Bu gece barda, işkence

Erkek olan daha ağır başlı, daha küçük olmasına rağmen. Kız daha deli dolu, daha büyük olmasına rağmen. Ama her ikisi de çok akıllı, zeki, samimi ve yetenekli.
Haber: NAZAN ÖZCAN / Arşivi

Erkek olan daha ağır başlı, daha küçük olmasına rağmen. Kız daha deli dolu, daha büyük olmasına rağmen. Ama her ikisi de çok akıllı, zeki, samimi ve yetenekli. Yetenekli diye atmıyoruz kafadan. Serdar Akar'ın bu hafta gösterime giren filmi 'Barda'nın sekiz kişilik 'iyiler, işkenceye uğrayanlar ve gençler' kadrosu için tamtamına, az gelmesin, 600 genç arasından seçilmişler. Yani anlayacağınız her ikisinin de istidadı hayli parlak. Zaten kızı hatırlayacaksınız, 'Hatırla Sevgili'nin Aylası Nergis Öztürk. Oğlanı ise tanıyacaksınız yeni dizi 'Şöhret Okulu'nun Uğur'u, Doğu Alpan. Çok manidar ama Serdar Akar'ın (ki doğruya doğru, kendileri bize irikli ufaklı, 'sürüyle' Polat Alemdar hediye etmiş kişidir) 'Barda'sında yok yere şiddete maruz kalan sekiz gençten ikisini oynuyorlar.
O kadar işkence görmek ya da normal soralım, çekimler nasıldı?
Öztürk: Ben kafası patlayan, tecavüze uğrayanım.
Alpan: Benim de üzerime biralar döküldü. Set boyunca da iyiler ve kötüler arasında pek diyalog yaşanmadı, ayrı ayrı oturduk filan.
Öztürk: Çekimler bittikten sonra sudmutüi oturduk ama. Herkes ne yapacağını çok iyi biliyordu ve herkesin konsantrasyonu çok iyiydi. Saatlerce bağlı beklemedik, benim tecavüze uğradığım sahne mesela 15 dakika sürdü. Ve film 14 gün içinde, çekildi ve bitti.
Alpan: Serdar Akar, aslında kafasında çekip geliyordu filmi. Ellerin kolların bağlıyken insan ister istemez öyle bir ruh haline giriyor. Çekim bittiği zaman Nejat İşler eğilip benim ellerimi çözüyordu hemen mesela. Üstüme bira döküyorsa, aman çok geldi mi diye soruyordu. Onlar da endişeleniyordu. 14 günden fazla sürseydi belki arıza çıkardı ama çabuk bitti.
Öztürk: Bana tecavüz edildiği sahnede, Serdar Orçin'le çok acayip bir durumumuz vardı, o benim arkamda, ama bittiğinde gelip benim sırtımı sıvazlayıp bana bir bardak su da verdi. Tabii ki etkilendim çok, ama güvenli ellerdeydik, çok iyi yönetiliyorduk. Her sahneden sonra biraz rahatlamak için ara veriyorduk. Tabii bu bir hikâye, biteceğini de biliyorsunuz.
Bu filmde oynamadan önce şiddetin bu kadar ağır bir şey olduğunu tahmin etmiş miydiniz?
Öztürk: Televizyonda her akşam haberleri takip eden bir insan olarak, mutlaka şiddetle karşılaşıyorsunuz. Şiddetin ayrımı yok. Tecavüz daha şiddetli, dayak daha az şiddetli gibi. Çok etkilendiğim ve televizyonun başından kalktığım oluyor. İlk şiddet sahneleri çekildiğinde çıkamadık o işin içinden. Tabii ki anlaşılabilir, tahmin edilebilir ya da düşünülebilir bir şey değildi orada yaşanılan. Bunun başına gelme ihtimali bile insanı çok korkutuyor.
Alpan: İşkence yedi harfli bir şey, işkenceyi düşünmekle geçen bir dakika ile işkenceyle geçen bir dakika arasında dağlar kadar fark var. Sebepsiz şiddetin yaşandığı ve yaşanmakta olduğu bilinen bir şey. Filmin derdi bunu göstermek aslında. Bunların yaşandığını her gün gazetelerde okuyoruz. Çünkü biz insanların ölümlerini de kanıksıyoruz ne yazık ki. Irak'ta 25 ölü diyor, okuyup geçiyoruz. Olayın nasıl yaşandığını gördüğün zaman insan, kendi başına geldiğini düşündüğü zaman, o zaman gerçekten etkileniyor.
Karakterlerinize gelelim.
Alpan: Nail isimli karakteri oynuyorum. Futbolda yetenekli bir çocuk.
Öztürk: Evet yeteneğine kurşun sıkıyorlar!
Alpan: Üniversitede okuyor, iyi ve sevgiyle yetişmiş. İnsanlara yardımcı oluyor, kompleksleri yok. Arkadaşının hamile olduğunu öğrenince ona yardım ediyor, koşturuyor. Kaybedecek şeyleri var ve o geceye kadar çok da hayatın farkında olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Saf bir çocuk. Olaylar bittikten sonra büyüyor. Gruptan bir kıza âşık, ama kötülerden biri kıza kıyıyor ve bence çok büyük bir travma.
Öztürk: Benim karakterim Sevgi, evlenmek üzere, üniversitede asistan. Düğün için hazırlıklar yapıyor. Biraz grubun ablası gibi. Hepsi gibi o geceye kadar, hayatı başka bir tarafından yaşıyor. Hayalleri var. O geceden sonra kimse hayatını eskisi gibi yaşayamıyor.
Filme nasıl girdiniz?
Alpan: Okulda bir arkadaşımdan duydum seçme olduğunu, seçmelere geldim üç dört kere. Ondan sonra da oldu. Düşüp bayılmadım ama tabii ki biraz sersemledim filme alındığımı duyunca.
Öztürk: Ben ilk olarak başka bir karakter için geldim, sonra Sevgi için geldim. Dört beş kere. En son Serdar Akar'la tanıştım. Daha oyuncu olmayı düşünürken 'Gemide'yi izlediğimde o kadar beğenmiştim ki, çakılıp kalmıştım. Bir gün ben de acaba çalışabilir miyim Serdar Akar'la demiştim. Tabii ki çok heyecanlandım.
Oyuncu olmayı isterken, okul dediniz, mekteplisiniz yani?
Alpan: İstanbul Devlet Konservatuvarı 3. sınıftayım. 19 yaşındayım. İstanbulluyum. Babam kimya mühendisi, annem evhanımı. Bir erkek kardeşim var. Ortaokulda tiyatro kolundaydım ama öylesine. Lise bittikten sonra tiyatro istedim. Sınava girdim. Ve hâlâ okuyorum. Bu arada ilk dizime de başladım: 'Şöhret Okulu'.
Oyuncu olmasanız ölür müydünüz?
Alpan: Sete giderken mutlu oluyorum, en çok eğlendiğim yer ve zaman. Hakikaten oyun oynamaya gider gibi gidiyorum. Çok zevkle yaptığım bir şey, daha iyi yaptığım bir şey de yok herhalde şu hayatta. Tiyatrodan da keyif alıyorum ama sinema yapmayı çok sevdim ve devam etsin istiyorum.
Filmde futbol oynuyordunuz, iyi misiniz futbolda?
Alpan: Normalde bir futbol kazmasıyım ben!
Öztürk: Nasıl oynattılar, bil bakalım! Benim ayaklarımı çektiler!
Alpan: Dublör vardı canım! Mahallede çocuklar oynarken, ben kalede duran çocuktum hep! Ama film başlamadan evvel sahilde bayağı futbol çalıştım. Çünkü sürmeyi bile beceremiyordum topu. Ama doğa sporları, rafting ve paraşütle ilgileniyorum. Tenis oynadım bir süre.
Öztürk: 2003 Ankara Üniversitesi DTFC Tiyatro Oyunculuk mezunuyum. Ailem Ordulu ama ben Kandıra doğumluyum. Annem öğretmen, babam elektrik teknisyeni olduğu için pek gezdik. Bir abim var. Bizimkilerin son durağı İstanbul'du. 15 yaşında illa da tiyatro yapacağım diye tutturmuştum. Sonra bir vazgeçtim. Sonra bir gün arkadaşım aradı, Ankara'da DTFC'de okuyordu, ben de gittim, sınavlara girdim. Kazanınca kaldım. Dört sene de çok güzel okudum. Okul bitince bir sene kalıp özel bir tiyatroda çalıştım, kendi okulumda özel öğrenci olarak master yaptım. Sonra Bahçeşehir Üniversitesi'nin ileri oyunculuk yüksek lisansına girdim ve geldim İstanbul'a. Sonra da ilk 'Kızlar Yurdu' dizisini çektim. Akabinde film geldi.
Tiyatro ne oldu?
Öztürk: Şu anda Tiyatro TEM'le çalışıyorum. Oyun Atölyesi'nde oynuyoruz, '3. Richard Faciası'nı. Tiyatro yapmadan olmaz benim için.
'Hatırlı Sevgili' de bayağı tutuldu bu arada, oynadığınız Ayla da öyle.
Öztürk: İşin büyülü kısmı galiba oraya gittiğim zaman eğlenmek, mutlu olmak. Ben de öyle, mutlu oluyorum ve insanlar da bunu anlıyor. Samimiyseniz inanıyorlar. Başka formülü yok. 'Hatırla Sevgili'ye başlarken o dönemle ilgili çok fazla şey okudum. Bir süre sonra kulaktan duymayı geçiyor ve siz bir şey söyler konuma geliyorsunuz. Eğer bir dizi bunu yapabiliyorsa ne güzel. Hafızaları tazelemek lazım.