Bir şey yapmalı

'Hekimlik, elindeki bütün olanakları ile çalışanların yardımına koşmalıdır.' Bernandino Ramazzini
Haber: GÖKSEL KITER / Arşivi

'Hekimlik, elindeki bütün olanakları ile çalışanların yardımına koşmalıdır.' Bernandino Ramazzini

Hastalıkları madensel ilaçlarla tedavi etmesi nedeniyle 16. yüzyılın en ünlü hekimlerinden biri sayılan, tıbbın yanında madencilik eğitimi de almış olan Paracelsus (1493-1541), Avusturya'nın Villach şehrindeki madenlerde yaşadıklarını anlattığı kitabında şu yorumu yapar: "Altın, gümüş, demir, bakır, kalay, kurşun ve civayı elde etmek istiyorsak, önümüze çıkacak birçok güçlük karşısında yaşamımızı ve bedenimizi tehlikeye atmalıyız". O dönemde henüz iş-işçi sağlığı kavramları ortada yoktu. 17. yüzyıla damgasını vuran hekimlerden, Padova Tıp Okulu profesörü Bernandino Ramazzini (1633-1714) ise dikkatleri işçi sağlığına çekerek "iş hekimliği"nin öncüsü olan kişi olarak tanınır. Ölmeden bir yıl önce, meslek hastalıkları konusundaki ilk kapsamlı yapıt olarak bilinen İşçi Hastalıkları Üzerine İnceleme'yi (De Morbis Artificum Diatriba) kaleme aldı. Bu kitapta, çok sayıda meslek dalında çalışan işçilerin karşılaştığı zararlı koşulları tanımlıyor ve "Ne iş yapıyorsun?" sorusunu, Hippocrates'ın Hastalıklar kitabında bir hastayla ilk kez karşılaşan hekimin hastasından ve onun yakınlarından öğrenmesi gereken konular arasına eklemeyi öneriyor: "Bu soru, hastalığın nedenini bulabilmek için kaçınılmaz bir sorudur. Ancak, günlük hekimlikte bu çok önemli noktaya hiç önem verilmediğini ya da hekimin hastanın mesleğini bilse bile buna aldırış etmediğini görüyorum".
Hastaların ne iş yaptığını sormayı, dahası ayrıntılı meslek öyküsü almayı her doktor alışkanlık haline getirmelidir. Çünkü bu yolla, ayırıcı tanıda eleme yapmak ve kesin tanıya varmak kolaylaşacak, kimi zaman da hastanın mesleği bilinmedikçe doğru tanıya varılamayacaktır.
Meslek hastalıkları; yapılan işe, işyerinde karşılaşılan fiziksel, kimyasal, biyolojik ve psikolojik etkenlere, bu etkenlerle karşılaşan kişinin özelliklerine bağlı olarak gelişen, farklı özelliklerde bir grup hastalıktır. Uzun süreli temas boyunca sessiz kalıp sonradan ortaya çıkabileceği gibi, bazı maddelerle -iş kazası ya da ihmal nedeniyle- yoğun bir karşılaşmayı izleyerek birden de gelişebilir. İşyerinde karşılaşılan etkenlerin bazıları için başlıca hedef solunum sistemidir. Solunan ajanın fiziksel ve kimyasal özellikleri, düzeyi, temasın süresi ve yoğunluğu, karşılaşan kişinin özellikleri, endüstriyel hijyen uygulamaları, meslek hastalığı gelişimini etkilemiyor. Öyle ki, korunma önlemleri yeterince alınmayan işyerlerinde, yoğun ve uzun süreli temasta riskin artacağı açık.
Koruyucu sağlık hizmetleri, diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi meslek hastalıkları için de öncelik taşır. Birincil koruma, yani hastalığın ortaya çıkmasının engellenmesi için temasın azaltılması gerekir. Maske kullanımı, iyi havalandırma, ıslak havalandırma gibi önlemler işkolunun özelliğine göre seçilip uygulanmalarına özen gösterilmelidir. Hepsinde olmasa da birçok ajan için kişinin sigara içiyor olması ek bir risk oluşturur. Bu nedenle sigara karşıtı çalışmalar yürütülmelidir. İkincil korumada, meslek hastalıklarının erken tanısı ile hastalığın şiddetini ve süresini azaltma girişimleri yer alır. Erken tanı ve işten (en azından sorumlu ajanla temastan) uzaklaştırma en önemli katkıyı yapar. İşyeri hekimlerinin düzenli olarak yaptıkları sağlık taramaları erken tanı için önemlidir. İşverenler ve çalışanlar bu konularda sürekli bilgilendirilmelidirler. Üçüncül korumada, hastalık ortaya çıktıktan sonra kötüleşmesini önlemek ve ek sorunlar gelişmesini engellemek (tıbbi bakım ve tedavi) yer alır. Önlenebilir hastalıklar açısından bu noktaya gelinmesi bana göre başarısızlıktır.
Göğüs hastalıkları uzmanlık alanı, meslek hastalıkları ile yakından ilgilidir. Daha önce sorun saptanmamış bir işkolunda, çalışan işçiler arasından üst üste hastalar çıkmaya başlayınca hemen dikkatimizi oraya yöneltiriz. Bu şekilde, kot kumlamacılığı işkolunda risk olduğu ilk kez ülkemizden bildirildi. Atatürk, Gaziosmanpaşa, Dicle ve Dokuz Eylül Üniversiteleri'nden araştırmacılar verilerini çeşitli dergilerde yayınladılar. Kongrelerde sundular.
Kayıtdışı
Yüzlerini hiç görmesem de bir makalede okuduğum, yaş ortalamaları 23 ve ortalama işe başlama yaşları 17 (13 ile 37 arasında), çeşitli düzeylerde solunum yetmezliğiyle incelenip sonuçta "Silikozis" tanısını almış olan, kot kumlama işçisi hastaların durumu beni çok üzüyor. Soludukları kuartz ve benzeri tanecikler yüzünden akciğerlerinde gelişen bu hastalık harap edici ve ilerleyici, geri dönüşsüz ve tedavisiz. Vasıfsız işçi olarak tanımlanıp çoğu zaman kayıtdışı, böylesi ağır, en önemlisi bedeli ağır işlerde çalıştırılan ya da çaresizlikten çalışmak zorunda kalan gencecik insanlar için üzülmekten fazlasını yapmayı istiyorum.
Kot kumlamacılığı mesleğinden birkaç yıldır haberdarım. Beyazlatılmış, eski görünümü verilmiş kotlara özel bir ilgim hiçbir zaman olmadı, hatta mavisini, laciverdini daha çok severim. Yine de kot pantolonlarımı rengi kaçmış, özellikle de diz ve daha üst kısımları ağarmış hale geldiğinde giymeyi sürdürüyordum. Mağazalarda satılanların da bolca yıkanıp o hale getirildiğini düşünürdüm. Bütün bunları neden bu denli ayrıntılı yazıyorum dersiniz? Günah çıkarmak için. Aslında söylemem gereken yerde, ne olup bittiğini anlamadan düştüğüm durumdan belki şimdi kurtulabilirim diye. En azından vicdanımı temize çıkarmak adına.
Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden Dr. Metin Akgün (1), yurtdışındaki bilimsel bir toplantıda, kot kumlamacılığına bağlı silikozis olgularını anlatıyordu. Hazırladığı posterin önünde, aralarında olduğum büyük bir kalabalık toplanmıştı. İlk olarak 2004 yılında tanı koydukları, 19 ve 18 yaşlarındaki iki hastalarının kısa sürede öldüğünü ve daha sonra 14 yeni hasta daha saptadıklarını söylerken çevresindekiler büyük bir dikkatle dinliyordu. Genç bir işçinin kumdan bembeyaz olduğu, fazla kum gitmesin diye işverenin camları sıkı sıkı kapattığı işyerinin fotoğrafı hepimizin kanını dondurmuştu. O sırada, dinleyenler arasından bir kadın, cahilliğimi bağışlayın ama kot taşlamacılığı (denim sandblasting) nedir diye sordu. Açıklamak için atılan kişi, kotları deniz kumu püskürterek ağartıyorlar diyerek çevresine bakınan kişinin gözleri giydiğim kot pantolona takıldı ve göstererek "İşte bunun gibi," dedi. Ama ben kendim, yıllar içinde, istemeden... Hiçbir şey diyemedim. Konunun vahameti öyle büyüktü ki kimsenin ilgisi bana yönelmedi. Ama dersimi almıştım. O gün ve daha sonra kimse üzerimde beyazlamış kotumu göremedi.
Farkındalık yaratmak gerektiğine inanıyorum. Alınması gereken önlemler, duyarlı davranması gereken makamlar var ve biz de kampanyalar başlatabiliriz. Bir bilinç oluşmalı, hem de hemen. Benzer başka işkolları olduğundan ve bir şekilde dikkat çekmeyi beklediğinden kuşkum yok.
Meslek hastalıklarının ağır sosyal, ekonomik, tıbbi, ahlaki ve hukuksal sorunlara yol açacağı bir gerçektir. Sonuçta, endüstrinin olanaklarından yararlanırken bu uğurda hiç kimsenin bedenini -sağlığını- ya da yaşamını tehlikeye atmasına göz yumamayız. İşçi sağlığı bir insan hakkıdır. Ertelenemez, boş verilemez, yok sayılamaz. Diğer bütün haklarımız gibi.
GÖKSEL KITER: Doç. Dr.