Biber gazı ile emniyette miyiz?

Bugün tüm dünyada güvenlik güçleri tarafından özellikle gösteri ve eylemlerin kontrolü için kullanılan ve "biber gazı" olarak bilinen çeşitli kimyasal maddelerin 1 Mayıs'ta İstanbul'da insanların üzerine boca edildiğini gördük. Peki bu kimyasalları tanıyor muyuz?
Haber: AYÇA ERSEN / Arşivi

Bugün tüm dünyada güvenlik güçleri tarafından özellikle gösteri ve eylemlerin kontrolü için kullanılan ve "biber gazı" olarak bilinen çeşitli kimyasal maddelerin 1 Mayıs'ta İstanbul'da insanların üzerine boca edildiğini gördük. Peki bu kimyasalları tanıyor muyuz?
İlk bakışta "biber gazı" ifadesi bu gazın doğal ve güvenli bir madde olduğu izlenimi veriyor, ancak bu kimyasal maddelerin etkileri incelendiğinde göründükleri kadar masum olmadıkları anlaşılıyor.
İlk olarak 1871 yılında üretilen bu göz yaşartıcı maddelerin, sprey ve bomba halinde yaygın olarak kullanılmaya başlanması 1990'lı yıllarda gerçekleşmiş olmakla birlikte, rafine edilmemiş formuyla biber, doğal bir kimyasal silah olarak yüzlerce yıldır kullanılıyor. Örneğin yüzlerce yıl önce Çinlilerin toz biberi bir karışım haline getirerek düşmanların gözüne sıktıkları, Japonların ve Hintlilerin toz biberi savunma ve saldırı amaçlı kullandıkları belirtiliyor. (1, 2) Tarihte bu kimyasalların kullanım biçimleri konusundaki gelişmelerin savaş dönemlerinde hız kazandığını görüyoruz. Özellikle Vietnam Savaşı sırasında Kuzey Amerika'da spreylerden patlayan bombalara kadar bu kimyasalların pek çok farklı tipi üretildi. 1969'da içlerinde ABD'nin de bulunduğu 80 ülkenin Cenova Sözleşmesi'yle, göz yaşartıcı gazları savaşta kullanımı yasak maddeler arasında kabul etmesine rağmen ABD, dünyadaki en büyük üreticilerden biri olmaya devam etti. Bugün için sadece Kuzey Amerika'da tüm dünyadaki üretimin yüzde 41'ini gerçekleştiren 108 üretici firma bulunyor. (2)
'Toplumun güvenliği' için!
Bugün pek çok ülkede bu kimyasallar, güvenlik güçleri tarafından "toplumun güvenliğini sağlamak" gibi "meşru" olduğu iddia edilen gerekçelerle, yine geniş toplum kesimleri üzerinde kullanılmasına rağmen sağlık üzerine etkileri kesin olarak bilinmiyor. Bu kimyasalların sağlığa etkileri üzerine yapılan çok az sayıda araştırmanın sonuçları ise ürkütücü görünüyor:
1. Bu maddelerin akut etkileri arasında gözlerde ağrı, yanma hissi, aşırı göz yaşarması, gözkapaklarının kapanması, görme problemleri, deride kızarıklık, dermatit, egzema, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, pulmoner ödem, akut solunum yetmezliği, hipotansiyon, göğüs ağrısı sayılıyor. (2, 3)
2. Eğer maruz kalan kişilerin astım, kronik akciğer hastalığı, hipertansiyon veya kardiyovasküler hastalığı varsa bu semptomlar çok daha belirgin görülüyor, hatta ölüme neden oluyor. Askeri medikal araştırmalarda şimdiye kadar saptanmamış anevrizması bulunan 30'lu yaşlardaki insanların özellikle risk altında olduğu belirtiliyor. (2, 3)
3. Bu maddelerin, uzun dönemde kansere ve doğum defektlerine yol açabilecek kromozomal bozukluklara neden olabileceği iddia edilmekle birlikte, bu etkilere dair yeterli kanıt bulunmuyor. Yeterli kanıt bulunmaması hem araştırmaların yetersizliğinden hem de varolan az sayıdaki yayının askeri tıbbi araştırmalar kapsamında yapılması nedeniyle gizli kalmasından kaynaklanıyor. (2, 3)
Kimyasal silah mı?
Yukarıda belirttiğimiz gibi pek çok farklı kimyasal bileşen piyasaya sürülmüş olmakla birlikte aslında bu maddelerin sağlık üzerine zararlı etkileri arasında önemli farklılıklar bulunmuyor. Bu maddelerin gaz ya da aerosol olarak kullanımını sağlayan çözücülerin karaciğer ve böbrek hasarına, akciğer tümörlerine, hücre mutasyonlarına, doğum defektlerine neden olduğunu iddia eden çok sayıda araştırma bulunuyor. Bu kimyasalların tek tek belirtilen etkilerine ek olarak karışım halinde kullanıldığında birleşik etkisi bilinmemekle birlikte çok daha toksik etkiye sahip olabilecekleri düşünülüyor. (2, 4)
Bütün bu çalışma ve araştırmalara dayanarak, saygın bir tıp dergisi olan Lancet 1998'de, bu maddelerin etkileri anlaşılıncaya kadar kullanımının ertelenmesini önerdi. (5)
En popüler: OC
OC (Oleoresin Capsaicin), California'da Ekim 1992'de kullanımı yasal hale gelmiş ve bugün en yaygın kullanılan göz yaşartıcı kimyasal. Daha sonraki yıllarda, OC'nin güvenlik güçleri tarafından kullanılmasına önayak olmuş FBI ajanı Thomas Ward'ın, OC üreticilerinden tüm ABD'de kullanımını garanti etmesi karşılığında 57 bin dolar aldığı ortaya çıktı. (1)
31 Mayıs 1994 itibarıyla bir yıllık süre içinde ABD'de biber gazı polis tarafından 16 bin kez, yani günde ortalama 24 kez kullanıldı. ABD'deki bir sivil toplum örgütü olan American Civil Liberties Union'ın (ACLU) yaptığı bir araştırmada, Ocak 1993-Haziran 1995 arasında biber gazı sıkılan kişiler arasında 26 ölüm tespit edildi. Toplam ölümlere bakıldığı zaman sonuçlar, polisin biber gazını her 600 kullanışında bir kişinin çeşitli nedenlerle öldüğünü gösteriyor. Ölen kişilerin yüzde 61'inde altta yatan kalp ve solunum yolu hastalığı, iki kişide astım olduğu anlaşıldı. Bu sonuçlar altta yatan hastalıkların gazın etkisini artırdığına dair önemli kanıtlar sunuyor. Raporda belirtilen diğer önemli bir nokta ise, polis olay yerine ulaştığında, kurbanların hiçbirinin şiddet içeren bir suç işlemediği yönünde. (3)
Güvenlik mi? Sindirme mi?
Yaygın olarak görülen akut etkileri, gazın kullanım amacının hedef kişide endişe ve korku yaratarak etkisiz hale getirmek olduğunu düşündürüyor. ABD'de OC kullanılan eylemlerin niteliğine bakıldığında, çoğunun şiddet içeriği olmayan protesto gösterileri olduğu görülüyor. Ocak 95'te biber gazı ürünlerinin California'daki en büyük üreticisi olan Amerika Savunma Teknolojileri Birliği sadece OC'nin uzak mesafeden, bir kez kullanılabileceği ve bir saniyeden fazla kullanılmaması gerektiği konusunda güvenlik güçlerini uyardı, bundan fazlasının eklenen sağlık riskleri ortaya çıkaracak bir aşırı maruziyet olacağını belirtti. (2) Ne var ki OC'nin protesto gösterilerinde üreticilerin önerdiği biçimiyle kullanılması mümkün olmuyor. Polisin, kimin bu gaza ne miktarda maruz kaldığını gözlemlemesi ve risk altındaki kişileri öngörmesi neredeyse imkansız. 1 Mayıs'ta İstanbul'da gözlendiği gibi, daha önce dünyadaki başka örneklerde de bu gazların kullanımı sonucu oluşan gaz bulutu, hem protestocuları hem de çevredeki insanları etkiledi. Biber gazına maruz kalan kişilerin bakımında ise devlet sorumluluk almıyor.
"Biber gazı" üretimi ve kullanımının denetimindeki boşluklar da dikkat çekicidir. ABD Sağlık Dairesi (FDA), sadece gıda ve ilaç denetiminden sorumlu olduğunu bildirerek biber gazının her iki kategoriye de girmediğini ve bu nedenle alanlarına dahil olmadığını belirterek denetiminde sorumluluk üstlenmedi. (3)
Yüzyıllar önce Çinliler tarafından kullanıldığını belirttiğimiz yöntem, bugün teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapanın tespit edilemediği bir cezalandırma yöntemi haline geldi. Türkiye'de ve dünyada polisin araçlara bindirilmiş, zaten kontrol altında olan insanların üzerine göz yaşartıcı sprey sıktığı pek çok görüntü izledik. Bu konuda başka ilginç örnekler de var. Göz yaşartıcılar 1995 yılında Wash'taki Green Hill Okulu'nda okul idaresi tarafından öğrencileri cezalandırma yöntemi olarak kullanıldı. Pediatri uzmanı Dr. Cohen tarafından açılan davada bu kimyasalların çocuklar üzerinde yaratabileceği sağlık riskleri, mahkemenin bu uygulamayı yasaklama kararı almasına neden oldu. (3) Biber gazının kontrol değil, cezalandırma amaçlı kullanıldığına dair bir başka örnek ise yine Türkiye'den. Akşam gazetesinde 2006'da yayınlanan bir habere göre, İzmir'de engelliler arasında oynan bir basketbol karşılaşmasında meydana gelen olaylarda polis, tekerlekli iskemlede oturan sporculara biber gazı sıktı.
Neden öldürüyor?
OC, güvenlik güçlerinin neden olduğu ve sayısı giderek artan yaralanmaları, ölümleri engellemek amacıyla kullanılmaya başlandı. Eğer ölümleri engelleyeceği düşünüldüyse "biber gazı" neden öldürüyor? 1995 raporundan bu yana aydınlatılmamış pek çok vaka var. Bu vakalara bir yenisi de 1 Mayıs 2007'de Türkiye'den eklendi. Daha önce by-pass ameliyatı geçirmiş olan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik, biber gazına maruz kaldıktan sonra geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. Görünen o ki, biber gazının güvenlik güçleri tarafından kullanılması ile "öldürücü" araçlara bir alternatif bulunmuş değil, mevcut silahlara bir yenisi daha eklendi. 1 Mayıs olaylarında da, emniyet güçleri biber gazını yakın mesafeden sinek ilacı gibi sıktıktan sonra eylemcileri copladı ve hatta göz yaşartıcı spreylerin şişeleri ile eylemcilere vurdu.
Biber gazı yasaklanmalı!
Bu yazıda biber gazına maruz kalındığında ne tür müdahaleler yapılması gerektiğinden bahsedilmiyor. Çünkü literatüre bakıldığında etkileri tam olarak bilinmeyen, maruz kalan kişilerde ciddi sağlık sorunları ve hatta ölümler bildirilmiş olan bu silahların kullanılmasının kesin olarak yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu gazların sorumsuzca kullanımı insanlık için büyük bir tehdittir ve kullanımına karşı etkin tavır alınması gerekiyor.

AYÇA ERSEN: Üniversite Konseyleri Derneği Sağlık Çalışma Grubu
Kaynaklar:
1. Phillips K, Godfrey J. A dangerous weapon in dangerous hands: Will Oleoresin Capsaicin spray reduce fatal shootings by police? Alternative Law Journal. 10.05.2007 tarihinde http://search2.austlii.edu.au/au/journals/AltLJ/1999/13.html adresinden alındı.
2. Gautam MP, Ghimire U. Tear gases and Health. Journal of Nepal Medical Association. 2004; 43:164-170.
3. American Civil Liberties Union of Southern California (ACLU), Pepper Spray Update: More Fatalities, More Questions, June 1995.
4. Howard H, Jonathan F, Epstein P, and et all. Tear Gas-Harassing Agent or Toxic Chemical Weapon?. The Journal of the American Medical Association. 1989; 262.
5. "Safety" of chemical batons. Lancet 1998; 352:159.