Bu işte bir terslik var!

Radikal İki'de "Eğitimde yeniden temcit pilavı: SBS" (Radikal İki, İshak Torun, 11.11.2007) başlıklı bir yazı yayınlandı. Niğde Üniversitesi öğretim üyesi Torun, bu yazıda ülkemizde Anadolu liseleri ve fen liseleri ile yükseköğretime öğrenci...
Haber: ONUR SEÇKİN / Arşivi

Radikal İki'de "Eğitimde yeniden temcit pilavı: SBS" (Radikal İki, İshak Torun, 11.11.2007) başlıklı bir yazı yayınlandı. Niğde Üniversitesi öğretim üyesi Torun, bu yazıda ülkemizde Anadolu liseleri ve fen liseleri ile yükseköğretime öğrenci yerleştirmede test sınav yönteminin kullanıldığını söylerken, test yönteminin genç adayların üzerinde geçiştirilemeyecek yan etkilerinin olduğunu düşündüğünü belirtmişti. Yazarla bu noktada benzer düşünürken, Anadolu öğretmen, teknik, meslek, imam hatip liseleri ve başka birkaç lise türü için de test yönteminin kullanıldığını belirtelim.
Torun yazısında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) yerine getirilen, her sene sonunda yapılacak Seviye Belirleme Sınavı (SBS) için, benzer düşündüğüm "SBS ile öğrencilerin dershane ve hazırlık çilesi biraz daha artırıldı" değerlendirmesini yapıyor. Bu değerlendirmelere katılmakla birlikte, Torun'un özellikle bu sorunlara çözüm olarak sunduğu tespitler, insanda "bu işte bir terslik var" düşüncesini yaratıyor.
Torun, sorunun sahici çözümünün, "öncelikle Türk eğitiminin yapısal dönüşümüyle ilgili" olduğunu söylerken, bu yapısal dönüşümü, geçici önlemler olarak ele aldığı altbaşlıkta açıklıyor. Torun, eğitim sisteminin birinci sorunu olarak gördüğü dershane sektörüne akan kaynağı olumlu bir şekilde kanalize etmenin yolunun "sosyal devlet sorumluluğunu azaltmadan eğitimi merkezilikten arındırıp olabildiğince yerelleştirmek, özerkleştirmek ve özelleştirmek" ve "bu şekilde gerek ilk ve ortaöğretime, gerekse yükseköğretime olabildiğince özel sektörü çekmek" olduğunu söylüyor.
Evet bu işte bir terslik var! Torun merkezi sınav sistemlerinin gençlik üzerinde yarattığı tahribattan ve bunun bir sonucu olan milli kaynakların çarçur edilmesi sorunundan yola çıkarak, eğitimin sorunlarının acil çözümünün eğitimin yerelleştirilmesinde, özelleştirilmesinde olduğunu söylüyor. Böyle bir sorundan buraya varmanın kurgusal yanı bir tarafa, acaba Torun, bugün OKS yerine SBS'leri getiren, dershaneleri daha da palazlandıran AKP iktidarının idaresindeki MEB'in temel amacının tam da, eğitimi yerelleştirmek, özelleştirmek ya da piyasa dinamikleri içinde yeniden tanımlamak olduğunu ve bugün eğitimde buna yönelik atılan adımların eşitsizlikleri, sorunları daha da katladığını bilmiyor mu?
Bugün eğitim alanında Torun'un çözüm olarak öne sürdüğü özelleştirme bağlamında, özellikle yaklaşık son 30 yılda epey "mesafe" katedildi. Bunu özel öğretim kurumlarının her geçen yıl artan oranlarında, MEB'in bu kurumlara kaynak aktarma yollarını genişletmesinde, dershanelerin ve özel ders sektörünün palazlanmasında, devlet okullarında onlarca farklı kalemde
-kayıt parası, katkı payı, fotokopi, diploma, temizlik, su, elektrik vb.- para toplanarak adeta devlet okullarında dahi eğitimin özelleştirilerek, finansman yükünün öğrencilere, velilere yüklenmesinde görmek mümkündür. Bunlar tam da, yazarın hükümetin, bütüncül bir yaklaşımla ele almadığı için çözüm olamadığını söylediği "çağdaş ülkelerin ve küreselleşen dünyanın gereklerine uygun" 'reformlarıdır'.
'Neoliberalizmden biraz anlayanlar...'
Eğitim özellikle 80'li yıllardan bu yana, piyasaların 70'li yıllarda girdiği krizin bir sonucu olarak neoliberal politikalar doğrultusunda yeniden yapılandırılıyor. IMF, Dünya Bankası, AB gibi kurum ve oluşumların da talepleriyle, kamu kaynaklarından eğitime ayrılan payların azaltılması, 'faydalanan öder' mantığının yerleşmesi sonucunda eğitim her geçen yıl daha fazla paralılaştırılıyor, özelleştiriliyor. Bu sadece ülkemize özel bir durum olmaktan öte, tüm dünyada, neoliberal politikalar doğrulutusunda, daha önce devletin sorumluluğunda tanımlanan hizmet alanlarının, GATS (Hizmet ticareti genel anlaşması) gibi bağlayıcı anlaşmalarla, yeni bir pazar olarak tanımlanması, özelleştirilmesi, piyasa dinamiklerine teslim edilmesi olarak tercih ediliyor. Bu bağlamda, yazarın "Bütçe ve ekonomiden biraz anlayanlar kamu kaynaklarında çok büyük atılımın olmayacağını bilir" tespiti bir zorunluluğu değil, tam da yazarın çözüm olarak sunduğu özelleştirmeye, yerelleşmeye yönelik adımları hazırlayan bir tercihi yansıtıyor. Dolaysıyla, bu cümleyi "Neoliberalizmden biraz anlayanlar, (eğitime ayrılan) kamu kaynaklarında çok büyük atılımın olmayacağını bilir" şeklinde yazmak daha doğru olacaktır.
Çelik en tezcanlısı!
Diğer taraftan AKP'nin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, Torun'un çözüm olarak istediği özelleştirme ve yerelleşme "reformlarını" uygulama konusunda, -her ne kadar kendisi bunları söylemsel düzeyde kalmakla ya da bütüncül yaklaşımla ortaya koymamakla eleştirse de-, Cumhuriyet'in en tezcanlı bakanlarından biri olduğunu söylemek mümkün. Torun'un yazısında işaret ettiği, uygulamasında çelişkiler gördüğü ve eleştirdiği yeni yapılandırmacı müfredatın da yaşam bulması, bu "reformların" bir parçası olarak görülmelidir. Genel olarak tüm dünyada müfredatların girişimci, bireyci, piyasa mekanizmalarına daha kolay uyum sağlayabilecek bir kuşağın yetiştirilebilmesi amacıyla yeniden yapılanması, Torun'un talebi olan özelleştirme ve yerelleşme başlıklarıyla birlikte ele alınıyor. Torun'un "Kuşkusuz getirilmek istenen yenilik çağdaş ülkelerin ve küreselleşen dünyanın gereklerine uygundur" tespiti ve Bakan Çelik'in yaptığı açıklamalarda müfredat tartışmasını küreselleşmeye uyum sağlamaya endekslemesi, bu durumu gösteriyor.
Torun'un, çoktan seçmeli sınav sisteminin eğitim sistemi ve öğrenciler üzerinde yarattığı tahribattan, çözüm olarak, eğitimin paralılaştırılması, yerelleştirilmesi sonucuna varması öncelikle, insanı "nereden nereye?" diye düşündürten kurgusal bazı sorunları barındırıyor. Yazar tarafından sorunlara çözüm ya da sorunlardan çıkan sonuç olarak gösterilen "gerek ilk ve ortaöğretime, gerekse yükseköğretime olabildiğince özel sektörü çekme" ise ancak bahsedilen sorunların nedeni ya da en azından temel besleyicisi olarak görülebilir.
Neden-sonuç ve sorun-çözüm ilişkisinin tersten kurulduğu böyle bir çözümlemeyi içeren yazının başlığının da, "Eğitimde yeniden temcit pilavı: Özelleştirme" olması da daha isabetli olacaktır.

ONUR SEÇKİN: Ar. Gör., Boğaziçi Üni.