''Beyaz bir kadının bakışları''

Yazmak zor Memed ağbi, bunun senden iyi kim bilecek. Uzun geceler ister. Yalnız kendine adanmış bir hayat ister. Yazmak Memed ağbi sen çok iyi bilirsin, sırrı paylaşmaya gönüllü bir yürek ister.
Haber: YILMAZ ERDOĞAN / Arşivi

Yazmak zor Memed ağbi, bunun senden iyi kim bilecek. Uzun geceler ister. Yalnız kendine adanmış bir hayat ister. Yazmak Memed ağbi sen çok iyi bilirsin, sırrı paylaşmaya gönüllü bir yürek ister.
Yazarlar kahraman mıdır bilmem ama kahramanların tamamını onlar yazmıştır.
Ömrü bitti ama kavgası bitmiyor gezegenin.
Ama yazmak benim canım ağbim, tüm 'baş belası' konulara, kimsenin bakmadığı bir yerden bakmak, kimsenin söylemediğini söylemek ister.
Ömrünü yazıya verip bu netameli konulardan uzak durmak mümkündür ama yazı bunu herkesten her zaman ister.
Ve yazmak şakacı bir akıl ister. Hiçbir fikre torpil yapmaz kelimeler. İçinde taşımadığı bir anlamı yedeklemez hiçbir kelime ya da anlamını azaltmaz cevherin.
Yazmak, iyi yazmak her fikri alaycı bir paranteze almak ister.
Yazmak, uğruna ölümlere gidip gelmeyi göze alacak kadar iyi bir fikirdir ama bir fikir için ölümü göze almak gerekiyorsa o fikir yeterince iyi bir fikir değildir.
Ama yazmak Memed ağbi 'göze almak' ister.
Tıpkı senin yaptığın gibi.
Seni üzdük biraz. (Sen de bilirsin ki sade seni değil biz iyi yazan her yurttaşımızı üzdük.)
Yakınlarda hiç orman bulunmayan gölgesiz güneşli bir yerde doğdun.
Kişi başına düşen milli hüzün had safhada.
İdam sözcüğünü öğrenmişin daha dokuz yaşında.
Oysa bütün hikâye ilahi piyangoda bahtına düşen coğrafya parçası işte... Hani hep en çok seveceğin.
Doğuyorsun bismillah, her yerinde bir kavga bir telaş var yurdun.
Dünya ikiye bölünmüş... Sosyalist alem, kapitalist alem... Senden önce doğan aile büyükleri zaten senin safını da seçmiş... Sonra dernek dergi işleri... Davalar, mahkemeler, hapis... Sürgün... Soğuk İskandinav yalnızlıkları... Güneşe sevdalı bir kalp ve güneş oralarda en yakın arkadaşı değil insanın...
Her yerde ve her zaman sürgün en hüzünlü dünya vatandaşı.
Ama yazmak Memed ağbi bazen tam da böyle hayatlar ister.
Mutlu olmayı değil mutluluğu hayal etmeyi seçenlerin işidir yazmak.
Zafer ve yenilgi telşalarında bazen muzaffer taraftasındır bazen mağlup.
Hep kahramanlar ve hainlerden söz edilir.
Büyük zaferler büyük kahramanlıklar sayesinde olmuştur, büyük yenilgilerse soyu tükenesi hainlikler yüzündendir.
Yazmak ne kahramanlık peşindedir ne hainlik, o her ikisini de kaydetmek ister.
Aslında tüm mesele belki de Memed ağbi zannettiğimizden daha basittir. Yani hayat ya da hayatı zorlaştırıcı bir unsur olarak siyaset, o kadar da karışık bir iş değildir.
Yolda yürüyorsundur, kavga eden iki insana rastlarsın ve artık bir 'siyaset' geliştirmek zorundasındır. Aldırmadan yola devam etmek ya da ayırmaya çalışmak.
İşte yazmak o 'ayıran akil adam olmak' siyasetinden başka siyaset istemez.
Tıpkı seninki gibi.
Bilemedim Memed ağbi... Senin gibi insan gidince insan bilemiyor, yokmuşsun gibi yapmak mı daha zor, yokmuşsun gibi yaşamak mı?
Sen şimdi artık işin 'öteki' kısmına da vakıf olduğuna göre Memed ağbi bilirsin ama bizim henüz çakamadığımız bir dava...
Burda tek bildiğimiz 'olmak' ya da 'olmamak'... İşte bildiğimizin tamamı hâlâ bu ve bizim Şekspir bunu yüzlerce yıl önce yazdı.
Ama sen Memed ağbi bu diyarda olan ya da olacak olan kimsenin unutmayacağı bir hayat hikâyesi boyunca 'oldun'. İyi ki oldun, şükür ki oldun.
Yoksa kim hey durun yapmayın diyecekti.
Kim, yahu barış sevgi kardeşlik, bir yasal düzen kurmak ve o yasalara uymak, bunların tamamına bildiğiniz tüm güzel kelimeleri ekleyin işte ona uygarlık deniyor, diyecekti.
Yoksa kim Memed ağbi 'Siya Evinê'yi yazacaktı?
Yoksa kim Kürtçe'den bir roman dili yaratacaktı.
Ah Memed ağbi bazen insanın dili, onun hem en büyük hem en tatlı baş belası...
Yazmak hani derler ya 'her şeyden evvel', içinde çalışacağı, yaşayacağı bir dil ister.
Dil de her şey gibi bir kısmet işidir. İçine doğarsın ve o artık en sevdiğindir.
Ama yazmak fikri önce insan beyninde 'insanca' dilinde oluşur.
Her yazar kafasındaki 'insanca' fikri seçtiği dile tercüme ederek başlar yazmaya.
Yazmak insanın seçtiği dile yaptığı en büyük hizmettir.
Memed ağbi sen, önce Kürtçe'ye, sonra Türkçe'ye, İsveççe'ye ve daha pek çok dile çok özel anlamlar hediye ettin.
Çünkü bir dil kelime sayısıyla değil, asıl o dilden üretilen yeni anafikirler, yeni anlamlarla zenginleşir.
Yazmak dünyanın bütün dillerine en büyük hizmettir.
Yazmak insanlığa, bütün insanlığa 'üzerine vazife olmayan bir borcu' ödemektir.
Tıpkı senin yaptığın gibi.
Dedim ya, yazmak zor hele böyle bir günde senin ardından ağlamadan yazmak zor.
Ne yapsan olmuyor, bir keşke'ye takılıyorsun en fenası...
Keşke diyor insan kısacık bir hayatta bu kadar acı olmasaydı.
Yanlış anlama, yaşadığından pişman olmaktan söz etmiyorum. Yüz kere gelsen yüz kere aynı hayat hikâyesini istersin biliyorum.
Çünkü yazmak yaşadığını sevmek ister.
Yaşadığını daha sevilesi yapmak hatta onu düzeltmek ister.
Her yazan bu istekleri karşılamaz evet ama yazmak bunu herkesten hep ister.
Memed ağbi bu mektupta edebiyat traşı yapmak istemem.
"Mösy... Beket" daha sahici bir şifredir aramızda... Uzun şakalar boyu süren geceler...
Ve kırmızı şarap eşliğinde Bodler'den (müsaadenle okunduğu gibi yazdım) hem de Fransızca'sından bir şiir... Senin sesinden enfes bir çeviri telaşı... "Beyaz bir kadının bakışları"... Devamını hatırlayamadığın... "Beyaz bir kadının bakışları"... Sonra benim arkadaşım, köpeğim "Mösy... Beket"in bakışları... Sonra senin o şahane gülüşün...
Aramızda hep yarım kalacak olan bir Bodler şiiri var Memed ağbi... "Beyaz bir kadının bakışları"... gözyaşları.
Bir top beyaz kağıt ya da en iyisi bir defter, üstünde lise defteri yazan, biraz da kalem...
Gündüzse kahve, geceyse şarap ya da artık gece neyi emrederse
Yazmak bir varmış ile bir yokmuşun kuranderinde bir ömür ister.
Tıpkı seninki gibi.
Yazmak Memed ağbi edebiyatın çıkarı için hayattan, kalabalığın çıkarı için kendinden vazgeçmek ister.
Yani yazmak benim canım ağbim, tıpkı senin gibi iyi bir adam olmak ister.
Memed ağbim, sen bugünlerde ölen kaçıncı Memetsin
Çocuklarımız orda sana emanet.
Seni de, onları da unutmayacağımızı söyle.
O güzel Anadolu çocuklarına, başımıza gelen her şeyin yazılı olduğunu ya da en azından mutlaka bir gün yazılacağını söyle.
Çünkü yazmak Memed ağbi, kalple, beyinle, vicdanla yazmak, hiçbir Memed hiçbir zaman ölmesin ister.