Çocuktan gelin olmaz!

Çocuktan gelin olmaz!
Çocuktan gelin olmaz!
Şimdi 32'sindeki Saadet: "Kardeşimin bir gece önce evlendiği adam 'kız değilmiş bu' diye geri getirmiş. Babam en küçük kardeşimi teklif etti. Ben evlenirim diye öne atıldım. Ne yapsaydım? Kardeşim 11 yaşındaydı daha, ben ise 14'üme girmiştim"
Haber: AYŞE ADANALI / Arşivi

“13 yaşındaydım” diyor şu anda 29’unda genç bir kadın olan Nezihe. “Okula gidip gelirken beni takip etmiş. Bir gün çıkışta arabasına zorla bindirip kaçırdı. Daha önce hiç görmediğim biri. Akşamına ailemle anlaşmışlar. İmam nikahı kılındı kendimi evinde buldum.”
Hangi coğrafyada yaşanırsa yaşansın, gelenekle meşrulaştırılmış olsa da çocukların evlendirilmesi yasal ve kabul edilebilir değildir. Ağır bir hak ihlalidir. “İşten eve döndüm. Kız kardeşimin bir gece önce evlendiği adam ‘kız değilmiş bu’ deyip eve geri getirmiş onu. Çok öfkeliydi. Namusuna laf gelecek diye ödü kopan babam en küçük kardeşimi teklif etti. Ben evlenirim diye öne atıldım. Ne yapsaydım? Kardeşim 11 yaşında bir çocuktu daha, ben ise 14’üme girmiştim.” Van’da tanıştığımız Saadet, ömrü boyunca nefret edeceği bir adamın karısı olmaya razı edilmiş. Aslında, sosyal baskı rıza olarak vücud bulmuş. 19 yıl sonra bugün , bana yaşadıklarını anlatırken gözlerinde gördüğüm ise sadece öfke ve umutsuzluk. 29’undaki Nezihe de, 32’sindeki Saadet de artık “kocaları”yla yaşamıyorlar ama boşanmamışlar da. Zorla evlilik; baskı, tehdit, kaçırma, zorlama, yıldırma, kandırma, özendirme, teşvik vb. sonucunda gerçekleşir. Yasalar var okuyoruz; yasaklayan, cezalandıran, kitapta var olan. İnsanlar var görüyoruz bu yasaların bir türlü dokunamadığı… Yasal evlenme yaşının altındaki çocukları evlendirmek mevzuatımıza göre suç. Savcılık anne-baba ve evlenen çocuklar hakkında Ceza Yasası’nın 103. Maddesi’nde yer alan cinsel istismar suçu nedeniyle soruşturma açar. Ama...
Nezihe’yle Muş’ta tanışıyoruz. Tüm sohbet boyunca yedi kez “Babam için” diyor. “Beni kaçıran adam ve ailesi rıza ile kaçtığımı söylemezsem babamı öldürmekle tehdit etti. Yapardı da. Akşam babam sordu. Ne diyecektim, ben kaçtım dedim. Babam için. Ama beni bu kadar çabuk bırakmamalıydılar. Olmaz demeliydiler, izin vermemeliydiler. Çocuktum ben, onların çocuğu.”
Aralarında yasal evlilik bağı olmadan dini tören yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Resmi nikah belgesini görmeden dini törenle çifti evlendiren kimse hakkında da iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.

"Daha kendim çocuktum"


“Evine gittiğimde bir kadın daha vardı. Karısıymış; imam nikahlı. Bir de çocukları vardı neredeyse benimle yaşıt. O odasında oyun oynarken gizli gizli izler, çok imrenirdim.” Nezihe onu kaçıran adamın evine önce imam nikahlısı olarak gitmiş, evdeki diğer kadın gibi. Nikahı kıyan imam ne yaşını sormuş ne de yasal nikaha dair bir belge. İmamlar başka olabilir ama Saadet için de durum pek farklı olmamış. Ailelerin namusu kurtarılmış, etrafta laf edecek ağızlar bu imamlar sayesinde kapatılmış.
Erken evlilik, erken hamilelik demektir. Bedenleri henüz yeteri kadar gelişmemiş veya duygusal olarak anneliğe hazır olmayan bireylerin çocuk yapması, ömür boyu sürecek rahatsızlıklara neden olabiliyor. Dünya sağlık örgütü 19 yaşından önce anne olan kadınların bebeklerini kaybetme riskinin, ileri yaşta hamile kalan kadınlara göre 4 kat fazla olduğunu bildiriyor.
“Sevmeyi, sevgimi göstermeyi, anne olmayı ancak dördüncüde öğrenebildim. Aslında ölen çocuğumu da sayarsak beşincide.” Saadet bugün sadece çocukları için yaşıyor. Ancak yaşadıklarının yarattığı travmaları onlara yansıtmamak için tüm yaşam enerjisini harcadığı fazlasıyla aşikâr.
Baskı ile alınan erken evlilik kararı, çocuğun rızası varmış gibi görünse de, onu şiddete maruz bırakmak ve ömür boyunca şiddete açık bir yaşama göndermektir. “Babam için. Babamı öldürmesinler diye gittim ben o eve. Gittiğim gibi de şiddet görmeye başladım. O adam, ailesi, herkes bana bir şeyler için kızıyordu. Yaptığım yanlışlar her ne ise hepsi için dayak yiyordum.” Nezihe mücadele edecek gücü bulana kadar dayak yemeye devam etmiş. Evdeki şiddet sadece onu değil, çocuklarının da ruhuna işlemiş. Babaları ne zaman bağırmaya, annelerine saldırmaya başlasa bir dolabın içine saklanır orada öylece çömelerek beklermiş.
Medeni yasaya göre “evlenmek kişiyi ergin kılar” ancak Çocuk Koruma Yasası’nın çocuk tanımı şöyledir: “Daha önce reşit olma durumu dahil olmak üzere 18 yaşın altındaki her birey çocuktur. Çocuklar BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de yer alan tüm haklardan da faydalanmaya devam ederler.”

Çocuk hakları varmış!

Bazı şeylerin varlığı bir kişi tarafından bilinmediği sürece var sayılamıyor. En azından Saadet için öyle. “Çocuk hakları varmış. Ben çocuk olduğumu biliyor muydum ki hakkım olduğunu bileceğim. İnsan olduğunu ne zaman hissettin diye sorsana. Şimdi şimdi öğreniyorum. Çünkü benim de bir kızım var ve onun başına aynı şeylerin gelmesine asla izin vermeyeceğim.”
Çocuk evliliklerinde yaşın küçük olmasından dolayı yasal zemin bulunmadığından, boşanma hakkı da geçerli değil. “Ben çok istedim boşanmak. Önceleri zaten kim boşayacak, neye göre boşayacak. Zaten ben boşanacağım desen yanında kim olur? Şimdi ne etraf takarım ne yanımda birini ararım ama bu kez de çocukların velayeti ile ilgili sorunlardan dolayı boşanamıyorum.”
Nezihe iki, Saadet ise dört çocuklu anne. Bu iki güçlü kadın da okul eğitimi almamış. Sahip oldukları bilinci adım adım kendileri kazanmışlar. Buna mecbur hissetmelerinin tek sebebi ise kız çocuğu annesi olmaları. Kararlılar, zamanında uğruna kurban edildikleri her ne ise kızlarından uzak tutacaklar. Bunun için en önemli olanın onları okula göndermek olduğunu biliyorlar.

Gel de buna gelenek de!

Nezihe ve Saadet mücadelelerinde fazlasıyla haklı. Zira erken evlilikleri önlemede kız çocukların eğitimi en önemli konulardan biri. 18 yaşına kadar süren, okula devam ederken evlenmeye izin vermeyen “zorunlu ve kesintisiz” eğitim erken evlilik sorununu kökten çözmeye büyük katkı sağlayacaktır. Dünyada zorunlu eğitimle çocuk evliliklerini önleyebilen ülkeler var. Çocuk yaşta evliliklerin “geleneğin bir parçası” olduğu Tayvan, Tayland ve Güney Kore’de 18 yaşına kadar okula gitmenin zorunlu tutulması sonucu erken evlilik problemi önemli ölçüde çözüme kavuşturulmuş. Peki ya Türkiye ’deki mevcut eğitim sistemi ile çocuk evlilikleri engellenebilir mi? Hayır. Çünkü bu sistem 10. sınıftan sonra uzaktan eğitimi ve başarılı olunması halinde liseyi üç yılda bitirmeyi mümkün kılıyor. Yani mezuniyet yaşı 16’ya kadar düşüyor. Hatta lisede okurken aynı anda evlenmeye izin veriyor. Bu sistem açıkça çocuk evliliklerinin yolunu kapatmada yetersiz.
Muş’un Karaköprü Köyü Ortaokulu’na giden bir kız öğrenci, durumu keskin bilinciyle şöyle özetiyor: “Okula gelmezsek, yani evde kalırsak aklımız yetmediğinden bize istediklerini yaptırırlar. Okursak hayır diyebiliriz.”
Durum net. Çocuk yaşta evlendirmek şiddettir, çocukların temel insan haklarının ihlalidir. Çocuk yaşta evlendirmek çocuklara yönelik ticari cinsel sömürünün bir biçimidir. Çocuk yaşta evlendirmek tecavüzü yasallaştırmak, şiddet, ihmal ve istismarı meşrulaştırmaktır. Ve pedofiliyi kurumsallaştırmaktır. Gel de buna “gelenek” de!