Brecht'e gözlerini kapamak

Sanki bu dünyada bir Brecht estetiği, tiyatrosu, ondan yararlanan Losey, Jean Luc Godard, Angelopoulos gibi yönetmenler yokmuş ve sanki bu dünyanın sanatı sadece Aristotolesci olmaya mahkummuş gibi...
Haber: OĞUZ MAKAL / Arşivi

Sanki bu dünyada bir Brecht estetiği, tiyatrosu, ondan yararlanan Losey, Jean Luc Godard, Angelopoulos gibi yönetmenler yokmuş ve sanki bu dünyanın sanatı sadece Aristotolesci olmaya mahkummuş gibi... Oysa o, yaşam ve dünya üzerine düşünmeyi, "çağdaş dünyada tiyatro, film yapım geleneğinin kendisini yenileyebileceği yolları" bulmamıza yardımcı oldu.
Bertolt Brecht 1920'lerden başlayarak 1956'daki erken ölümüne dek, temel olarak binlerce yıldır egemen olan Aristotolesci sanat anlayışına,
"katharsis"e (izleyicinin ruhsal arınması), yaşamın taklidi/illüzyon niteliğine (mimesis) karşı görüş ve estetik kuramını oluştururken geleneksel tiyatroya olduğu gibi geleneksel sinemaya ve kültür/ sanattaki "gerçekçi geleneğe" yönelik eleştiriler gerçekleştirdi.
Kaldı ki onun estetik sunumu "tarihten yola çıkan bir tasarımlayımın (imagination) ürünüdür". Tarihe farklı açıdan bakabilmek için, tarihin sürecinin farklı değerlendirilmesi gerekirdi, Brecht bunun da ancak trajedi/trajik-olanın eleştirisiyle olanaklı olacağını gösterdi. Ona göre -ve W. Benjamin'e- "tarih geçmişteki gibi büyük kararlarla, dramatik davranışlarla değil; önemsiz gibi görünen, tek tek kalmış gibi görünen kararlarla, davranışlarla değiştirilebilecektir günümüzde". (1)
Sanatçının topluma katılma rolü
Platon tragedyayı sona erdirmişti, Brecht, Platon'nun yapıtlarından yola çıkarak epik tiyatro düşüncesini oluşturduğunda, sadece sanatçıya siyasal bir rol kazandırmakla kalmaz, "sanatçıyı toplumdan dışlanmış biri olma durumundan kurtarır". Doğru içeriğinin yaslandığı anlatım tekniğini bulan sanatın temel görevi, sanatçıyı olduğu kadar toplum hayatını da özgürleştirmeye yardımcı olması, hayatın olguları arasındaki görülemeyen siyasal bağlantıları ortaya çıkarmasıdır. (2)
Bu gelişme, bir açıdan, Roland Barthes'ın ifade edişi gibi, "Temel olarak Brecht'in büyüklüğü ve eşsizliği, Marksizm'i geliştirmesidir" düşüncesine varılmasına yol açacaktır. Belki bu nedenle Marksçı (diyalektik materyalizmle tanışmış) bir dünya görüşü, felsefi donanımı olmayan izleyici açısından, Brecht oyunlarının anlaşılması da zor olmuştur. "...Marx, bugüne dek tam benim oyunlarımın seyircisi diye nitelendirebileceğim tek kişiydi" sözü, bu zorluğun gerisindeki sorunsalı yansıtır. Ancak belirtmeli ki, sanatsal görüntüde, tümüyle karşı olduğu kavramın Katharsis olduğu çok açık olmasına karşın, Einfuhlung (duygu temeli üzerinde yaşantı birliği) başta olmak üzere geleneksel tiyatronun taşıdığı estetik değer/kavramlara tümüyle karşı çıkmamış, "üretkenliği eğlencenin temel kaynağı kılan bir tiyatronun, onu aynı zamanda kendine konu yapmasını" onaylamıştır. (3)
Kaldı ki, Brecht'in estetik kuramı, temelinde yabancılaştırma içermekle birlikte, epizotik anlatım, gestus, tarihselleştirme, anlatımcı yapı, göstermeci oyunculuk gibi sıralanabilecek temel özellikleriyle diyalektik bir bütünlük oluşturur. O izleyiciden "toplumdaki ve tarihteki rolünü anlamak için, sanat yapıtını bir araç olarak kullanması"nı bekler.
Sinemada Brecht
Brecht tiyatroya yönelik düşüncesini sinema için de kabul eder: "Sinema, Aristocu olmayan bir dram sanatının (yani bir özdeşleşme görüngüsüne,
'mimesis'e, öykünmeye dayanmayan dram sanatının) ilkelerini olduğu gibi kabul edebilir". Ama, oyuna ve oyuncunun önceliğine fazla dikkat eden ve film öyküsünün yepyeni bir biçimde yazılması gerektiğini, endüstri özelliğini gözardı eden Brecht, 1930 yılında Üç Kuruşluk Opera'nın sinemaya aktarılmasından sonra dava açmak zorunda kalacaktır. Brecht'in onayladığı Brecht'çi bir tek film vardır, o da 1931'de gerçekleştirilen Kuhle Wampe/Donmuş İşkembeler.
Bertolt Brecht'in Nazilerin iktidara gelmesinden sonra yurdundan uzaklaşmak zorunda olduğu ve Amerika'da bulunduğu yıllarda, Hollywood'daki sinema serüveni için söylenebilecekse çok az şey vardır. O yıllarda yazdığı Hollywood başlıklı şiiri orada yaşadıklarının bir özeti gibidir:
Her sabah ekmek paramı kazanmaya
Giderim yalan pazarına.
Umutla,
Dizilirim satıcıların arasına.
1941-47 yılları arasında (bu kez Naziler yerine McCarthy zulmünün olduğu günler) ekmek parası kazanmak için sözünü ettiği yalan pazarında film senaryoları sattığı günleri neredeyse unutmayı diler, hangi filmler için katkılarda bulunduğunu belirtmek istemez günlüklerinde. Sessizlik içine gömmediği tek önemli film, kendisi gibi benzer nedenle Almanya'yı terk eden yurttaşı Fritz Lang'ın Hangmen Also Die/Cellatlar da Ölür (1943) adlı yapıtıdır. Ama hoşnutlukla bir söz ediş değildir bu, yapımcısı için yine dava açmış, filmin jeneriğinde sadece "Brecht'in bir düşüncesi üzerine" yazısı kalmıştır.
Adı pek az filmle anılsa da, Marcel Martin'in sözleriyle "Etkinliğinin azımsanmayacak bir bölümünü sinematografik yaratmaya ya da en azından sinemayı ilgilendiren tasarıların işlenmesine adamış"(4) Brecht, 28 yıllık sinema ile ilişkili bu serüveni için şöyle demiştir: "Yapıtlarımın perdeye aktarılışında, her keresinde yapımcılara karşı dava açmak zorunda kaldım." 1955 yılında çekilen, Cavalcanti gibi çizgi dışı bir usta sinemacının Bay Puntilla ile Uşağı Matti uyarlamasını da beğenmeyecektir. Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nde yönetmen Wolfgang Staudte tarafından başlanan Cesaret Ana çalışmasını da durdurur (1956). Yine de Brecht'in sinemadaki başarısı sınırlı kabul edilse de, ölümünden sonraki etkilerinin tiyatroda olduğundan daha büyük olduğu saptanır.
Lovell'ın "İdeal Brecht, günümüzün köktenci film kuramında ortaya çıkar" sözleri çok anlamlıdır, gerçekten de sinema alanında Godard, Straub, Jansco ve özellikle Angelopoulos gibi sanatçılar filmleriyle bu savı doğrulayacaktır. Tarihselliğimizi ve giderek faşizme yelken açan toplumsallığımızın ardındaki asıl gerçeği anlamak için, Brecht düşünce ve sanat anahtarı önümüzde duruyor...
Brecht'in tiyatrosu ve sinema üzerine etkileri konulu toplantı, 28 Mart'ta İzmir Alman Kültür Merkezi'nde. Toplantının konuşmacıları Prof. Dr. Özdemir Nutku ve Prof. Dr. Oğuz Makal.
1. Ünsal Oskay, Kahraman ve Tragedya açısından Lukacs, Brecht ve Benjamin, Yazko Çeviri, Mart Nisan 1984, sayı 18, s. 96,
2. Ünsal Oskay, a. g, y., S.101
3. Bertolt Brecht, Sanat Üzerine Yazılar, Cem Yayınevi, çev: Kamuran Şipal, 1987, İstanbul, s. 17
4. Marcel Martin, 'Arkadaşlar Mülkiyet İlişkilerinden Sözedelim', Bertolt Brecht, Sinema Yazıları, Görsel Yayınlar, 1977, İstanbul, s.142.