Çocuklar ve yapraklar

Halil Ergün, Güven Hokna gibi deneyimli oyuncular ve Reşat Nuri gibi ünlü bir yazar Yaprak Dökümü'ne gürültüsüz bir başlangıç yaptırdı. Ne var ki bir yıl dolmadan, üst orta sınıfın fenomen dizisi Avrupa Yakası'nı yerinden etti...
Haber: AB grubunun A'sI / Arşivi

Ağır ağır en tepede
Halil Ergün, Güven Hokna gibi deneyimli oyuncular ve Reşat Nuri gibi ünlü bir yazar Yaprak Dökümü'ne gürültüsüz bir başlangıç yaptırdı. Ne var ki bir yıl dolmadan, üst orta sınıfın fenomen dizisi Avrupa Yakası'nı yerinden etti ve şu anda televizyonların futbola bile kolay boyun eğmeyen dizisi haline geldi. Tabii bundan "halkımız kendi edebiyatının ürünlerine bigane kalmıyor" sonucunu çıkarmayı çok isterdik ama kazın ayağı, galiba öyle değil. Reşat Nuri'nin kahramanları hâlâ kendi adlarıyla anılıyorlar ama yan hikâyelerin romanla bağlantısı neredeyse sıfırlandı. Birkaç sayfa bile yok diye hatırladığımız fettan gelin Ferhunde dizide artık başrolde. Bu roldeki Deniz Çakır, Fikret'i oynayan Bennu Yıldırımlar'la birlikte dizinin en büyük artıları. Fakat yine de dizinin reyting başarısının sırrı, Türkiye'nin siyasal iklimine çok uygun bir biçimde, muhafazakârlığında yatıyor.
Sonuç: Yine de yönetim ve oyuncularıyla, televizyonun en başarılı üç-dört yerli dizisinden biri.
Ya çocuklar olmasaydı
Bizim televizyoncuların aklına dramatik unsur deyince hemen çocuklar geliyor. Ekran, Yeşilçam'ın en gözde trüklerinden olan, babasını tanımayan bahtsız çocuklardan geçilmiyor. Üstelik Türkiye'nin en iddialı dizileri olan Bıçak Sırtı, Hatırla Sevgili, Annem, bizim aklımıza ilk gelenler. (Star'ın yeni dizisi Leylan'da da farklı bir çocuk hikâyesi var. Karslı Leylan (Sinem Öztufan), ailesinin okumasını engellediği kızı Yonca'yı (Ece Naz Kızıltan), İstanbul'a kaçırır ve her türlü zorluğa katlanarak onu okutmaya çalışır.) Ama Yeşilçam'dan temel bir farkları olduğunu da kabul edelim. Yeşilçam'da daha çok haksızca evden kovulan anne (Hülya Koçyiğit en akılda kalanı) bir şekilde çocuğuyla ilişki kurar ve sonuç mutlu biterdi. Şimdi Hülya Koçyiğit'in yerini Nejat İşler aldı. Bir başka açıdan bakarsanız fena bir "gender twist"! değil ama insan başka dramatik gerilimler beklemiyor da değil. Yani iki yetişkin insanın çatışmalarından,
-cinsel, dinsel, moral- doğacak bir gerilim düşünülemez mi? Hani Anglosaksonlar der ya biraz "adult taste", denenemez mi?
Bir öneri
1 ve 2 Ekim tarihlerinde saat 23.00'te evdeyseniz BBC Prime'de "Two Pints of Lager&A Pack of Crisps" komedi dizisine bir gözatın.
Hepsi Britanya'nın kuzeyinden parasız beş gencin çok keyifli ve zaman zaman "müstehcenlik" sınırını aşmaktan çekinmeyen maceraları
her yaştan gence kahkaha artıracak. Parasız gençlik her yerde aynı. İngilizce altyazılı olması izlemeyi kolaylaştırıyor.
Biraz da siyaset
Yeşilçam dramalarının izinden giden diziler gibi, televizyonların en "predictible" siyasi yorum programı Mehmet Barlas ve Emre Kongar'ınki. Mehmet Barlas'ın her söylediğine "sizi şimdi kızdıracağım" diye başlayan cümlelerle konuşmaya giren Emre Kongar, istisnalar dışında, neredeyse Barlas'a katılan cümleler söylüyor. Tamam gazetecilikte "conflict" önemli bir haber değeri unsurudur ama bu danışıklı "çatışma" (herkes kendi rolünü oynasın) bir süre o programın izlenmemesi yolunu açabilir. "Yorum Farkı"nda galiba açtı bile.
Bir diğer kestirilebilir haber programı Haber 24'ün "Ortak Aklı". Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Oral Çalışlar (sol kontenjan), Beril Dedeoğlu (bilim ve kadın kontenjanı) cuma geceleri haftayı değerlendiriyorlar. Oral Çalışlar'a rağmen bu programın temel meselesi AKP iktidarına entelektüel destek sağlamak gibi görünüyor. 21 Eylül Cuma akşamı laikleri ve cumhuriyetçileri "türbandan başka bir şeye odaklanmayarak hata ediyorlar" mealinde bir suçmalayla başlayan programın kendisi de türbana kilitlendi kaldı. Bir kere daha ortaya çıktı ki, ne olursa olsun, siyasal iktidarı savunuyor pozisyonda olmak aydınlara iyi gelmiyor (ya da en azından onları dizilere rağmen izleyen A ve A plus'a iyi gelmiyor).