Bir mimar + bir mühendis = Vega

"Şimdi Türkçe sözlü hafif müzik"... TRT'nin eski günleri. Radyoya yapışır, ihya olurduk. Vega'nın üçüncü albümü 'Hafif Müzik'i de elimize alınca, nostaljik bir şeyler mi dinleyecek bu kulaklar diye düşünmeden edemedik.
Haber: NAZAN ÖZCAN / Arşivi

"Şimdi Türkçe sözlü hafif müzik"... TRT'nin eski günleri. Radyoya yapışır, ihya olurduk. Vega'nın üçüncü albümü 'Hafif Müzik'i de elimize alınca, nostaljik bir şeyler mi dinleyecek bu kulaklar diye düşünmeden edemedik. Alakası yok. Gene bildiğimiz alternatif rock yapmış Vega.
Grubun elemanları Deniz Özbey ve Tuğrul Akyüz'le buluştuğumuzda Özbey heyecanlı, sabırsız gibi, Akyüz ise inadına sakin mi sakin. Özbey'den öğreniyoruz ki, bu röportaj, tanıtım işlerinden pek hoşlanmıyormuş. Neyse ki Özbey bıcır bıcır. Birbirlerini tamamlıyorlar bayağı. Hatta tek sigarayı ortaklaşa içiyorlar. E öyle de olmak durumunda aslında. Çünkü Deniz Özbey bir süredir Akyüz soyadını eklemiş durumda ismine. Ama sakın sakın uzatmayın, çünkü Özbey sinirleniveriyor. Hatta mümkünse hiç konuşmak istemiyor, "Karı koca ilişkisinin çok üstüne gidiyorlar ama bizim karı kocalıkla hiç alakamız yok. Çünkü bir atölyeyiz. Bu durumu ortaya sürünce insanlar, açıkçası çok kırılıyoruz". Tamam da, mesela 'Serzenişte' isimli parça Tuğrul Akyüz'e yazılmış düpedüz. "İster istemez orasında burasında Tuğrul'un kaşıyla, gözüyle alakalı yazmış olabilirim. Albümde hakikaten sözü baştan sona Tuğrul'a yazılmış tek şarkı 'Serzenişte'. Belli bir konuda bir tartışma yaşamıştık, bir noktada konuşamıyorsun, o anda oturup baştan sona yazdığım bir sözdür o". Ev yapımı şarkı, belki o yüzden pek hoş. Ev ve ortak yapım şarkılar öyle kolay da çıkmamış ama. Bir ara Akyüz ben yalnız kalmak istiyorum deyip uzaklaşmış. Geri geldiğinde de uzun süre hiç konuşmamışlar kendi müzikleri hakkında. Özbey anlatmaya başlıyor. "Çok enteresan, paralel gelişiyoruz, ben her seferinde buna çok duygulanıyorum. Gizli gizli dinleyip o kadar heyecanlanıyorum ki". Ne demek gizli gizli, aynı ev içinde? "Bilgisayarda abuk subuk isimler veriyor parçalara. Çöplük halinde bilgisayar. Dinledikten sonra Allahım diyorum, benim ruhsal ve içsel gelişimimle ancak bu kadar paralel olur! O işe gidiyor, ben de ona haber vermeden, iki satır söz yazıyorum. Bu şekilde bir sene devam etti. Sonra dinleyip heyecanlandığımız şeylerin üzerine çalışmaya başladık". Ee yemekleri kim yaptı bu arada? Söylemiyorlar! Ama 50'ye yakın parça yapıp teknik nedenlerle ancak 12 tanesini yayınlıyor olmaktan rahatsızlar. Neyse ki 12 parçanın 12'si de iyi de, kurtarıyorlar. Ama şöyle bir handikap da yok değil. Şarkıların hepsi iyi olunca, hani alışık olduğumuz bir hit göremiyoruz. Ya da baskın bir parça. Bunu söyleyince de Deniz hanım biraz hiddetleniyor, ama biraz! "Hit nedir?" diye soruyor, bildiğiniz hit işte!"Amacı hit yapmak isteyen bir grup değiliz ki, o zaman müzik yapma!" diyor Akyüz, "Elimizde ne kalacak, üç beş sene sonra? Tek parçayla hit olmuş bir albüm hakkında ne söylenebilir ki? Bizim umrumuzda olan her biri bir roman gibi olan albümler yapmak. Buna da verecek çok malzememiz var, niye sakınalım ki?" diye tamamlıyor Deniz Özbey. Tamam tamam sustum ama hitin ne olduğunu biliyormuşsunuz işte!
Elde var iki
Vega'yla ilk olarak 98'de solist Deniz Özbey'in inleyerek söylediği 'Tamam Tamam Sustum' sayesinde tanışmıştık. Ne dediğini çözmek için bayağı emek harcamak gerekiyordu ya, sevgi emekti elbet. 2000'de ikinci albüm 'Tatlı Sert'te vokal artık anlaşılır olmuştu. 'Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı' gibi güzel şarkılarla mest olmuştuk. Deniz Özbey'in günlük hayatın içinden yazdığı sözler, Tuğrul Akyüz ve Mert Koral'ın nefis müzikleriyle bayağı sıkı bir albümdü. Şimdi Mert Koral grupta yok. Deniz Özbey sanki yine hafif sinirlenerek, "Kaç kişi kaldıysa o kadarla devam ederiz. Grup dahilinde çok fazla insan olduğunda birbirine daha zor iş yaptırıyorsun. O gelir, bu gider, sonuçta önemli olan o gün ne iş çıkardığın. Gerisi lafı güzaf. Sound'da da bir kişinin eksilmesinden ne çıkarsa o çıksın" diyor, biz de fazlaca kurcalamıyoruz. Kurcalayacak çok şey var çünkü.
Mesela albümün adı 'Hafif Müzik' ama hiç de öyle hafif bir müzik yok ortalıklarda. Bayağı sağlam altyapılarla, kafiye olsun diye yazılan sözler değil de, gündelik hayattan hoş sözler var. İyi de o zaman burada hafif olan nedir, merakta bırakmayın bizleri! "Bir temenniydi. Biz çalışalım, bu iş daha kolay olsun, daha çok üretelim, daha düzenli gitsin. Başka bir anlamı daha var. Türk müzik sektöründe çok konuşma, tartışma ve her şeyi kategorize etme çabası var. Bu biraz kuru gürültü gibi geliyor" diyor Özbey, Akyüz devam ediyor: "Diyorlar ki, rock'la Türk sanat müziğini birleştirdik. Dinliyorum, hiç alakası yok! Biz de hafif müzik yapıyoruz bu durumda". Müziklerinin temelini de birbirlerini coşturmaları oluşturuyormuş. Parçalara vokal olmayacak gibi başlıyorlarmış. Özbey diyor ki, "Gün olur vokal de olmayabilir! Bir kelam daha edebilir miyim bir sonraki albümde bilmiyorum". Akyüz devam ediyor: "Çok karmaşık akor yapıları kullanmıyoruz ama ufak tefek süslemeler hoşumuza gidiyor. Çok minimal ya da çok dolu şeyleri severiz. Arada kalmışları sevmiyoruz". Belki bu yüzden de albüm kah oldukça eğlenceli kah düpedüz karanlık. "Tuğrul'la çalışma arkadaşı olarak iyi anlaşmamızın sebeplerinden biri hiçbir şeyi uzatmamızdır. Ne gamı ne kederi, ne hafife almayı. Şarkı sözlerine de bu yansıyor. Ne çok mutluyuz laylay lom, ne de çay sigara kederiz" diye açıklıyor Özbey.
Zaten hep birbirlerini tamamlıyorlar. Yalnızca müzikte değil, gündelik hayatta da. Mesela ikisi de aslında matematikçi. Tuğrul Akyüz mühendis ve hâlâ "özel bir şirkette" çalışıyor. Bayan Akyüz ise iç mimar, ama o biraz ara vermiş. Sebebi de işveren ile işçi arasında maddi problemlere sıkışıp artık işini yapamaz hale gelmesi. Neyse ki işinin tasarım tarafını müziğinde görebiliyoruz. Mühendis koca da işini pek seviyor ve müziğin matematikle iç içe olduğunun altını çiziyor. Tanrı nice albümlerle kocatsın ki, biz de 'Hafif Müzik'teki gibi 'Yanıyor Zaman', 'Uçları Kırık', 'Sokaklar Tekin Değil' ve 'Ankara' gibi sıkı şarkılar dinlemekten uzak kalmayalım. Canlı dinlemek isteyenlere de hemen adres verelim. 14 Şubat'ta Ankara Baraka Bar, 16 Şubat İstanbul Babylon ve 17 Şubat İzmir Ooze Bar'dalar.
Hafif Müzik/Vega/SonyBMG