Çoktandır anladık bizim gözümüz dışarda

Çoktandır anladık bizim gözümüz dışarda
Çoktandır anladık bizim gözümüz dışarda

Karen Souza.

Geçmiş zamana sığınma ihtiyacımız diz boyu. Gidermek için 'Our Golden Songs 3' ve '50 Golden Songs' birebir
Haber: NAİM DİLMENER - naimdilmener@gmail.com / Arşivi

Yeşil Giresunlu, ‘Our Golden Songs’ serisini, birkaç yıl önce yayımlamaya başlamıştı. Dizinin ilk albümü, en azından açıp da içine bakana kadar bizi şaşırtmadı değil. “Bizim şarkılarımız”dan söz ediliyordu ama albümün hem dışı hem de içi yabancıydı. Yabancı şarkılarla dolu bir albümün nasıl “bizim” olabildiği kolay anlaşılamıyordu tabii. Dinledik ve “Evet ya” dedik, “bu şarkıların hepsini biliyoruz biz”. Biliyorduk, çünkü Türkçe versiyonları vardı.
60’ların başıyla birlikte pop müziğin ülke sınırlarından içeri girişi böyle başlamıştı çünkü; yabancı pop şarkılara Türkçe söz yazılarak, bu şarkıları orijinal düzenlemelerine sadık kalmak şartıyla çalarak ve hatta solistini taklit edip söyleyerek.
Çok normaldi bu da. Dışarda birilerinin öncülük ettiği ve bizim en ufak bir katkımızın olmadığı yeni bir müzikal tür vardı orta yerde. Bizim türkümüz ve şarkımız vardı, kulaklarımız da bu formlara alışkındı. Eh evet, bir parça kanto ve tango, bir parça da Erol Büyükburç’un İngilizce şarkılarıyla kulaklar farklı ve bizden olmayana hazırlıklı sayılırdı ama sonuçta bu iş bir yaratma, üretme işiydi ve işte biz, henüz buna hazır değildik. Kendi denemelerimizi, şarkılarımızı yazmamız zaman alacaktı ve beklemeden işe koyulmak istiyorsak da, hazır başkaları tarafından yaratılmış şarkılara Türkçe söz yazmak, kolay ve ideal gözüküyordu. 

Derken bir sabah erken
Biliyorsunuz, Fecri Ebcioğlu başlatıyor bu işi. Bob Azzam’ın ‘C’est Ecrit Dans Le Ciel’ini seçiyor bir başlangıç noktası olarak ve başlıyor hece hece Türkçe karşılık ya da denklik aramaya. Bulduğu da, güya bir masal oluyor: “Bak bir varmış bir yokmuş eski günlerde, tatlı bir kız yaşarmış Boğaziçi’nde…” Gerçi yıllar yıllar sonra Erol Büyükburç, “Aslında ben başlattım; Fascination adlı şarkıya Türkçe söz yazmıştım ve sahnelerde de söylüyordum” diyecekti ama sözünü ettiği bu şarkının kaydı yoktu ve (bu satırların yazarı gibi) Türkçe pop takıntılıları, normal olacağı üzere “söz”e değil “yazı”ya bakarlardı.
Yeşil Giresunlu’nun yapmak istediği ise şu: Yıllar yılı bize kaynaklık etmiş şarkıları dinlemek isteyenlere orijinal halleriyle ve topluca sunmak. ‘Our Golden…’in ilk iki albümünden sonra biraz boşluk girdi araya. (Toplamanın ilki 2007’de, ikincisi 2008’de yayımlanmıştı.) Gerçi bu boşluk, ‘Kırmızı 14 Şubat’ zamanları aynı türde ama başka isimli albümlerle (bizzat Giresunlu tarafından) doldurulmadı da değil ama serinin üçüncü albümü için bugünlere kadar beklememiz gerekti.
Yeni albümde yine birbirinden eşsiz 25 şarkı var. Başta Ajda Pekkan, Kamuran Akkor, Gönül Yazar, Ayla Algan, Nilüfer tarafından seslendirilmiş şarkıların Mina, Nada, Milva ve benzerlerinin sesinden orijinalleri yer alıyor. Bu şarkıların özellikle ikisi çok mühim. Milva’nın ‘Iptissam’ı, sanatçının kendi ülkesinde bile CD üzerinde kolay bulunmuyor. Bu eşsiz şarkıyı Gönül Yazar (Aşkın Çağı Yok) seslendirmişti. Diğeri ise bir başka bir İtalyan Nada’nın ‘Ma Che Freddo Fa’sı; 60’ların son Sanremo’sunda ortaya çıkmış bir genç kız, bu şarkısıyla Mina ve Milva ikilisine kafa tutmuştu İtalya’da. Kamuran Akkor’un (ve hatta Veronika, ama Türkçe olarak ‘Arkadaş Yok’) söylediği bu şarkının hakikisi Ferzan Özpetek’in filmi ‘Karşı Pencere’nin o emsalsiz pasta yapma sahnesinde de kullanılmış ve seyredenlere fazladan bir yaşam coşkusu zerk etmişti. 

Masal böyle sürmüş
Memleketin gelmiş geçmiş en emsalsiz prodüktörlerinden olan Yeşil Giresunlu’nun oğlu Hasan Ferit Giresunlu da, kendi firması artist’te bu ya da buna benzer albümler yayınlıyor. ‘50 Golden Songs’ ve ‘50 Deluxe Lounge’ albümleri (her birinde üçer disk var ve kapak ile ambalajları da çok şık), yukarıda sözünü ettiğimiz albümden (en azından “kıstas” olarak) biraz farklı. Bu albümler, Türkçe versiyonları yapılmış şarkılardan oluşmuyor.
‘50 Golden…’da böylesi de var tabii (mesela Özdemir Erdoğan ve Gölgen Bengü’nün ‘Keman Öğretmeni’ne kaynaklık eden Domenico Modugno şarkısı ‘Il Maestro Di Viouno’) ama bu albümlerin amacı bir parça bundan fazlası. Hem o yılların popüler yabancı şarkılarını arşivlerimiz zenginleşsin diye yan yana getirmek hem de o yıllarda, bu şarkılar eşliğinde irili ufaklı binlerce şey yaşamış kuşaklara, geçmiş zamanın ardına düşme imkanı vermek istenmiş.
‘50 Deluxe…’ ise biraz daha farklı. Albümün şifresi adındaki “lounge” sözcüğü. 60, 70 ve 80’lerin çok bilinen bazı şarkılarının, huzura ermemiz gayesiyle yapılmış yeni versiyonlarından oluşuyor. Gününe ya da istek durumuna göre erilebiliyor da. Karen Souza’nın Culture Club’ın listelerin altını üstüne getirmiş şarkısı ‘Do You Really Want to Hurt Me’yi getirip bıraktığı yer mesela, adlı adınca bir salıncak. Tefekküre de dalınabilir, sızıp kalınabilir de. Geçmiş zamana sığınma ihtiyacımız diz boyu; masallar sürüyor. Biz masal olana kadar da yolu var gibi.
Our Golden Songs 3/
Karma/ Balet
50 Golden Songs/ Karma/ artist
50 Deluxe Lounge/
Karma/ artist