Bulmacayı çöz, akademisyen ol!

Kısa adı ALES olan Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı olanca gerginliği ve stresiyle geride kaldı. Daha önce adı LES (Lisansüstü Eğitim Sınavı) olan bu sınavı her ne kadar yayınevleri, kitapların kapağına A harfi ekleyerek...
Haber: DENİZ ÖZYAKIŞIR / Arşivi

Kısa adı ALES olan Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı olanca gerginliği ve stresiyle geride kaldı. Daha önce adı LES (Lisansüstü Eğitim Sınavı) olan bu sınavı her ne kadar yayınevleri, kitapların kapağına A harfi ekleyerek (A)LES'e dönüştürse de ÖSYM'nin bu dönüştürmedeki amacı üniversitelere akademik personel seçmekti. Neoliberal politikaların hegemonyasına giren eğitim sistemimiz artık KPSS, SBS, OKS, ÖSS, ÜDS, KPDS, LES derken şimdide ALES'le tanıştırdı bizleri. Bu kısa yazıda ALES'in içeriğine yönelik değişik çözümlemelere yer verildi ve naçizane çözüm önerileri sunuldu.
Öncelikle teknik bir açıklama açısından şunları hemen belirtmeliyim. Sınav Sayısal 1'de 40, Sayısal 2'de 40 ve Sözel'de ise toplam 80 soru olmak üzere 160 sorudan oluşuyor. Soruların küçük bir kısmı teknik bilgi gerektirmesine rağmen diğer kısmı sorudan çok bulmaca niteliği taşıdığı için teknik bilgi yerine sözde mantık gerektiriyor. Tabii bu gereksinim soruların mantıklı olmasından kaynaklanmıyor sadece "bulmaca" kelimesinin sınavın ciddiyetine yakışmadığı düşünüldüğü için "mantık" kelimesi daha uygun görüldü. 180 dakikalık bu sınavda mevcut sistem içinde akademisyen olmak istiyorsanız 70 puan almanız gerekiyor. Bunun için haftasonu bulmaca eklerindeki bulmacaları çözme beceriniz fazlasıyla yeterli olacaktır. Yalnız bir fark var, bulmacayı haftasonu çay eşliğinde sakin kafayla ve -zaman sıkıntınız olmadığı için- uzun zaman harcayarak çözebilirsiniz ama bu sınavda 180 dakika zamanınız var ve sınavın sonucunda bulmacaları çözerseniz, sistem size akademisyen olma şansı veriyor. Tabii akademisyen olmak için sadece bulmaca çözmeniz yetmiyor, havuzla veya işçiyle olan problemlerinizi de çözmeniz gerekiyor. Kaldı ki bu sınavın sorularını hazırlayan uzmanlar son sınavda akıl çeldirici soru hazırlama konusunda epey bir uzmanlaşmışlar. Buradan şu sonucu da çıkarmamız mümkün: Tek doğru cevabı olan sorularla akademik kariyer yapmayı engelleyemeyen yetkililer, birden fazla doğru cevabı olan sorulara yönelmişler.
Akademisyenlik kriteri
ÖSYM tarafından yılda iki kez yapılan ALES, akademisyenlik kriteri açısından değerlendirildiğinde nasıl bir durumla karşı karşıyayız? Bir akademisyende olmazsa olmaz diyebileceğimiz "araştırmacı kişilik" ve "alanında uzmanlaşma" bu tür bir sınavla nasıl gözlemlenebilir veya ölçülebilir? Mesela iktisat alanında mastır yapan birisini akademisyen olarak seçmek istediğimizde onun mastır boyunca akademik yayın yapabilme becerisi kazanıp kazanmadığına mı iktisattaki akademik yeterliliğine mi, eleştirel düşüme yetkinliğine mi, yoksa havuz problemi ve bulmaca çözme becerisine mi ihtiyaç var? Öte yandan sözelci bir hukukçunun karekök veya üçgenin iç açılarıyla sınanması Türk yargı sistemine nasıl bir eleman yetiştirme amacı güdüyor? Bu soruların bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıp çözüme kavuşturulması hayati derecede önemlidir.
Peki, ALES lisansüstü eğitim açısından nasıl bir kritere eşdeğer? Burada durum daha vahim. Son yıllarda üniversitelerin büyük bir kısmı verdikleri yüksek lisans ve doktora ilanlarında ALES için yüzde 50-60 gibi bir değer biçerlerken, yüksek lisans ve lisans ortalaması da yüzde 10-20'lerde dolaşıyor. Yani dört yıl lisans eğitimi ve iki yıl yüksek lisans eğitimi almış bir öğrencinin altı yıllık emeğinin karşılığı yüzde 10'larda iken 180 dakikalık bulmaca çözme ve işçi havuz problemini çözme yeteneğinin karşılığı ise yüzde 60'larda. İşte tablonun vahimliği de buradan kaynaklanıyor.
Bu bağlamda mevcut sorunun çözüme kavuşturulması için herkese kendi alanıyla ilgili soruların sorulduğu merkezi bir bilim sınavı yapılmalıdır. Yapılacak bu bilim sınavıyla üniversitelere alanında yetkin insanların girmesiyle üniversitelerimizin bilimsel düzeyi elbette ki artacaktır. Aksi halde mevcut sınav sistemiyle bir arpa yol almamız mümkün değildir. Mesela dört yıl iktisat okuyup da A. Smith'i, K. Marx'ı ve en basit şekliyle bile "kapitalizm" ve "sosyalizm" ayrımını yapamayan ama hız problemlerini ve karekök sorularını, ÖSS öğrencisi kıvamında yapan yüzlerce araştırma görevlisi, sözde akademik kariyer yapıyor. Karşı tarafta ise daha lisans öğrenimi sırasında araştırma ruhu kazanmış, bilimsel yayın yapma becerisine sahip, yabancı dili iyi olan ve her şeyden önce alanına vakıf, uzmanlık alanıyla ilgili çok sayıda dergi ve kitap okuyan ve bu temelde entelektüel gelişimini tamamlayan nice genç beyinler dışarıda kalıyor. Bu da mevcut kriterin bir kez daha gözden geçirilmesini gerekli kılıyor. Kaldı ki toplumsal hiyerarşinin ve mevcut sömürü ilişkilerinin derinleşmesine hizmet eden günümüz neoliberal eğitim sisteminde diplomalı olmak yetmiyor. Zaten bu sistemde, F. Başkaya'nın ifadesiyle insanlara bir şeyler bildikleri için diploma verilmiyor tam tersine diplomalı oldukları için bir şey bildikleri varsayılıyor.
Sonuç olarak, buradaki sorun aslında ALES sorularının niteliği veya sayısı değildir. Asıl sorun öğrencileri "yarış atı" ve "sömürülecek kaz" gibi görüp sayısız sınava -yüksek sınav ücretlerini ödetip- sokarak, bilimde ilerleme ve çağı yakalama safsatalarıyla gerçek bilimin yeşermesine engel olunmasıdır. Pratikleri bağlamında incelediğimizde, neoliberal eğitim sisteminde kelimenin tam anlamıyla paradigma iflas etti. Sömürüyü derinleştiren bu sistem devam ettikçe üniversite öğrencisi olmak için tonlarca para verdiğimiz dershanelere, bu kez de üniversitede hoca olmak için gideceğiz.