Çocuk istismarına toplumsal tolerans

15 yaşındaki kızınızın kendi yaşında bir erkek arkadaşıyla cinselliği keşfe çıktığını duyarsanız ne düşünürsünüz? Pekiyi ya, 30'larında orta yaşın eşiğinde bir delikanlı 15 yaşındaki kızınıza aşık olduğunu ve evlenmek istediğini söyleyerek gelirse? Hukuk şöyle düşünüyor.
Haber: SEDA AKÇO / Arşivi

15 yaşındaki kızınızın kendi yaşında bir erkek arkadaşıyla cinselliği keşfe çıktığını duyarsanız ne düşünürsünüz? Pekiyi ya, 30'larında orta yaşın eşiğinde bir delikanlı 15 yaşındaki kızınıza aşık olduğunu ve evlenmek istediğini söyleyerek gelirse? Hukuk şöyle düşünüyor. Eğer kızınız henüz 15 yaşını doldurmamış ise erkek arkadaşı "çocukların cinsel istismarı" suçunu işlemiş olacaktır. Ama siz bu ilişkiyi onaylıyor iseniz, kızınızı isterseniz 30 yaşındaki bir erkekle evlendirebilirsiniz. Okula gidiyorsa okuldan alıp, hatta çoğu kez nasıl olsa evlendirilecek diyerek okula hiç göndermeyip, kendi ayakları üzerinde durabilecek olgunluk düzeyine erişmesini beklemeyip, ergenlikle birlikte doğrudan koca evine gönderebilirsiniz.
Çocuk hakları ve kadın hakları savunucuları, çocukların korunması ile ilgili görevlerdeki kişiler de dahil olmak üzere, yukarıdaki soruları pek çok kişiye sordum. Bazıları kendi kızı için hiçbirini istemiyordu ama çocukların küçük yaşta evlendirilmelerini kaçınılmaz bir toplumsal gerçek olarak kabul ediyordu. Bazıları ise ya kendisi küçük yaşta evlendirilmişti veya yakınları arasında küçük yaşta çocuklarla evlenenler vardı. Çocukların kendi istekleriyle cinsel ilişkiye girmeyi denemeleri ise sadece Batı toplumlarına özgü bir yozlaşma olarak değerlendiriliyor.
Konuştuğumuz konu şu: Çocuğun kendi bedeni ile ilgili tasarrufta bulunması yasaklanmış bir konuda, anne babasının kararı ile, bir başkasının kullanımına sunulması; erken yaşta evlendirilme. Bu çocuk istismarıdır. Eğer her iki taraf çocuksa, ikisi de istismar ediliyor. Eğer taraflardan biri çocuk diğeri yetişkin ise yetişkin olan taraf da, bu evliliğe onay veren de çocuğu istismar ediyor.
Kanuni izin
Tam bu noktada bizim fark etmemiz gereken önemli bir konu var. Evlendirme ile bu durum hukuken çocuk istismarı olmaktan çıkartılıyor ve buna Türk Medeni Kanunu izin veriyor. Bu kadarla da kalmayıp sadece anne baba değil, bu işlemin hakim onayına tabi olduğu durumlarda hakimler de bu işlemlere hemen her seferinde onay veriyor. Bunu fark etmemiz gerekiyor çünkü bütün bunların gerisinde, bizlerin, çocukların erken yaşta evlendirilmesini toplumsal yapımıza özgü bir durum olarak kabul ediyor olmamız yatıyor.
Çocukların kendiliklerinden cinsel ilişkiye girmeleri, üzerinde konuşulamayacak bir tabu iken, anne baba kararı ile kendilerinden çok büyük kimselerle evlendirilmeleri çok da üzerinde konuşulmaya değmeyecek bir durum olarak görülüyor. Konuşulsa bile, üzerinde durulan sadece cahil anne baba tutumları oluyor.
Sizce burada bir terslik yok mu? İki tane 15 yaşında çocuğun ikisinin de ortak isteği ile cinsellikle ilgili bir deneyim yaşamaları halinde başlarına gelmeyen kalmıyor.
Bu çocuklardan erkek olanı bu olay ortaya çıktığı anda tutuklanıyor, aylarca tutuklu yargılanıyor ve hapis cezası alıyor. Kız olanı ise dışlanmadan öldürülmeye kadar hangisi daha ağır, tanımlayamayacağınız bir dizi tehdit ile karşı karşıya kalıyor, bu kız çocukları sığınabilecekleri hiçbir yer bulamıyorlar ve bu hizmetlerin yapılandırılmamasında ısrar ediliyor. Ama 16 yaşında bir kız çocuğu babasının kararı ve hakimin onayı ile 30 yaşında bir adamla evlendirilirse, toplumca saygı gösterilmesi gereken bir izdivaç ortaya çıkıyor. Tekrar sormak istiyorum: Sizce burada bir terslik yok mu?
Türk Ceza Kanunu'nda çocuk istismarı diye bir madde önerirken bizim buradaki derdimiz, küçük yaştakiler için "medeni nikahsız evlilikleri" önlemek miydi? BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin çocukları cinsel istismardan koruyun derken, arzu ettiği şey "gayri meşru" ilişkilerden korunmasını sağlamak mı? Çocuk Hakları Komitesi Türkiye hakkındaki Sonuç Gözlemleri'nde erken yaşta evliliklerin yaygınlığına ve Medeni Kanun'un buna olanak tanıyan düzenlemelerinin çocuk haklarına aykırılığına dikkat çekerken korumaya çalıştığı yarar, ailenin namusu mu?
Çocukların küçük yaşta cinsel ilişkiye girmeleri arzu edilir bir şey değilse, bu onların gelişimlerinin zarar görmesini engellemek içindir. Küçük yaşta evlendirilme ise sadece küçük yaşta cinsel ilişki riskini içermiyor, aynı zamanda eğitim, oyun başta olmak üzere gelişme haklarını ihlal ediyor. Çocuklar cinsel kimlik edinirken bazı cinsellik deneyimleri yaşayacaklar elbette, ama bu sadece yaşıtlar arasında olduğunda gelişimin bir parçası olarak görülebilir. O zaman bile etraftaki yetişkinlerden beklenen, çocuğun doğru yönlendirilmesidir. Bu nedenle de, Türk Ceza Kanunu hazırlanırken, birbirine yakın yaşlardaki çocuklar arasında rıza ile gerçekleşen cinsel ilişki suç olmasın ama yetişkinlerin çocuklarla girecekleri her türlü cinsel ilişki suç olarak düzenlensin, diye önermiştik. Kabul edilmedi. Her iki tarafın da çocuk olduğuna bakılmaksızın ve sanıkla mağdurun birbirinden nasıl ayrılacağını açıklama gereği duymaksızın düzenleme yapıldı. Öte yandan aynı yaştaki çocukların evlendirilmesine ve münhasıran da kız çocuklarının kendilerinden yaşlı kişilerle evlendirilmesine olanak tanıyan Medeni Kanun düzenlemesi korundu. Eskiden 17 yaşındaki erkek 15 yaşındaki kız çocukları anne baba rızası ile, 15 yaşındaki erkek 14 yaşındaki kız çocuklar ise hakim kararı ile evlendirilebilirken; 2002 yılında yapılan değişiklik sonrasında 17 yaşında anne baba rızası, 16 yaşında ise hakim kararı ile evlendirilebiliyorlar.
Suç herkeste
"Burada bir terslik var" dediğimde karşıma çıkan en önemli itirazlardan biri, resmi olmayan nikahla çok daha küçük yaştakilerin zaten evlendirilmekte olduğudur. Pekiyi ama bu neyi değiştiriyor? Böylece hiç yoksa resmi nikah kıyılmakta olması bizi neden ve nasıl teselli ediyor? İşte bu nedenle diyorum ki, 30-35 yaşında meslek sahibi bir erkeğin çocuk yaştaki bir kızla evlendirilmesi karşısındaki tutumumuz, çocuk istismarına karşı toplumsal bir toleransa sahip olduğumuzu ortaya koyuyor. Bunu fark ettiğimde anladım ki, sorun sadece evlilik kararını veren annede babada değil, hepimizde. Çocukların cinsel gelişimleri, onların bedenleri üzerinde yetişkinlerin hak sahibi olmaları gibi konularda yanlış bilgilere ve tabii çok tehlikeli bir tutuma sahibiz. Çünkü çocukların erken yaşta anne baba ya da hakim kararı ile evlendirilmeleri ve özellikle de kendilerinden çok büyük yaştaki kişilerle evlendirilmelerinin normal görülmesi, normal değildir. İntihar etmek zorunda kalan, töre cinayetlerine kurban giden ya da şu anda ülkenin herhangi bir yerinde oyun oynamadan, okula gidemeden bir evin ve bir başka çocuğun sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan çocukların yaşadıkları dramın kaynağı bu tehlikeli tutumun ta kendisidir, yani biziz.
Ne yapmak gerekir? Bu sorunun cevabını birlikte arayalım ve bulmak üzere bir kampanya başlatalım. Çocukların erken yaşta evlendirilmelerinin zararlarının herkese anlatılması, erken yaşta evlendirilme durumlarına, bu kişiler kim olurlarsa olsun, tolerans gösterilmemesi ve bu durumların normalleştirilmesine karşı durulması da dahil olmak üzere, kısaca bu konudaki toplumsal toleransı çocuk istismarına "0" tolerans haline dönüştürecek ne gerekiyorsa onlar yapılmalı. Bunun bir göstergesi olarak da Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu değiştirilmeli.
Bu konuda gösterdiğimiz toleransın bedeli çok ağır ve bu bedeli çok küçük bedenler ödüyor. Bundan sonra okula gönderilmeyen, erken yaşta evlenmeye zorlanılan ve baskıdan bunalan veya öldürülen bir kız çocuğunun hikâyesini duyduğunuzda bir düşünün, bu acı sonda 13-15 yaşlarında bir kız çocuğunun yetişkin erkekler tarafından "eş" olarak görülmesini "normal" kabul etmemizin payı ne kadar?

SEDA AKÇO: Avukat, çocuk hakları savunucusu