Bu şarkılar olmasa

Yeşilçam popüler müziğe her zaman yakın durdu. Şarkıların gücünü erken keşfetti, elinden gelen her fırsatta şarkıları filmin içine dahil etti.
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

Yeşilçam popüler müziğe her zaman yakın durdu. Şarkıların gücünü erken keşfetti, elinden gelen her fırsatta şarkıları filmin içine dahil etti. Ama kabul edelim ki, bu filmlerimizin büyük bir kısmında şarkılar 'rastgele' kullanıldı, 'müzik' filmlerimizin olmazsa olmaz parçası pek olamadı. Vesikalı Yarim ve benzeri birkaç örneği dışarda tutarsak şunu bile söyleyebiliriz: Filmlerimizin çoğunda seslendirilmiş şarkıları çektiğimizde ya da değiştirmeye kalktığımızda pek bir şey fark etmez. Vesikalı Yarim, bu konuda gerçekten önemli bir örnektir. Sabiha ve Halil'in kara sevdası, yönetmenin (Lütfi Ö. Akad) bize gösterdikleri, anlattıklarının yanında, Şükran Ay şarkılarının desteğiyle de yüreğimize 'ağır bir darbe' indirir, içimizi burkar, bizi ağlatır. Ama benzer örnekler azdır.
Filmler için yapılmış ya da filmlerde kullanılmış şarkılardan oluşan 'bir albüm' (yani 'soundtrack') yapmak fikri de çok yenidir. Şarkılar, o film için özel olarak yazılmış-bestelenmiş olsa dahi hep filmlerde kaldı, en fazla en fazla bir 45'liğin kapağında anıldı ya da sözü edildi: "Filiz Akın ve bilmem kimin oynadığı filanca filmdeki şarkılar..." Bu anma ya da sözünü etme de, plak firmasının, yayınladığı plağa fazladan bir dikkat çekme çabasıdır zaten. Şarkıcısının isminin yanına, çok ünlü ve popüler bir sinema yıldızının ismini de katma, durumu zenginleştirme isteğidir.
Ama Ezel Akay'ın Neredesin Firuze filmiyle tavana vurmuş bir çaba da yok değil. Özellikle genç kuşak yönetmenlerimiz, müziği artık filmin bir 'ana unsur'u olarak kabul ediyor, şarkıları filmin 'dil'ine ellerinden geldiğince entegre etmeye çalışıyor. Bu filmlerden (mesela Ezel Akay'ın filminden) şarkıları çekmeye kalktığınızda çok şeyin eksildiğini, filmin değiştiğini, başka bir yöne kaydığını görürsünüz. Yani müzik, bu filmin değiştirilemez bir parçası olmuştur. Bu müzik olmadan bu film muhtemelen yine ayakta kalmayı başarabilecektir ama, başka bir film olacaktır artık. Yönetmeninin kurgulamadığı, hatta belki tanıyamadığı başka bir film... Neredesin Firuze'nin albümü, satış rekorları kırıp, büyükçe bir ticari başarı elde edince de, film yönetmenlerinin, yapımcıların önündeki son engeller kalkmış oldu. Artık herkes, bu iş için daha ferah bütçeler ayırmaya, daha iyi, daha farklı şeyler denemeye, yapmaya başladı. Akay tarih yazmıştı yani; 'kitsch ve kült' ötesi bir film yaratmakla kalmamış, sinema-müzik ilişkisine de yeni bir kapı açmış, bu işi doruklara taşımıştı.
Böyledir bizim sevdamız
Barda ve Sınav filmleri, film müziği anlamında Neredesin Firuze'nin izinden giden filmler oldu. İlkine, Üçnoktabir, Koray Candemir ve Mirkelam gibi farklı ve alternatif bir ruha sahip isimler çok şey kattı. DVD'si henüz yayınlanmış ikincisini de, Ogün Sanlısoy, Özlem Tekin, Manga, Göksel ve Ozan Çolakoğlu gibi, müzik ile her zaman derdi olmuş, müziği her saniye daha iyi ve farklı bir noktaya çekmeye niyetlenmiş isimler adam etmeye çabalamıştı. Kısmen edebilmişti de. Özlem Tekin ve Ogün Sanlısoy'un şarkıları olmasaydı mesela, belki Sınav'ın ağırlığı bunaltıcılığı ve 'şık'ların kısıtlayıcılığı o kadar da çöreklenemeyecekti içimize... Tıpkı Mehtap Meral'in şarkıları olmasa, Mutluluk filminin, en azından bazı bölümlerinin bizi kavrayamayacağı, etkileyemeyeceği gibi. Meral, genç kuşak şarkıcılar içinde kendine farklı bir yol çizmiş, çok ama çok önemli bir isim. Güzel bir sesi, sıradışı bir vokal yeteneği var ve bu özelliklerinin de gayet farkında. Belki de bu nedenledir ki, "Eyvah geç kaldım. Eyvah bir bomba patlatayım da kendimi göstereyim. Eyvah hiçbir şey olmayacak mı? Eyvah, derhal magazincileri çağırayım, bir tiyatro sahneleyeyim..." demiyor, yavaş yavaş alıyor yolunu. Tıpkı eski günlerdeki gibi, bir gecede şöhret olanın ertesi sabaha bile kalamayabileceğini bilenlerden Meral. Bu nedenle gayet sessiz ve sakin bir biçimde alıyor yolunu, alırken de dokunaklı şarkılarına güveniyor, asılıyor. Filmde, Livaneli'nin Böyledir Bizim Sevdamız şarkısını seslendirmiş yorumcuya dikkat etmek, takip etmek, izini sürmek gerek; böyle yapan pişman olmayacak...
Kemal Sahir Gürel'in izini sürmek de büyük bir keyif olur. Müzisyenin, Kalan tarafından yayınlanan Soundtracks-Film Müzikleri albümü, uzunlu-kısalı tam 36 şarkıyı (yani besteyi) ihtiva ediyor. Bu albümün (Deyr-ül Zeferan gibi) bazı şarkılarında ruhunuzun kanatlanıp uçtuğunu düşünebilir, (Bir Aşk Hikâyesi gibi) bazı şarkılarında (Sabiha ve Halil için yaptığınız gibi) gözyaşı dökebilir, (Coni Gitar gibi) bazı şarkılarında ise, nasıl olup da, 'tek tip insan' haline geldiğimiz üzerine kafa yorabilirsiniz.
Dünyanın dört bir yanında yapılanları yapıyoruz biz de: Aynı kahve, aynı hamburger, aynı kazak, aynı pantolon. Aynı dil, aynı davranış biçimi. Yani aynı ruhaynı duygular, yani aynı yaşam biçimi. Bu ve buna benzer filmler ile şarkılar, bizi bu tuzaktan (tamamen olmasa da kısmen) kurtarabilir. Daha vakit varken kulak vermek gerek.
Bulursanız kaçırmayın
Neredesin Firuze'nin CD (Kalan) ve (elbette) DVD'si (Palermo)
Kalan Müzik'in iki albümlük Yeşilçam Şarkıları dizisi
Belkıs Özener'in Sahibinin Sesinden (Kalan) albümü
Kemal Sahir Gürel'in Film Müzikleri (Kalan) albümü
Barda (:id), Sınav (Sony&BMG) ve Mutluluk (İda Müzik) filmlerinin albümleri
Keşke olsa
Belkıs Özener'den, rock gruplarımızdan biriyle yapılmış bir düet
Erol Büyükburç'tan, Neredesin Firuze'deki İnleyen Nağmeler gibi bir yeni şarkı
Handan Kara'dan bir Sahibinin Sesinden albümü