema filmlerinde" bir amaç iken, kendi filmlerinde sadece bir araç olduğunu söyleyen Breillat, kadın psikolojisini erkeklerin anlayacağı bir şekilde vermeyi amaçladığını, böylece erkeklerin bu konudaki kafa karışıklığına son vererek kadınlar üzerindeki baskıyı kaldırabileceğine inandığını her filminde dile getiriyor.
Yumuşak ve anlaşılır
Filmleri, içinde bulunan çıplaklık ve erotizm dozundan ziyade, barındırdığı sado-mazoşist bakış açısı ve eylemlerle sürekli yasaklanan Breillat; son filminde daha yumuşak ve daha anlaşılır olmayı tercih etmiş. Choderlos de Laclos'nun Fransız İhtilali'ne çeyrek kala kadın ve erkek arasındaki savaşı alaycı bir dille anlattığı Les Liaisons Dangereux (Tehlikeli İlişkiler) romanının çağına atıfta bulunarak başlanan filmde, Flers Markizi (Claude Sarraute), Fransız aristokrasisinin gözbebeği kızını, adı skandallara karışmış bir fahişeyle uzun süredir aşk yaşayan Ryno de Marigny (Fu'at Ait Attaou) ile evlendirmek ister ve 1830'ların Paris'inde dedikodu kazanı kaynamaya başlar. Ryno, ünlü metres Vellini (Asia Argento) ile 10 yıllık aşk nefret ilişkisinin bittiğine herkesi ikna etse de acaba kendine de yalan mı söylemektedir?
Jules-Amedee Barbey d'Aurevilly'nin romanından yine Breillat tarafından uyarlanan filmde, epey alışık olduğumuz, hatta üçüncü sayfa haberlerinde çoğu cinayetle sonuçlanan örneklerine rastladığımız bir konu üzerinden cinsiyetler arası aşk çatışması anlatılıyor. Fakat bu sefer, Breillat'nın daha önceki filmlerinde işlenen bize çok uzak hatta belki de çok ama çok derinlerimizde yer alan, kabul etmeye çekindiğimiz karakterler yerine, oldukça anlaşılır düzeyde insani kişilikler ve daha az kışkırtıcı ve izlenebilir cinsellik sahneleri yer alıyor. Kanlı ve edepsiz 18. yüzyılı yansıtan Laclos'nun Valmont'unun aksine, romantik hatta duygularının ve ihtiraslarının elinde oyuncak olan bir 19. yüzyıl erkeği olarak resmedilen Ryno, kalın dudakları, beyaz cildi ile yansıttığı kadınsı güzelliğiyle erkeksi tüm güçlerini kendinden yaşlı ve yırtıcı bir kadına, güzel bile bulmadığı Vellini'ye teslim ederken, Breillat'nın tam da zevk aldığı kışkırtıcı bir hadım etme hikâyesine döndürüyor bu ihtiraslı aşk ilişkisini. Ryno, kanını içen, onu yaralayan, onunla öldüresiye acı çekercesine sevişen Vellini'yi masum bakire Hermangarde için terk ederken, kendisi için yeni bir doğuşu ve kutsanmayı bekliyor. Hatta 19. yüzyılın özgür ruhuyla ona yaklaşan, yakışıklılığı ve kötü şöhreti ile heyecanlandırdığı büyükanne Flers'e anılarını anlatırken, bu kutsanmayı bir kere daha yaşıyor. Sözlerinde her zaman dürüst olmaya çalışan Ryno, davranışlarında ise bu erdemi asla gösteremiyor.
Aşk ne kadar gerekli?
Önceki filmlerinde "cinselliği yaşamak için aşk ne kadar gerekli?" sorusuna kadın tarafından bakarak bir cevap bulmaya çalışan Breillat, pek çok kez inanılanın aksine kadınların da aşk gibi yüce bir duygu olmaksızın cinselliğini yaşayabileceğine, hatta sadece cinsellikle ruhundaki boşluklara, akıl karışıklıklarına bir çözüm bulabileceğine olan inancını filmlerine yansıttı. Metres'te ise bu kez kadınsı bir ruha sahip genç bir erkeği yeniden yaratmayı tercih ederek, bakış açısını ya da kulvarını biraz değiştirmiş. Kendine ait bir anlatım tarzı olan, ticari sinema kurallarına kendi sinema dili ile karşılık verecek cesaretiyle auteur yakıştırmasını hak eden Breillat, kimsenin dokunmak istemediği konuları ticari olmayan yaklaşımıyla ele almaya son filmi ile devam ediyor. İngiltere'de çocuk kitapları yazmaya başlamadan, önce cinsellik tabusunu kullanarak pek çok kazanç elde eden Madonna'nın reddettiği Vellini rolünde Asia Argento'yu izlemek için bile Metres izlenmeye değer bir film...

NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK: Yrd. Doç. Dr., Bahçeşehir Üni.