'Beynelmilel bi şii işte!..'

Sözcüğün doğrusunun "beynelminel" olduğunu sanan arkadaşımın, doğru yazımın "beynelmilel" olduğu şeklindeki iddiama inanması için bir sözlüğün tanıklığı gerekti!
Haber: CANER FİDANER / Arşivi

Sözcüğün doğrusunun "beynelminel" olduğunu sanan arkadaşımın, doğru yazımın "beynelmilel" olduğu şeklindeki iddiama inanması için bir sözlüğün tanıklığı gerekti! Halbuki, Arapça kökenli "milel" sözcüğü "milletler" demektir, başına "beyn-el" gelince anlamı "milletlerarası" olur. Aslında, çoğulu "milel" olan bu "millet" sözcüğü de zaman içinde anlam değiştirmiş; eskiden bu sözcük ulusları değil, aynı dinden olan insan topluluklarını anlatmak için kullanılırmış, "Yahudi milleti", "Hıristiyan milleti" gibi. Zaten günümüzdeki anlamıyla "milliyetçilik", Fransız ihtilali ile birlikte ortaya çıkmış bir kavram değil mi? Bir de ilahiyatta, yani teolojide bir uzmanlık alanını ifade eden "milel ve nihal" terimi var, bu tamlamayı Türkçeye "dinler ve mezhepler" diye çevirebiliriz; "uluslar ve mezhepler" dersek yanlış olur, çünkü bu uzmanlık dalı farklı din ve mezhepleri inceler, hatta bu isimde bir elektronik dergi bile var (1).
Neyse ki bugün yarı Arapça, yarı Türkçe bir bileşik sözcük kullanarak "milletlerarası" demek zorunda değiliz, "uluslararası" diyebiliriz. Yine de bir noktaya dikkat etmek gerek: Bu sözcüğü bitişik mi yazacağız, iki sözcük gibi ayrı ayrı mı? Eskiden beri bildiğim bir kural var: "Bileşik sözcükte kullanılan iki sözcükten birisinin bile anlamı değişmişse, aralık vermemek gerekir" diye; bu yüzden ben hep "uluslararası" şeklinde, bitişik yazarım bu sözcüğü. 12 Eylül sonrasında yönetimi değişen Türk Dil Kurumu uzun bir dönem "uluslar arası" yazımını benimsemişti, ama artık o da sözcüğü bitişik yazıyor.
Enternasyonal
Bir de "enternasyonal" var, "uluslararası" ile eşanlamlı olan ve (galiba) "İzmir Enternasyonal Fuarı"nın adıyla yaygınlık kazanmış olan bu sözcüğün, uluslararası işçi marşının adı olması (2) dışında da siyaset tarihinde önemli bir yeri var: Farklı ülkelerden işci sınıfı partileri (yani komünist ve sosyalist partiler), ilk kez 1864'te Pariste biraraya gelerek "Birinci Enternasyonal"i oluşturmuşlar, bu birliğin altında yatan düşünce, farklı ülkelerde de yaşasalar işçi sınıfı mensuplarının çıkarlarının ortak olduğu imiş. Bu düşüncenin nasıl uygulandığı konusuna ise hiç girmeyelim, yalnızca, sosyalistler arasında "Bugüne kadar kaç tane enternasyonal toplandı?" sorusuna bile farklı yanıtlar verildiğini söyleyip geçelim (3).
Türk sinema seyircisi "Enternasyonal Marşı" ile daha önceden tanışmıştı, hem de 12 Eylül döneminde! Nerede biliyor musunuz? Federico Fellini'nin, Ülkü Tamer sayesinde Türkiye'ye gelen filmi, 'Amarcord'da! (4) Bu filmin bir sahnesinde, bir kulede Enternasyonal çalmaya başlar, Franco'nun faşistleri sese doğru çılgınca ateş ederler, sonra anlaşılır ki kurşunladıkları bir gramofondur sadece. Yeri gelmişken, 'Amarcord' sözcüğünün Fellini'nin memleketinin yerel ağzında "Anımsıyorum" demek olduğunu da anımsayalım.
Yaşanan koşullara göre sözcüklerin anlamı çok değişebiliyor. Bakıyorum da, 21. yüzyılda küresel, bölgesel, ulusal, yerel gibi kavramlar her yeni kuşak için biraz daha farklı anlamlar taşıyor. "Uluslararası" sözcüğü de son yıllarda ön plana çıkmaya başladı. Yoksa (küreselleşmenin değil, ama) "küreselcilik"in karşısındaki seçenek, uluslararasıcılık mı olacak?
Meraklısına bağlantılar:
(1) http://www.dinlertarihi.com/
(2) http://tr.wikipedia.org/wiki/ Enternasyonal
(3) http://tr.wikipedia.org/wiki/ Komintern
(4) http://www.radikal. com.tr/ek_haber.php?ek=cts&
haberno=4568