Chery Sherry baby

Bu aralar yolu İstanbul Modern'e düşenler, kurumun bünyesindeki sinemada 'Özgür Ruh' başlıklı bir Maggie Gyllenhaal toplu gösterimine denk gelebilirler.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Bu aralar yolu İstanbul Modern'e düşenler, kurumun bünyesindeki sinemada 'Özgür Ruh' başlıklı bir Maggie Gyllenhaal toplu gösterimine denk gelebilirler. Bu vesileyle son dönem ayrıksı filmlerden bir seçkiyi birarada görme fırsatını da yakalayabilirler. Zira Gyllenhaal, belki de gösterime ismini veren 'özgür ruh'undan dolayı, ya hep kalıpların yetersiz kaldığı filmlerde rol aldı ya da böyle bir iddiası olmayan yapımlara sıradışı karakter kontenjanından eklendi.
İstanbul Modern Sinema'nın gösteriminde yer alan Donnie Darko, (Richard Kelly) Maggie'nin filmografisinden ilk gözağrımız. Gyllenhaal ailesinin diğer üyesini, Maggie'nin kardeşi Jake Gyllenhaal'u yıldızlaştıran türler ötesi kült Donnie Darko'yu, büyük perdede bir kere daha görme fırsatı kaçmamalı. Maggie'nin başrole terfi ettiği Secretary/Sekreter (Steven Shainberg) ise oyuncunun 'özgür ruhunun' en görünür olduğu yapımlardan. Mazoşist bir sekreterle onun fantezilerini hayata geçirmesine aracı olan patronu arasındaki tuhaf aşk hikâyesi, Maggie Gyllenhaal ve rol arkadaşı James Spader'ın yokluğunda hak ettiği ilginçlikte perdeye gelemeyebilirdi. Stranger Than Fiction/Lütfen Beni Öldürme'de ise (Marc Forster) oyuncu, hikâyedeki konumu bakımından daha alışıldık bir esas kadını canlandırıyor. Filmin kahramanı Harold Crick'i önce afallatan, sonra da kendine âşık eden Ana rolünde. Ama hikâyenin sıradışılığı (Roman karakteri olduğunu anlayan Harold, romanın sonunda ölmemek için yazarıyla mücadele ediyor) bir yana Ana'nın ağzı bozuk, taviz vermez, aktivist bir nebatobur olması, Maggie'nin bildiğimiz ve ona çok yakıştırdığımız ayrıksılığıyla bir kere daha perdede arz-ı endam etmesine yarıyor.
Ve Sherrybaby...
Tabii son olarak da Sherrybaby var. Türkiye prömiyerini !f İstanbul'da yapan film, önce iki hafta boyunca İstanbul Modern'de gösterilecek, sonra diğer sinemalarda da vizyona girecek. Gyllenhaal'a Altın Küre adaylığı getiren, Karlovy Vary, Sundance gibi festivallerde de ya adaylıklarıyla ya da ödülleriyle yer eden Sherrybaby, oyuncuya tam kariyer taçlandırıcı türünden bir rol armağan ediyor. Sherrybaby'ye ismini veren Sherry, tüm filmin üzerine kurulduğu karakterlerden. Uyuşturucu bulmak için işlediği suçlardan hapse giren, şartlı tahliyeyle salındıktan sonra da küçük kızı Alexis'e bakabilmek için 'temiz' kalmak zorundaki bir toplumdışı. Yokluğunda kızına bakan ağabeyi ve karısı, uyuşturucu alışkanlığının müsebbibi babası, ona istenmediğini hissettirmemek konusunda hassas davranmıyorlar. Dolayısıyla tüm film, Sherry'nin kızına bakabilecek durumda olduğunu kardeşi ve karısına, 'temiz' olduğunu şartlı tahliye memuruna ispat etme çabalarına odaklı.
Ama olaylar, Sherry'nin çabalarının her seferinde duvara çarpmasıyla sonuçlanıyor. Eninde sonunda film de meramını anlatmak için belini Maggie Gyllenhaal'un performansına dayıyor. Zira burkucu hikâyenin gidişatı Gyllenhaal'un performansından takip ediliyor. Sherry'nin kızına ulaşmak için verdiği sonuçsuz çabanın yoruculuğu, Maggie Gyllenhaal'un mimiklerinden okunuyor. Gyllenhaal, karakterinin 16 yaşından itibaren bir eroin bağımlısı olmasına yol açan travmatik geçmişini de performansına yediriyor. Filmin sadeci tavrıyla Maggie Gyllenhaal'un bile bile yıldız 'parıltısından' sıyırdığı görünümü arasında tam bir uyum var.
Belki de bu görünüm yüzünden Sherrybaby, ilk bakışta Amerikan bağımsızlarınca tekrarlana tekrarlana artık formül haline gelen bir stratejiyi izliyor gibi durabilir. Banliyöleri veya düşük gelirli ortamları mesken tutan uyumsuz karakterler, country'ye çalan bir fon müziği, aktörlere odaklı sade çekimler... Ama Maggie Gyllenhaal, performansıyla bu tarzdan hâlâ içe işleyecek filmler üretebileceğini gözler önüne seriyor. Daha önce Nuyorican Dream adlı bir belgesel çeken yönetmen Laurie Collyer, ilk kurgu filmi Sherrybaby'yle bağımsızların uzun süredir eksikliğini çektiği dokunaklılığı ve depresifliği sağlayabilmesini, başrol oyuncusuna dikkat kesilmesine borçlu. Ne var ki Sherrybaby örneğinde kimin kime borçlu olduğunu belirlemek biraz zor.
Sekreter'le perdedeki etkisini gösterdikten sonra World Trade Center/Dünya Ticaret Merkezi (Oliver Stone), Mona Lisa Smile/Mona Lisa Gülüşü (Mike Newell) gibi büyük yapımlarda da oynayan Gyllenhaal, Sherrybaby'nin senaryosunu okuduktan sonra henüz ilk kurgusal filmini çekecek yönetmenle çalışmaktan imtina etmemiş. İnternette bulunabilecek söyleşilerde yönetmen Collyer'in ise en çok rastlanacak lafı, bu projeyi nasıl özel bir yere koyduğu. Yine internetteki röportajlarında iki kadın da, artık aralarında husumet olmasa bile çekimler sırasında Sherry'ye takındıkları korumacı tutum yüzünden nasıl ara ara tartıştıklarını anlatmaktan çekinmiyorlar. Filmin Sherry'ye takındığı tavır, onu yaratan iki kadının korumacılığının takipçisi. Sherry yaşadığı zorluklara karşın gözyaşı dökülecek bir acı abidesi değil, kanlı canlı bir karakter.
Sherrybaby, kuşkusuz ismi neslinin en iyi oyuncuları arasında anılan Maggie Gyllenhaal'un başarılarını katmerlendirmesi için iyi bir fırsat. Ama çarpıcı filmde, Sherry'nin mücadelesi verilirken duygusal klişelere kanaat edilmemesi, asıl niyetin onun hikâyesinin anlatılması olduğunu gösteriyor. Gyllenhaal'la Collyer'in tartışmaları da bu uğurda olsa gerek.