Coppola'nın gençlik heyecanı

Francis Ford Coppola 10 yıl aradan sonra ilk yönettiği filmi, metafiziğe meyleden romantik mesel Youth Without Youth'u bu ay görücüye çıkarıyor. Bilinçle rüya, gerçekle hayal arasında yer yer kaygan sınırlarda dans eden anlatısıyla yılın en tuhaf ana akım filmi olması kuvvetle muhtemel.

Francis Ford Coppola 10 yıl aradan sonra ilk yönettiği filmi, metafiziğe meyleden romantik mesel Youth Without Youth'u bu ay görücüye çıkarıyor. Bilinçle rüya, gerçekle hayal arasında yer yer kaygan sınırlarda dans eden anlatısıyla yılın en tuhaf ana akım filmi olması kuvvetle muhtemel. Yönetmen, Romence kısa bir romandan uyarladığı filmi, çoğunluğu Romen oyunculardan kurulu bir kadroyla Romanya ve Bulgaristan'da İngilizce olarak çekti. Acılı hayatının son demlerini yaşarken yıldırım çarpınca tekrar 35 yaşına dönen 70 yaşındaki kahraman, yetenekli ama tam anlamıyla gişede banko olmayan İngiliz aktör Tim Roth tarafından canlandırılıyor. Onun karşısında ise Çöküş'te de Hitler'in sekreterini oynayan Romen aktris Alexandra Maria Lara var. Matt Damon bir sahnede Amerikan casusu olarak görülüyor. ABD'lilerin aşina olabileceği diğer tek oyuncu, 20 yıl önce Wim Wenders'in Wings of Desire/Arzunun Kanatları'nda meleği oynayan Bruno Ganz.
Film, heyecanı da titizliği de belli eden bir hızda ilerliyor. Sanki yoğun bir kontrol hissinin hakim olduğu ilk iki Baba'yı çeken Coppola'yla, deli dolu Apocalypse Now/Kıyamet'in son bölümünü rodeoda vahşi bir atın üzerindeki kovboymuş gibi kotaran Coppola biraraya gelmiş. Coppola, Youth Without Youth'un tam çekmek istediği film olduğunu söylüyor. Doğru söylüyor olmalı çünkü ticari bir hesabın zerresi görünmüyor. Diğer uğraşlarından kazanan (şarapçılık, puro, hazır yemek ve Orta Amerika'da üç tatil tesisi) Coppola, filmi tamamen kendisi finanse etti. Söylediğine göre Coppola, Youth Without Youth'u neredeyse gizli kapaklı çekmiş. "Filmi kendim finanse ediyor olmam, adamın birine gidip senaryomu okur musunuz deme gerekliliğini ortadan kaldırdı" diye anlatıyor. Tim Roth ise "Kendi filmini kendisinin finanse etmesi, sanırım onun için iyi oldu" diyor. "Eğer sinema yönetmen sanatıysa, Youth Without Youth bunun güzel bir örneğiydi".
Coppola da hayal kırıklığı yaşar
Coppola, 1972'de Baba'yla başlayan 10 yıllık altın çağının ardından, kendi stüdyosunu kurdu ve bu süreci, ona kariyerindeki en büyük ticari felaketi yaşatan deneysel müzikal One from the Heart'la ve 25 milyon dolarlık bir borçla kapattı. Zevk için The Outsiders/Sokaktakiler ve Rumble Fish/Siyam Balığı gibi birkaç proje daha gerçekleştirdi. Ama sonraki 15 yılın büyük bir kısmını 25 milyon dolarlık borcunu kapamak için Peggy Sue Got Married/Peggy Sue Evlendi, Drakula, John Grisham's The Rainmaker/Yağmurcu gibi, sanatsaldan ziyade ticari amaca yönelik filmlerde kiralık yönetmenlik yaparak geçirdi. Bu filmlerdeki zanaatkârlığın değeri de sonradan anlaşıldı. Zamanında herkes bu filmlerde Coppola'nın ne işi olduğunu merak ediyordu. Coppola ise bu konuda hem dürüst hem de bir parça savunmacı. "Filmlere iş olarak bakmak bir anlamda fahişelik. Ama başarılı olsun ya da olmasın hiçbir zaman içinde kendimden bir şey bulmadığım bir filmde yer almadım".
Coppola, Yağmurcu'yla Youth Without Youth arasında tam olarak tatil yapmış sayılmaz. Diğer işlerinin yanı sıra Kıyamet'le Sokaktakiler'in uzun versiyonlarını çıkardı, Baba IV üzerine çalıştı, amatör oyuncuların rol aldığı bir müzikal sahneye koydu, Robert Duvall'ın Assasination Tango'su, Bill Condon'un Kinsey'yi ve kızı Sofia Coppola'nın şimdiye kadar çektiği üç film dahil olmak üzere kalburüstü çalışmaların yapımcılığını üstlendi.
Ama hepsinin ötesinde Coppola, iddiadan yana sıkıntı çekilmeyen kariyerinin en iddialı projesi Megalopolis üzerine çalıştı. (Scorsese'nin New York Çeteleri veya Stanley Kubrick'in hiç gerçekleştirilemeyen Napolyon'u gibi rüya projelerinden birisi) Coppola'nınki 1970'tekine benzer bir ekonomik kriz ertesi New York'ta bir ütopya kurma çabalarını konu alıyordu. Ne var ki projeyle ilgili tüm kavramsal sorunların yanı sıra bir mesele daha vardı; 11 Eylül. Olay sonrasında, küllerinden doğmuş bir New York hikâyesi anlatmanın yollarını bulmak zorluklara tuz biber ekerdi. Coppola için Megalopolis kesinlikle elinden kaçan bir proje. "Bu projeyle ilgili tecrübemi, sizi istemeyen bir kadına âşık olmaya benzetiyorum. Sizi istemeyen bir kadına âşık olduğunuzda haliyle onu elde edemezsiniz. Ama o kadar saplantılısınızdır ki başka kadınları da elde edemezsiniz". Megalopolis'le uğraştığı sırada Coppola yer yer yönetmenliği tamamen bırakmayı düşündüğünü söylüyor. Bir daha film çekemeyeceğinden hiç korkmuş muydu? "Korkmadım çünkü Roger Corman'ın yanında yetiştim. Yani 20 bin dolarla da film çekebilirdim. Daha çok bulunduğum yerin neresi olduğu konusunda endişeliydim".
'Hayatını nasıl yaşadın?' Fahişelik olsun ya da olmasın Coppola'nın son 20 sene çektiği filmlerin çoğunluğu bu soruyla ilgili. "Birçok film teklifi geliyor. Her zaman için çalıştığı projeyi benim çekmemi isteyen oyuncular oluyor. Ama ben sadece benim çekebileceğim bir şeyler yapmak istiyorum. Youth Without Youth daha kişisel bir sinemaya dönüş. Hemen hemen benim yaşımdaki çoğu meslektaşımın yapmak istediği gibi... Ve Michelangelo Antonioni, Federico Fellini, Akira Kurosawa, Ingmar Bergman, François Truffaut, Jean-Luc Goddard'ları seyrettiğimiz 1950'lerden, 60'lardan beri yapmak istediğimiz gibi..."
Coppola Youth Without Youth'un nasıl karşılanacağı konusunda hem tedirgin hem de filmine güveniyor. "En iyi ihtimalle, benim şu ara nasıl bir film çektiğimi merak eder, gelir seyredersiniz. Ve iyi ya da kötü olarak değil de sadece olduğu gibi, umarım, ilginç diye nitelersiniz". Bir sonraki filmi için şimdiden heyecanlanıyor. Halihazırda Tetro'nun, The Conversation'dan sonraki ilk özgün senaryosunun ön prodüksiyon çalışmalarını sürdürüyor. "Bu aslında bir bakıma benim Tennessee Williams dönemim sayılabilir. 25 yaşımdayken yazmak istediğim şeylere geri dönüyorum". Çoğu zaman olduğu gibi yüzü şevkle parlıyor. Hatta dürüstçe söylemek gerekirse genç bir çocukmuş gibi duruyor.

Bruce Handy'nin Vanity Fair'deki röportajından derlendi.