Bir genç kız yetişiyor

2007 Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü sahibi tartışmalı film Persepolis, nihayet gösterimde. Film, Marjane Satrapi'nin çok satan çizgi romanından sinemaya uyarlanmış.
Haber: NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK / Arşivi

2007 Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü sahibi tartışmalı film Persepolis, nihayet gösterimde. Film, Marjane Satrapi'nin çok satan çizgi romanından sinemaya uyarlanmış. Gözümüzün çokça alıştığı Amerikan Walt Disney, Pixar filmlerinden ya da Japon animelerinden farklı bir anlayışla gerçekleştirilmiş olan yapım, çocuklardan çok büyüklerin ilgisini çekecek nitelikte.
1969 doğumlu Satrapi'nin özyaşam öyküsünün anlatıldığı Persepolis'in tüm dünyada ilgi görmesinin en önemli sebebi, Satrapi'nin çağdaş bir ailede büyüyen, iyi eğitim almış bir İranlı oluşu. Böylelikle ülkesinde gerçekleştirilen Molla devrimine gerçekçi bir duyarlılıkla yaklaşabilmiş. Feminist, komünist veya ulusalcı pek çok görüşün egemen olduğu modern bir ailede yetişen Satrapi, ilk amacı Şah'ın adaletsiz rejimini devirmek olan İran devriminin, İslamcı fundamentalistlerin elinde nasıl daha baskıcı, yıkıcı ve insanlık dışı bir rejim doğurduğunu, anıları aracılığıyla anlatıyor. Devrimin gerçekleşmesinin hemen ardından başlayan Irak savaşı süreciyle beraber, rejim yanlılarının insanları nasıl sömürdüğü ve her zamanki gibi sömürüden en çok zarar görenlerin yine kadınlar ve çocuklar olduğunu izliyoruz filmde.
Satrapi, İslamiyet kisvesi altında yapılan insanlık ve akıldışı uygulamalardan, özgürlük ve demokrasi adı altında yapılan ikiyüzlü ve yanlı hareketlerden bıkan ailesi tarafından Viyana'ya gönderilir. Burada sıkıntılı ergenlik dönemini atlatmaya çalışırken, evrensel doğru olarak gösterilen Batı Avrupa kültürünün ve toplumlarının tıkanmışlığıyla da boğuşmak zorunda kalır. Hem Avrupa'da hem İran'da yabancı kalan Satrapi, ülkesine geri dönerken özellikle Batı kültürünün unuttuğu ailenin değerini fark eder. Akıllı bir kadın olan büyükannesinin yol göstericiliğinde bir kadın ve bir birey olarak rejimle ve yasaklarla, aşkla ve erkeklerle, peçeyle ve başörtüsüyle sınırlı kalmamaya, doğduğu ve her ne olursa olsun sevdiği ülkede yaşamaya çalışır.
Edebiyattan olduğu kadar çizgi romandan sinemaya yapılan uyarlamalara da her zaman şüphe ile bakıldı. Kendi hayatını anlatan eserini sinemaya uyarlamak ise sanırım Satrapi için epey zor olmuştur. Fakat filmin orijinalliği de buradan geliyor, yazar eleştirmenlere yorum bırakmayacak şekilde, kendi eserini kendisi sinema alanında yorumluyor. Söz konusu durum Persepolis'i çok daha öznel ve dürüst bir film olarak algılamamızı sağlıyor. Pek çoğumuz için komik ve neşeli geçen çocukluk dönemini komedi unsurlarıyla, sıkıntı ve sinir buhranlarıyla geçen ergenlik dönemini ise gerilimli bir aşk hikâyesi eşliğinde veren Satrapi, olgunluğa geçiş yıllarını ise ciddi, duygusal ve mümkün olduğunca gerçekçi bir şekilde yansıtmış.
Persepolis, yazarı başka bir milliyette ve başka topraklarda doğsaydı, samimi bir özyaşam öyküsü olarak şekillenebilirdi. Oysa İran'da doğan bir kadının hayat hikâyesi anlatılırken film ister istemez politik bir hal almış. Fakat Persepolis'in ve Satrapi'nin asıl derdi İran rejimini ya da Avrupa kültürünü eleştirmek değil, bir kadının hayatın içinde kendisine yer aramasını hikâyelendirmek olmuş. Ama bu onu İran hükümetinin sert tepkisininden koruyamamış.

NİLAY ULUSOY ÖNBAYRAK: Dr., Bahçeşehir Üni.