Bu nasıl bimbo!

Filmlerden çıkarılacak bir ders de 'aptal' sarışınların ya da saç rengi fark etmeksizin bir tanımlama yapmak gerekirse bimboların intikamının ne kadar acı olduğu. Onları IQ düşüklüğüyle itham edenler, en azından sinemada sık sık cezalarını çekerler.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Filmlerden çıkarılacak bir ders de 'aptal' sarışınların ya da saç rengi fark etmeksizin bir tanımlama yapmak gerekirse bimboların intikamının ne kadar acı olduğu. Onları IQ düşüklüğüyle itham edenler, en azından sinemada sık sık cezalarını çekerler. Yönetmenler de ya intikamı alanın tarafını tutar ya da onları tekinsiz bir unsur olarak gösterip gerilim yaratır. Ama herhalükârda bu sürece ayna tutmaktan çok hoşlanırlar.
Bu hafta gösterime giren Steve Buscemi filmi Interview/Görüşme de (Hollanda'da fanatik bir dinci tarafından öldürülen Theo Van Gogh'un aynı adlı filminden uyarlama) sürece ayna tutanlardan. Sienna Miller'ın canlandırdığı aktris Katya, benzeri muameleye maruz kalan hemcinslerinin yüzünü kara çıkarmıyor. Onunla röportajı külfet olarak gören politika muhabiri Pierre Peders'i (yönetmenliğin yanı sıra kamera önüne de geçen Steve Buscemi tarafından canlandırılıyor) zekasıyla ters köşeye yatırıyor. Yani Katya, görüntüsü dolayısıyla onu yargılayanları onların silahlarıyla vuran kadın karakterlerin son temsilcilerinden.
Bu kategori söz konusu olduğunda neredeyse kimsenin saygıda kusur etmediği Mae West'i anmak zaruri. Aslında 1930'ların kendine has yıldızı Mae West, hiç aptal görünümlü değil. Aksine zehir gibi zekası her yerinden belli. Ama mesele, kendine biçilen kıyafeti silah gibi kuşanmaksa onun eline su dökecek bir hemcinsi zor bulunur. Haysiyetli seks bombası Mae West, çift anlamlı sözcükleriyle hem filmlerindeki erkek karakterleri hem de devrin sansür kurulundakileri terletmesiyle hâlâ hafızalarda. Mizahi tarzını yazdığı oyunlara da yediren Mae West'in gücü, Madonna'ya kadar takip edilebilecek etkisinden de belli oluyor.
Gerçek sarışının intikamı
Günümüzde de sarışınları Mae West'inkine benzer silahlar kullanmaya iten koşullar mevcut. Üstelik oyuna Mae West gibi 1-0 galip başlamıyorlar. Ama zaman içinde bileniyorlar. Reese Witherspoon'un Legally Blonde/Bu Nasıl Sarışın'da (Robert Luketic) ve devamı Legally Blonde 2: Red, White & Blonde/Bu Nasıl Sarışın 2'de (Charles Henman-Wurfeld) canlandırdığı Elle Woods, başta kendisi bile zekasının farkında değil. Onu terk eden erkek arkadaşının ardından Harvard hukuk fakültesine girince avukatlık konusundaki yeteneklerinin farkına varıyor. Üstelik ne pembe ağırlıklı gardırobundan ne Chihuahua cinsi köpeğinden vazgeçiyor ama esmer zeka küplerinin algılarını allak bullak ediyor.
Wild Things/Vahşi Şeyler'de (John McNaughton) Neve Campbell'in karakteri Suzie Marie Toller'a zeka küplüğü için esmer olmak yetmiyor. En azından başta... Ta final yazıları sırasında öğreniyoruz ki film boyunca dünyadan bihaber, uzun bir süre de paspal paspal dolaşan Suzie, aslında tüm entrikaların göbeğindeki vamp kadınmış. Hem seyirciyi hem de filmdekileri afallatan kadın kahramanların benzer türden örneklerine, Quentin Tarantino'nun Death Proof/Ölüm Geçirmez'inde de rastlamıştık. Peşlerindeki seri katili kurbanlık gibi bekleyecekleri düşünülen üç fettan kadının acı ve kabaca komik intikamı, meseleye Tarantino usülü bir katkıydı.
Malum sağ gösterip sol vuran vamplar, Tarantino'nun ustası olduğu oyunbaz hikâyelere çok yakışıyor. Aptala yatıp karşısındakini zekasıyla bir anda unufak edebilme kudretine sahip kadınlar da. Ama afallatıcı kadınların hakkını veren 'düz' bir film de var ki, tek bir repliğiyle tüm olayı özetliyor. Howard Hawks klasiği Gentlemen Prefer Blondes/Erkekler Sarışınları Sever kıstırıldıkları alanda erkekleri parmaklarında oynatan iki kadının, sert mizaçlı Jane Russell'la hoppa Marilyn Monroe'nun karşı cinse yaptıklarının hikâyesini aktarır. Marilyn Monroe'nun karakteri Lorelei, nişanlısının onu servet avcılığıyla suçlayan babasına şu cevabı verir: "O da benimle güzelliğim için evleniyor". Uçarı seks sembolü imajını zekası ve yeteneğiyle şekillendiren Marilyn Monroe'nun gerçek kişiliğinin hikâyeye karıştığı an olarak bile nitelendirilebilir bu sahne. Sadece yukarıdaki dökümün değil, bu listeye alınacak onlarca kadın karakterin varlığı ise türlü nitelendirmeye vesile olabilir. Kadınların, onları zapturapt altına sokmaya meyilli filmlerden öçlerini perdede almasından tutun da, görünüşte tür sinemasının kalıplarını aşmayan filmlerdeki yorum zenginliğine kadar... Zaten asıl konumuz Görüşme'de de gazeteci Pierre, aktris Katya'nın işlerini "ticari ıvır zıvır" olarak nitelendirmeseydi olaylar belki de farklı bir şekle bürünebilirdi.