Bu ülkede eğitmenler vardı!

Nuray Bayraktar'ın 18 Şubat 2007 Pazar günü çıkan "Halk terbiyesi ve halkevleri" başlıklı yazısının girişindeki "1930 sonrası Türkiye'de ekonomik ve toplumsal açıdan büyük bir değişim yaşanmaya başlandı" girişine...
Haber: OĞUZ MAKAL / Arşivi

Nuray Bayraktar'ın 18 Şubat 2007 Pazar günü çıkan "Halk terbiyesi ve halkevleri" başlıklı yazısının girişindeki "1930 sonrası Türkiye'de ekonomik ve toplumsal açıdan büyük bir değişim yaşanmaya başlandı" girişine, şu da eklenmeli: Eğitmen kursları açılarak, "Cumhuriyet döneminin en dikkate değer...ve en başarılı ilkokul programı" ve ders kitaplarını da ortaya çıkaran Köy Eğitmen Kursları diğer adıyla "Çavuş Öğretmen" uygulaması da bunlardan biridir.
Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan döneminde başlayan ve Hasan Âli Yücel'li Köy Enstitüleri'ne giden yolu açan "eğitmen" yetiştirme süreci ve "eğitmenli köy okulları" deneyi biraz karanlıkta kaldı. (2006 Nisan'ında bu süreci ayrıntılarıyla anlatan bir belgesel filmi tamamladım.) Bir kez bilinmeli ki, eğitmen kursları emekli generaller ve benzeri Atatürkçülerin görmezlikten geldiği ya da anlamadığı bir Atatürk düşüncesidir; halkçı, ulusal, devrimcidir. Uygulayıcıları Saffet Arıkan ve İsmail Hakkı Tonguç'tur.
Orada köyler var, gidilemiyordu...
1933'te 17 milyon olan Türkiye nüfusunun 13 milyonu köylerdeydi. 10. yıl marşının "Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan" dizesinde yansısını bulsa da, hangi yoldan olursa olsun kendisine gelecek öğretmeni, sağlıkçıyı, tarımcıyı bekleyen 40 bine yakın köy vardı. Milli Eğitim Bakan Reşit Galip'in yolu bile olmayan bu köylere ne ulaşması ne de öğretmen bulup göndermesi olanaksızdı. O yıl "İş ve Meslek Terbiyesi" kitabını yayımlayan genç eğitimci İsmail Hakkı Tonguç, köy eğitiminin amacının toplumsal nitelikte insan ve ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamının gelişmesine katılacak "iş adamı" yetiştirmek olduğunu; bu amaca götürecek okulun da kitabi değil, iş okulu olduğunu yazıyordu...
İsmet Paşa'nın CHP parti grubunda sık dile getirdiği eğitim sorununa, yabancı uzman, Amerikalı Dr. Parker çözüm getirir!: Ona göre "köy öğretmeni yetiştirmek için ayrı bir okula gerek yok"tur. Yeni Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen'in yerine Atatürk, eski kurmay subay ve CHP eski genel sekreteri, eğitim konusuna duyarlı Saffet Arıkan'ı getirir. Araştırmacı Fay Kirby'ye göre, Arıkan'la "eğitimde gerçek Kemalist devrim süreci" başlayacaktır. Bakan Saffet Arıkan'ın İlköğretim Genel Müdürlüğü'ne (vekil olarak) atadığı İsmail Hakkı Tonguç, 24 Aralık 1935 günü sunduğu raporda, köylerdeki eğitim üzerinde durur, sorunun bir kalkınma sorunu olduğunun altını çizer.
Çavuş öğretmen
'Beni çavuş sanmayın, bölüğün başkanıyım' Halk türküsü
1936'nın ilk günlerinde, Çankaya köşkündeki bir toplantıda özellikle 32 bin küçük köyün eğitim sorununu çözmenin zorluğundan söz açan Milli Eğitim Bakanı Arıkan'a Atatürk, askerliklerini çavuş olarak yapmış köylülerden yararlanmasını salık verir. Bazı Bakanlık görevlilerinin tepkisine karşın, Atatürk'ün bu düşüncesi Tonguç tarafından köklü, düzenli bir denemeyle başlatılır. Tonguç çevresindeki bürokratlara şunu söyler: "Nüfusu 250'den az 16 bin okulsuz köye bu alışılmış yöntemlerle daha yüz yıl öğretmen verilemez. Biz yapmacık aydınlar köye giremiyoruz, öyleyse köyler daha da bekleyecek mi?" Zaman geçirmeden, çalışma yönetmeliği, kursların programı, kullanacakları "kılavuz kitapları" ile ilkokul birinci, ikinci, üçüncü sınıf öğrencilerine verilecek "yıl kitapları"nın yazılması işlerine başlanır. Kitaplar hazırlanırken, ilk taslaklar eğitmen adaylarına, kurs öğretmenlerine, hatta köy ilkokul öğrencilerine gönderilerek, görüşleri alındıktan sonra son şekil verilir.
Eğitmen adaylarının bahar-yaz aylarında ve sekiz ay sürecek kursta, okuma-yazma, aritmetik, yurt ve yaşama bilgisi, ayrıca tarım ve iş dersleri görmeleri kararlaştırılır. Sınıf sistemi yerine 10 kişilik küme çalışma yöntemi kabul edilir. Eğitmenli köy okulları üç yıllık olacak, ara sınıflara öğrenci alınmayacaktır. İlk kurs Eskişehir Çifteler bucağında, orada bulunan Hara'daki tarım araçlarından da yararlanmak için Mahmudiye köyünde açılır. Her kümeye tarım ve öğretmen okulu çıkışlı bir öğretmen verilir. Uygulamalı dersler tarlada, bahçe, bağ, hara, ağılda ve marangoz, demirci atölyelerinde gerçekleşir.
80'e yakın insanın barınma, yeme, uyuma gereksinimleri, önce açık havada ve çadırlarda karşılanır; bina yapma zorunluluğu ortaya çıkınca, iş derslerinde Ankara Yapı Usta Okulu öğrencileri ve Macar asıllı ustaların öğreticiliğinde okul binaları yaparlar. Kursta aşçı ve aşçı yamağından başka hizmetli yoktur. Kursun tüm hizmetlerini, çevre temizliğini, badana-boya işlerini kendileri gerçekleştirir, çevredeki köy okullarında uygulama dersleri yaparlar. Her cumartesi gecesi müzikli, türkülü, oyunlu eğlence düzenlerler. Kursun dördüncü ayında eğitmen uygulamasını izleyen Falih Rıfkı Atay, "sizi temin ederim ki, ben ve benim kuşağım, Osmanlının en gelişmiş okullarında böyle bir öğretmeni bulmak mutluluğunu duymadık" diyecektir. Başarının bir alanı da tiyatro olacaktır. Okul bahçesine bir sahne kurarak 'İstiklal've Aka Gündüz'ün yazdığı 'Yarım Osman' piyesini oynarlar.
Sonuç: 1936-37 öğretim yılında 84 eğitmen, kendi yaptıkları, cilaladıkları tahta bavulları ellerinde, gidecekleri köylere doğru yola çıkar. İlk yılda 4,510 köy çocuğu okula başlar. İlk yıl 68 köyde okul binası yapımı gerçekleşir. Uygulama başarısı, Köy Eğitmenleri Yasası'nın hızla çıkmasını ve 24 Haziran 1937'de yürürlüğe girmesini sağlar. Eskişehir'de, Çifteler Hamidiye, Edirne'de Karaağaç, Adapazarı'nda Arifiye, Kars'ta Cılavuz, Erzincan'da Erzincan Eğitmen Kursu açılır. Eğitmen Yasasının çıkmasından 11 gün sonra Tonguç'un Bakan Arıkan'a imzalattığı, bir anlamda Köy Enstitülerinin kuruluş belgesi ile, "eğitmen" yerine "köye öğretmen" yetiştirilmesinin ilk aşaması Köy Öğretmen Okulları açılmaya başlanır. Ama bazı gözlemler "çavuş öğretmen"lerin ağalarca tehdit edilmeye başlandığını, okul yapısı bitmediği için camide öğrenim yapan eğitmenin camiyi kiliseye çevirmekle suçlandığını aktarır. Eğitmenlerin bir başarısı da akşam okullarıyla köylüye okuma yazma öğretmesidir. Onlar için hazırlanan "Halk Okuma Kitabı" da eğitmenlerin yazdıklarından, anlattığı öykü, oynadıkları piyeslerin aynen yazılmış metninden oluşur.
...ve kadın eğitmenler var
Bir süre sonra sayısı sadece ancak 40'a ulaşsa da (tam sayısı belli değil) "kadın köy eğitmeni yetiştirme" çabası da eklenir. Bu deneme ile, yatılı karma eğitim başlatılmış olacak, üç yıl sonra da tüm Köy Enstitülerinde uygulanacaktır. 1938'de ancak 568 eğitmen sayısına ulaşılabilmişti. Bunun en önemli nedeni Tonguç'a göre "adam sıkıntısı"dır. O günlerde bir kısım eğitimcinin, politikacının küçümsediği "çavuş öğretmen" bile günün koşullarında lükstür. Cumhuriyetin Atatürk'süz döneminin başladığı günlerde, yenilenen Celal Bayar hükümetinde Saffet Arıkan parti çizgisinde belirginleşmeye başlayan Anadoluculuk, ırkçılık gibi ideolojik gelişmelerin ulaşabileceği sonuçların çekincesiyle Bakanlığı bırakır. Yeni Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, Tonguç'la birlikte eğitmenli köy ilkokulları sayısını kısa sürede 2,000'e ulaştırır. Aynı günlerde CHP içinde İnönü'nün kendi kadrosunu kuracağı önemli bir değişiklik yapılır, Celal Bayar Başbakanlıktan ayrılır, ara seçimlerde Atatürk'e karşıtlıklarıyla öne çıkan Kâzım Karabekir, Hüseyin Cahit Yalçın, Rauf Orbay milletvekili olarak Meclise girer. 17 Nisan 1940'ta çıkan yasa ile Köy Enstitülerinin kuruluşundan sonra tüm eğitmen kursları Köy Enstitülerine bağlı olarak açılmaya başlanır.
Kaleleri yıkılıyor
Sonrası herkesin bildiğidir: DP'den önce, toprak ağalarının yönlendirdiği CHP içindeki totaliter eğilimli sağ kanat, 21 Temmuz 1946'da yapılan yeni seçimler sonrası ilköğretim seferberliğinin iki sağlam kalesini de yıkmayı başaracaktır. Önce Hasan Âli Yücel yerine, Milli Eğitim Bakanlığına önceki yapılanların karşısında yer alan Reşat Şemsettin Sirer getirilir. Tonguç istifa eder... Eğitmenlere gelince, yeni Bakan Sirer, bir genelgeyle eğitmen kurslarının kapatıldığını duyurur. Görev yapan 339 eğitmen o yıl okulunu kapatır. Genelge, bir öğretmenle birlikte çalışan eğitmenlerin görevine de son verir. Oysa yapılan planlara göre daha 7,485 eğitmen yetiştirmek gerekiyordu. Üç ay sonra yeni Milli Eğitim Bakanı Doç. Tahsin Banguoğlu, 1,515 eğitmenin işine son verir. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı ilkokullara din dersi koyarak Cumhuriyetin temel yasalarından Öğrenim Birliği Yasası'nda ilk gediği de açar. Köy Enstitüleri ise, ancak onda biri kız olan 17 bini biraz aşan öğretmen yetiştirebilir. Seçimleri kazanan DP, kızlı erkekli karma eğitime son verir. Celal Bayar ve Adnan Menderesli DP, daha ilk yılında eğitmen kurslarına yönelik yıkımı tamamlar. Ülke gerçeklerinden ve gereksinmelerinden yola çıkan, Atatürk ilkelerinden damıtılmış bu iki özgün ulusal düzenleme, Eğitmen Kursları ve 21 Köy Enstitüsü, Hasanoğan'da sadece biri açılabilen Yüksek Köy Enstitüsü artık yoktur. İşlerine son verilecek 2,700 kişilik listenin tamamlandığı günlerde gerçekleşen 27 Mayıs 1960 devrimi bu son eğitmenlerin köylerini okulsuz kalmaktan kurtarır. Bir süre sonra da Maliye Bakanlığı, eğitmenlerin de içinde olduğu sendikal savaşımın da etkisiyle, eğitmenlere özlük ve emeklilik hakkını tanır. Eğitmenlerin bir bölümü nihayet eğitmenlik hakkını kazanmıştır.
Sonsöz
Kursların kapatıldığı 1946/47 öğretim yılında eğitmen sayısı 8,675'dir. 7,090 eğitmenli okulda 213 bin 824 köy çocuğu öğrenim gördü, toplam 1 milyon 600 bin köy çocuğu eğitildi. Bugün Atatürk'ün önerisi-düşüncesiyle gerçekleştiği dillendirilmeyen, onların da birer "çılgın Türk" olduğu görmezlikten gelinen "eğitmenler"i yetiştiren kurslar ve her yönüyle gerçek bir Cumhuriyet kurumu Köy Enstitüleri sisteminden alınacak birçok ders vardır. "Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27... bir bebekten bir katil yaratan bu karanlık" başka türlü nasıl sorgulanabilir?