Béjart'ın Mevlânâsı

Bundan tam 19 yıl önce Maurice Béjart, topluluğu Béjart Ballet Lausanne ile 16. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında AKM'de üç gün üst üste gösteri sunmuştu.
Haber: AYLİN KALEM / Arşivi

Bundan tam 19 yıl önce Maurice Béjart, topluluğu Béjart Ballet Lausanne ile 16. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında AKM'de üç gün üst üste gösteri sunmuştu. Bu gösteriler kuşkusuz İKSV'nin İstanbul'a, hele o dönemde sunduğu en önemli nimetlerdendi. O zamanlar genç bir dans âşığı olarak üç gün boyunca, AKM'nin kapısına gidip biletleri tükenmiş bu gösterileri izleyebilmek için arka kapılardan girme yöntemlerini aramış fakat başarısız olmuştum. Maurice Béjart'a bu kadar yakın olup eserlerini seyredememek -üstelik efsanevi 'Bahar Ayini'ni de oynuyordu- unutamadığım çaresiz anlarımdan biridir. Yıllar sonra topluluk yine İstanbul'da. Üstelik Rumi ile. Bu kez kaçırmaya hiç niyetim yok.
20. yüzyılın en önemli koreografları arasında kuşkusuz ilk sıralarda yer alıyor Maurice Béjart. 1927'de Marsilya'da dünyaya gelen sanatçı ilk koreografisini (L'Inconnu) 1951'de gerçekleştiriyor. 1959'da yaptığı Bahar Ayini'nin hemen ardından 1960'ta Brüksel'de "XX. Yüzyıl Balesi" adı altında dans topluluğunu kuruyor ve ardından 1961'de en ünlü balelerinden Boléro'yu yaratıyor. 1970'te MUDRA adı altında açtığı ve 1988'e kadar faaliyet gösteren efsanevi okuluyla özellikle Belçika ve Fransa'daki gelecek nesil çağdaş dans koreograflarının yetişmesine vesile oluyor. Bunların bazıları Maguy Marin, Catherine Diverrès, Anne Teresa de Keersmaeker, Michèle Noiret ve Hervé Robbe. Bu yıllarda Belçika'da dans adına uluslararası boyutta adını duyuran tek koreograf olarak çalışıyor ve sayısız koreografilere imza atıyor. Ancak Brüksel'de bağlı bulunduğu "Théâtre Royal de la Monnaie" ile bir anlaşmazlığı sonucunda 1987'de Brüksel'den ayrılıp Lozan'a yerleşiyor ve "Béjart Ballet Lausanne"ı kuruyor. 1992'de ise hâlâ eğitime devam eden "Ecole-Atelier Rudra"yı oluşturuyor.
Klasik ve modern
Béjart, hem gelenekselliği koruyan hem de yenilikçi yaklaşımı nedeniyle geniş seyirci kitlesine ulaşıyor. Klasik ve modern dans stillerini birlikte kullanarak törensel ve folklorik elemanlardan oluşan tekrara dayalı, eklenerek büyüyen ve doruğa ulaşan koreografik yapılar sunuyor. Çalışmalarında çeşitli formların etkisini, Japon Kabuki ve No sanatlarının, Hindu, Arap ve Pers kültürlerinin izlerini, Wagner'den Stones'a uzanan geniş müzik kullanımını, Shakespeare'den Artaud'ya yazın geleneğini ve Salomé'den Nijinsky'e önemli figürleri görmek mümkün. Yıllarca stadlardan parklara, avlulara, sirklere varan dış mekanlarda sunduğu gösterilerle de dansa açılım sağlayan Béjart 70'li yıllarda şöyle söylüyordu:
"Dansın yüzyılımızın sanatı olduğundan emindim... Dans estetik, dinamik ve duygusal zevkleri birleştirmeye olanak tanıyor."
Béjart'ın özelliği, koreografilerinde dansa tutkuyla yaklaşması, mükemmel bedenlerde teknik ve duyguyu en yüksek düzeyde sunması, klasik çizgiyi yücelterek çağdaş tatları da katması, müzik kullanımıyla sahne enerjisini yukarı taşıması ve görkemli dekor-kostüm tasarımlarıyla bütünleşen görsel bir şölenle, izleyiciyi ütopik bir gerçekliğe taşımasında yatıyor. Doğu egzotizmi, tutku, erotizm, ilkellik, ayin, ibadet, gizem gibi temalar Béjart'ın matematiksel dehasıyla birleşerek özellikle grup koreografilerinde güçlü imgelere dönüşüyor.
Béjart, dansa tutkusunu koreografi yaratmanın aynı aşk yapmak gibi iki kişilik bir süreç olduğunu dile getirerek vurguluyor ve ekliyor: "Hiçbir balemi tek başıma oluşturmadım. Kimin oynayacağını bilmeden bir koreografi oluşturmam. Önce dansçıdan ilham alırım. Önceden hareketi ya da ortaya çıkacak ruhu belirlemem. Ortaya çıkan işi dansçılarıma borçluyum."
Béjart 80, Mevlânâ 800!
Béjart Ballet Lausanne İstanbul'a bu kez üç kutlamayı kapsayan özel bir programla geliyor. HSBC Özel Bankacılık sponsorluğuyla İKSV festivallerinin 35. yılı dolayısıyla davet edilen topluluk, Maurice Béjart'ın 80. yaş kutlaması dahilinde tasarlanan "The Best of Béjart" seçkisini ve koreografın Rumi adlı eserini Mevlânâ'nın 800. doğum yılı nedeniyle 15, 16 ve 17 Haziran'da AKM'de sergiliyor.
Program iki bölümden oluşuyor: "Aşk ve Dans" ve "Dua ve Dans". Béjart'ın 50 yıllık kariyerinin bir retrospektifi olarak tasarlanan birinci bölümdeki 2001 yapımı Brel ve Barbara, dansla metnin bütünleştiği bir çalışma. Brel ve Barbara'nın şarkılarından oluşan bu eserinde Béjart, onların müziklerinin büyüsünden ilham aldığını ve aslında Brel ve Barbara'yı şarkılarında yansıttıkları tutku bakımından hep birlikte düşündüğünü belirtiyor. Wien, Wien, nur du Allein ise Viyana ekolü bestecilerinin eserlerinden oluşuyor. 1982'de yapılan bu eser yaklaşmakta olan yeni çağ ve bitmekte olan eski çağın bir hesaplaşması niteliğinde. Her bitişin yeni bir başlangıç olduğunu ve yeni bir yaşam için ölümün kaçınılmazlığı gerçeğini vurguluyor. Theodorakis'in müziği eşliğindeki 1983 yapımı Yedi Yunan Dansı'nda ise Béjart, folklorik danslardaki enerjiyi açığa çıkarıyor. Yunan folk motiflerini minimum düzeyde kullansa da Yunan formlarını stilize ederek yansıtıyor. Romeo ve Juliet'i ise Berlioz'un müziği eşliğinde ve Berlioz'un aşkından esinlenerek bir "koreografik şiir" niteliğinde oluşturmuş. Eser, 17 Kasım 1966'da ilk kez Brüksel'de sergilendiğinde dansçıların izleyicilere 'make love not war' mesajını vermeleriyle tanınıyor.
İkinci bölümde ise, Kudsi Erguner'in müziğiyle Rumi adlı koreografiyi sergiliyor. Béjart, "Dua ve Dans" temalı bu bölümü Mevlânâ'ya adayarak ona hayranlığını şu sözleriyle aktarıyor: "Rumi, kardeşim, ustamız: Mevlânâ her gün olduğu gibi senin dizelerinde düşüncelerime hoş kokular yayacak çiçeği arıyorum. İnsan dansçı olunca ve hareket varlığın özünü oluşturduğunda, bu ritmi, bu dinamik yakarışı, durağanlıkla gelen birleşme arayışıyla bedeni ve ruhu sarmalayan, varoluşla bütünleşen bu iç dengeyi nasıl geride bırakabilir. Dans ediyorum öyleyse varım. Rumi, kardeşim, ustamız: Mevlânâ, izin ver senin için 'Döneyim'."
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı 2003'te Pina Bausch'un İstanbul'unu sunduğunda izleyiciler hayranlıkla beraber, hamam ve benzeri turistik öğelerin sıralanması bakımından biraz şaşkınlıkla karışık bir burukluk yaşamıştı. Bu anlamda, yine bir ustadan, Béjart'dan Rumi'yi merakla bekliyoruz.