Cin çarpmış Tartuffe

Molière'in Tartuffe'ünün kukla takviyeli Tiyatrotem versiyonu Tartüf Bey sahnede. Oyunda kullanılan kukla, basit bir takviyeden fazlası. Tiyatrotem, geleneği doğrultusunda yine oyunlarının altmetinlerini deşiyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Molière'in Tartuffe'ünün kukla takviyeli Tiyatrotem versiyonu Tartüf Bey sahnede. Oyunda kullanılan kukla, basit bir takviyeden fazlası. Tiyatrotem, geleneği doğrultusunda yine oyunlarının altmetinlerini deşiyor. Grubun kadrolu kuklası "Usta" daha önce III. Riçırd Faciası'nda Shakespeare'in III. Richard'ı olarak seyirci karşısına çıkmıştı. Şimdi de ikinci kez bir klasik oyunda, Molière'in Tartuffe'ünde Orgon karakterinde oynatılıyor. Tartuffe'ün Tartüf Bey'e dönüşüm sürecini, çevirisi, uyarlaması dahil oyunun her aşamasına dahil olan ekiple Şehsuvar Aktaş, Ayşe Selen ve Çetin Sarıkartal'la konuştuk. Şehsuvar Aktaş'la Ayşe Selen'in oyuncu kadrosunda da olması sayesinde oyunu her yönüyle konuşabilmemiz ise bizim şansımız.
Metinde yapılan tek değişiklik kukla kullanımı değil. Tartuffe'ün hikâyesi yani sofu gibi görünen ikiyüzlü karakterin, varlıklı Orgon'u avucunun içine alıp onun ailesini kontrol etmeye başlaması, sahnede beş cinsiyetsiz cin tarafından (Ayşe Selen, Şehsuvar Aktaş, Nergis Öztürk, Serpil Göral, Eren Balkan) aktarılıyor. Yani oyun içinde oyun... Gruptaki tek erkek oyuncu Şehsuvar Aktaş, cinlerden erkek çarpmış olanını canlandırıyor. Aktrisler tarafından canlandırılan diğer cinler, kadın erkek fark etmeden oyundaki birkaç karaktere birden bürünüyor. Böylece, oyundaki karakterlerin cinsiyetlerine 'uygun' davranma çabaları da iyice açığa çıkıyor. Zaten Çetin Sarıkartal da ataerkillikle iktidar arasındaki ilişkiyi incelemek istediklerini söylüyor. "Bu konu merkeze alınmadan da bu oyun yapılmıştır, yapılabilir de her zaman. Ne bileyim yobazlık, sofuluk ve dinle burjuvazi arasındaki ilişkiye ağırlık veren yorumlar da yapılmıştır. Ama biz özellikle kadın erkek meselesi ve ataerkillikle olan ilişkiyi almak istedik. Görünürdeki iktidar arkasındaki iktidarsızlık korkusunu, Orgon'u bir kuklayla beraber çalıştığımızda daha güzel verebileceğimizi düşündük".
Tartuffe'ü yorumlarken yobazlık ve sofuluk gibi temaların önplana çıkarılması akla ister istemez daha önceki uyarlamaları getiriyor. Malum Tartüf Bey'in girişinde de bahsedildiği üzere Tartuffe daha önce de Ahmet Vefik Paşa ve Ziya Paşa tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştı. Önyargılarımız, 19. yüzyıl aydınlarının elinden çıkma uyarlamaların yobazlık meselesine daha çok temas edeceği yönünde ama Tiyatrotemciler tersi malumat veriyor. Kanıtları da Ziya Paşa'nın çevirisinin ismi; Riyanın Encamı. Grup bu metne ulaşamamış ama Şehsuvar Aktaş, çevirmenin başlığa riya kavramını koymuş olmasının önemine işaret ediyor. Çetin Sarıkartal da bunu çevirinin basit bir yobazlık eleştirisi olmadığına kanıt gösteriyor: "Durumu ve koşulları merak ettiğini, riya denen ortak kavramı, her devirde, her koşulda ortaya çıkan bir davranış biçimini irdelediğini düşündürüyor". Ayşe Selen'in aktardığına göre aynısı Ahmet Vefik Paşa çevirisi için de geçerli.
Erkekler yardırıyor
Riya kavramının, oyunun 21. yüzyıl yorumunda toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden incelenmesi, bir rastlantı olmasa gerek. Çetin Sarıkartal, toplumsal cinsiyet meselesi için "Biz sizin söylediğiniz netlikte ikiyüzlülük olarak düşünmedik" diyor. "Ama kadınla erkeğin biraraya geldiği ve bunun dillendirilmek zorunda kaldığı sahneleri çalışırken sizin ikiyüzlülük diye tarif ettiğiniz şeylerin değişik halleriyle karşılaştık. Bunun fazlaca belirdiğini görünce o izlek üzerinden bir dramaturjinin üzerine oyunu oturtup orada bitirelim diye bir karar aldık". Bağlantı kurma heveslisi izleyici için, konuyla ilgili sürpriz bir nokta, orijinal metindeki örtünme ile ilgili kısmın da Tiyatrotem tarafından sahneye taşınması. Tiyatrotem'in sofuluk meselesine öncelik vermediği malum. Ama toplumsal cinsiyet ve iktidar ilişkisini irdeleyen bir yorumda bu bölümün de yer alması ilginç bir tesadüf.
Cinsiyetsiz cinlerin aktrisler, erkek çarpmış cinin ise bir aktör tarafından canlandırılması ise tesadüften fazlası. Oyun içinde Tartuffe'ün, erkek çarpmış cine oynatılması da... Çetin Sarıkartal durumu "çivi çiviyi söker" lafıyla özetliyor. Tartuffe'ü bu cine "erkekliğinin işe yaramadığı yere kadar onu sürükleyebilmek adına" oynattıklarını söylüyor. "Böylelikle erkeklik üzerinden bir yere varamayacağını idrak etmesi mümkün olabilir. Yani diğer kadın oyuncuların erkek oynayışıyla erkek çarpmış cinin erkeği oynayışı arasında bir fark var. Tabiri caizse biraz yardırıyor".
Erkek çarpmış olsun, cinsiyet meselesine hiç bulaşmamış olsun bir cini canlandırmak, oyuncular için ayrı serüven. Zira Şehsuvar Aktaş'ın aktardığına göre ellerinde ne sosyal ne de psikolojik bir dayanak noktası var. Ama sonrasında bir ödül var. "Oradan birçok role, birçok oyuna rahatlıkla girip çıkabileceğinizi gördüğünüz zaman eğlencesi katmerleniyor". Çetin Sarıkartal'a göre "her oyuncudan bir cin çıkar" ama her oyuncu buna hazırlıklı mı, orası biraz şaibeli. "Bizim yaşadığımız uzun prova süreci ortaya koydu ki, o cinle karşılaşmaya herkes hazır olamayabiliyor. Çünkü belki de o sizin dediğiniz gibi insanın toplumsal cinsiyetten, iktidardan vs. farkında olmadan etkilendiği iç söylemleriyle hesaplaşmasını gerektirebiliyor. Bir kadın oyuncu erkek de oynar, kadın da oynar. Ama bir kadın oyuncu önce bir cin yaratıp o cinden kadın ve erkek oynadığında başka bir şey oluyor. Ve bu, insanın o sizin ikiyüzlülük dediğiniz şeyle çok net karşılaşmasını sağlayabilir". Ayşe Selen ve Şehsuvar Aktaş'ın aktardığına göre Tartüf Bey'in cinleri, sahnede etkileşim sonucu oluşturulmuş, Tiyatrotem'in 'araştırmacı tiyatro' prensibinin ürünleri.
Tiyatrotem, Oyun Atölyesi'nin yoğun desteğiyle gerçekleştirdiği Tartüf Bey sonrası, araştırmalarına devam edecek. Sırada Berlin'den Theater an der Parkaue ve Viyana'dan Duschungel'le beraber gerçekleştirilecek 3. Kış Akademisi kapsamında yine Oyun Atölyesi'yle beraber kotardıkları Diyelim ki naklediyoruz var.
Tel: 0212-261 69 95
Tartüf Bey 12, 19, 26 Aralık 20.30'da Oyun Atölyesi'nde.