Burkalı katil

Zombiler yine insan etinin, psikopatlar da kurban edecek çılgın gençlerin peşinde. Ama bir farkla. Bu zombiler sari giyiyor. Psikopat katil ise yüzünü korkutucu bir maskeyle değil, burkayla kapatıyor. 'Freddy Kruger'ın modası geçti...
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Zombiler yine insan etinin, psikopatlar da kurban edecek çılgın gençlerin peşinde. Ama bir farkla. Bu zombiler sari giyiyor. Psikopat katil ise yüzünü korkutucu bir maskeyle değil, burkayla kapatıyor. 'Freddy Kruger'ın modası geçti, artık burkalı katilin devri' şeklinde duyurulan ve bizim gazetelere de haber olan 'Zibahkhana' (Urdu dilinde 'mezbaha' demekmiş), Pakistan'ın ilk korku filmi değilse de ilk 'gore' filmi. (Bu arada burkanın, Pakistan'da şeriat kampanyası yürüten Mevlana Abdülaziz'ce de 'kamuflaj' amaçlı kullanılması, -burkasıyla yakalandı- olaya farklı bir boyut katıyor) 'Gore', yani vahşete, kana hiç de temkinli yaklaşmayan, çeşitli kesme biçme işlemlerini ayrıntılarıyla göstermekten sakınmayan bir korku alt türü. Haliyle Bollywood benzeri şarkılı danslı yapımlarla dolu Pakistan film endüstrisinde -merkezi Lahore şehri olduğu için nam-ı diğer Lollywood'da-, böyle bir film çekildiği haberi ilginç geldi, yönetmen Omar Khan'a telefonla kafamıza takılanları sorduk.
'Zibahkhana', gerçekten söylendiği gibi Pakistan'ın ilk 'gore' filmi mi?
Birçok insan, 'Zibahkhana'dan Pakistan'ın ilk korku filmi diye bahsetti ki bu doğru değil. Ama daha öncesindeki tüm korku filmlerinde vampirler, canavarlar ve cadılar vs. vardı. Bu tarz psikopat bir katil yoktu. Yani aslına bakılırsa gerçekten de Pakistan'ın ilk 'gore' filmi. Çünkü kana ve rahatsız edici cinayet sahnelerine özellikle önem verdik.
Sansürle başınız belaya girdi mi?
Film resmi sansür için daha değerlendirilmedi. Bazı şeylerin problem olacağını biliyorum. Öncelikle biraz sert bir dil kullandık. Beraber Pakistan'ın herhangi bir sokağında yürüsek beş dakika içinde duyacağımız türden bir dil. Ama Pakistan filmleri saçmalık derecesinde steril, temiz, gerçekdışı ve yapay. Dolayısıyla bu dili kabul etmeyeceklerine eminim. Bir de kısa bir ot içme sahnesi var. Resmi yetkililer bilmezden gelse de bu senin de benim de farkında olduğumuz bir şey. Pakistanlı gençler o kadar sıkılıyorlar ki inan bana yüzde 85'i günün yarısını kafası iyi geçiriyor. Biz Pakistan için turistik bir broşür hazırlamıyoruz. Filmlerde gösterdiğimiz gençler, her gün karşılabileceğimiz tipte insanlar. Sanırım izleyicilere biraz da olgunluk ve saygıyla yaklaşmamız gerekiyor.
Peki ya vahşet?
O konuda hiçbir problem görmüyorum. Çünkü Panjabi dilindeki filmlerimiz hem vahşet hem de seks yönünden tiksindirici. Yetişkinler için bile seyretmesi utanç verici çünkü çok kabalar ve gülünçlük derecesinde kanlılar. O yüzden sansür kurulunun karşısına geçtiğimde, daha önce onay verilmiş filmlerden parçalarla silahlanmış olacağım.
ABD'de sinema okudunuz ama İslamabad'da bir kafe işletiyorsunuz. Zibahkhana sonrası sinema artık tam zamanlı bir meslek mi?
Umarım bu filmin maliyetini karşılaşırız çünkü tüm birikimimi bu filme harcadım. Çok heyecanlıyız, elimize başka bir senaryo da geçti. Zibahkhana'nın devam bölümünün çekimini dört gözle bekliyoruz. Ve iki gün önce Hollywood'dan e-postayla bir yeniden çevrim teklifi aldık. İnanamadım.
Yeniden çevrim teklifini kabul ettiniz mi?
Kesinlikle. Çok onur duydum. Ne diyebilirim?
Film, yurtdışı festivallerde nasıl karşılandı?
İlginç. Tabii ki ilk başlarda biraz heyecanlıydım. Dünya prömiyerini Kopenhag'da yaptık. Filmin kültürel farklılığı nasıl aşabileceğini merak ediyordum. Çünkü Pakistanlı izleyiciye göre çekilmişti. Ama iyi gitti. Doğru sahnede gülüp doğru sahnede korktular. Müziği de sevdiler. Benim çocukluğumun Lollywood melodileriydi. Bazı şeyler her yerdeki izleyiciye hitap eder, bazıları etmeyebilir. Çünkü diğer yerlerdeki izleyicilerin kendine uzak bulabileceği Pakistan yaşamına referanslar var. Diğer korku filmlerine de referans da var. İnsanların hoşnut kalması ve mizahı algılayabilmesi için yeterince unsur ve evrensellik de var. Filmdeki çocuklar herhangi bir kültürden olabilir. Türkiye'de de, Çin'de de, ABD'de de, Rusya'da da ergenler hep aynı. Hata işlerler, anne babalarına yalan söylerler, başlarını belaya sokarlar. İlk uzun metrajlı filmim olduğu için ben de geleneksel korku film kurallarını, 'yanlış yaparsan cezalandırılırsın' tarzı olanları kullanalım dedim.
Zibahkhana, Türkiye'de gösterilecek mi?
Türkiye'de gösterime girmesini çok isterim. Çünkü iyi bir film olduğunu söylemiyorum ama çok taze. Şarkı ve dans sahneleri ya da tecavüz gibi tipik Lollywood/Masala sahneleri, draması yok.
Hiç danslı sahneler koymayı düşündünüz mü?
(Gülüyor) Bu o tür bir film değil. Biliyorum bazı insanlar şarkı ve dans olmayınca hayalkırıklığına uğradılar. Ama bunu biraz ırkçı buluyorum. Niye Hindistan veya Pakistan hep şarkılı ve danslı filmler çekmek zorunda? Şarkılı ve danslı filmleri seviyorum. Problem, niye sadece onu yapmamız gerektiği.
Peki korku türünü Pakistan'a uyarlamaya çalıştınız mı?
Hem de nasıl, hem de nasıl! Olabildiğince yerel görüntü, ses, renk ve karakter katmaya çalıştık. Yabancı izleyicilerin ilgisini en çok kültürel referanslar, giysiler, örneğin şu aralar bayağı bir mesele olan burka çekti.
Burkalı katilin siyasi bir yanı olmadığını söylemişsiniz.
Neyse ki insanların çoğu, filmi amaçlanan içeriğiyle algıladı. Pakistan'da yaşadığımızı ve hassas bir dönemden geçtiğimizi düşünürsek 'Zibahkhana'yı kasten tüm dinsel ve politik yönlerden soyutlamaya çalıştık. Evet bir psikopat var. Evet bu özel giysiyi giyiyor. Ama psikopatlar jean de giyebilir. Bu bir genelleme değil. Filmde hiçbir açıdan tahrik edici bir şey yok. Bu filmi yirmi yıldan fazla bir süre önce yazdım. Dini bir grup sizin senaryonuzdaki kıyafetlerden birini giyiyor diye olay tamamen başka bir boyuta giriyor.
Günümüzde çekilen korku filmlerini nasıl buluyorsunuz?
Bugünlerde Britanya ve Fransa'dan heyecan verici işler çıktığını söyleyebilirim. Alexander Aja bence korku sinemasının geleceğinin parlayan yıldızı. Büyük hayranıyım. ABD filmlerinin bazılarından hoşlansam da git gide işkence şovlarına dönüşüyor. Sinemaya gittiğimde korkmaktansa daha çok iğreniyorum.
'Death Proof/Ölüm Geçirmez'i seyrettiniz mi?
Hoşuma gitti. Çünkü 'Grindhouse' filmlerini seyrederek büyüdüm. 'Taksi Şoförü'nde Robert DeNiro'nun Cybill Shepherd'ı götürdüğü sinemayı hatırlıyor mumunuz? İşte 'Grindhouse' sinemaları onlardı. Ama bence onlar, olgunlaşmanın bir parçasıydı. Onları 'Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu'ndan ya da 'Şrek 3'ten daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Bozuk, çılgın filmlerle heyecanlanıyorum. Artık Hollywood işleri çok mekanize ve sıkıcı olmaya başladı.
'Zibahkhana'nın epey ürkütücü fragmanı http://www.youtube.com/watch?v=_TJKfOT0j1Q adresinde.