Cumhuriyet'in rengi

'Paranoyak olmak takip edilmediğimiz anlamına gelmez.' Türkiye, seçim olsun olmasın oylarını gittikçe artıran, iç/dış, kitle/sermaye bağlantılarını da çoğaltıp güçlendiren ve beraberinde iktidardaki pozisyonunu da sağlamlaştıran bir hareketin kuşatması altında artık.
Haber: ÇAĞRI DOĞAN / Arşivi

'Paranoyak olmak takip edilmediğimiz anlamına gelmez.' Türkiye, seçim olsun olmasın oylarını gittikçe artıran, iç/dış, kitle/sermaye bağlantılarını da çoğaltıp güçlendiren ve beraberinde iktidardaki pozisyonunu da sağlamlaştıran bir hareketin kuşatması altında artık. Ve bu kuşatma, alternatif projeler üretmeyen, üretse de anlatamayan hareketler sayesinde daha da büyüyor. Üstelik seleflerine ve benzerlerine kıyasla, sabır, pragmatizm, takiye dozajı çok daha yoğun bir siyasi hareket bu. Bu özelliklerinin de katkısıyla, kendini fazlasıyla aşan, ancak kendi yönettiği bir hareket haline geliyor.
Bağlar bu denli çeşitli olunca, biri tarafından terslendiğinde diğerinin yanına sığınabiliyor. Türkiye'nin de parçası ve aktörü olduğu uluslararası neoliberal sistemle ilgili bir itirazı olmadığı için, başka deyişle, mevcut sistemle ilgili olarak, iktidardaki zümreyi değiştirmekten, kamusal alanı muhafazakârlaştırmaktan ve kontrolünü ele geçirmekten gayrı bir kaygısı olmadığı için de, kendisine bağladığı ve kendisini besleyen kesimler arasında güçlü olanların daha da güçlenmesi, güçsüzlerin de güçlülerin lehine olan gidişata rıza göstermesi sağlanmış oluyor. Hareket aynı zamanda, her alanda ya kendi kurumlarını tesis ediyor ya da varolanların yönetimini ele geçirmeye çalışıyor. Ele geçiremediklerinin de hareket alanlarını daraltıyor. Hareketin beslendiği ve beslediği toplumsal damarlar arasında sakatlar da var.
Yukarıda hazırladığım zemin üzerinde anlatmaya çalışacağım hikâye de, onlarla ilgili.
Ak engelliler
90'ların başında, Boğaziçi Üniversiteli, dini sohbetlerde birbirleriyle tanışıp kaynaşan bir grup görme engellinin öncülüğünde yeni bir dernek kuruluyor. Özellikle dindar engellilerin ihtiyaçlarını gözeten çalışmalar yapmak kaygısıyla kurulan derneğin adı "Beyaz Ay".
Başlattığı eğitim faaliyetleri sayesinde kısa zamanda özellikle görme engelliler için bir cazibe merkezi olan dernek, yetiştirdiği engellilerin üniversite sınavlarında başarılı sonuçlar almasında etkili oluyor. Eğitimli ve dindar kadrolar devşirerek büyüyüp güçlenen dernek, özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde, üyelerinin belediyeye bağlı kurumlarda istihdam edilmesini sağlıyor. Bu grup içinde Lokman Ayva ismi öne çıkıyor. Ayva, engellilere yönelik politikaların belirlenmesi hususunda belediyeye rehberlik ediyor.
Dernek beyaz parti ak
Lokman Ayva'nın adına, AKP'nin kurucuları arasında ve AKP'den iki dönemdir seçilen milletvekili listesinde de rastlıyoruz. Kendisi aynı zamanda, Beyaz Ay Görme Engelliler Derneği'nin başkanlığını yürütüyor. Mevcut durumda, Ak Parti ve başkanının bu toplum için ve diğer siyasi partiler karşısındaki yeri neyse, Beyaz Ay ve Lokman Ayva'nın engelliler için ve engellilerle ilgili diğer kuruluşlar karşısındaki yeri de o. Yazının başında, AKP güdümünde olmayan kuruluşların hareket alanlarının daraltıldığını saptamıştık. Bu, engelliler alanında da geçerli.
Bir örnek
1970'lerde Altı Nokta Körler Derneği, okul çağını geçirmiş ya da görme yetisini sonradan kaybeden yetişkin körler için bir rehabilitasyon merkezinin açılması gerektiğine karar veriyor. O dönemin İstanbul Belediyesi, açılacak merkez için Emirgan'da bulunan bir araziyi derneğe tahsis ediyor. Rehabilitasyon alanında çalışmak üzere Altı Nokta Körler Vakfı kuruluyor. Milliyet gazetesinin düzenlediği bir kampanya sonunda toplanan parayla merkezin inşaatı tamamlanıyor ve günümüze kadar çalışmalarını sürdürecek olan Altı Nokta Körler Rehabilitasyon Merkezi 1974'te açılıyor. Ancak, dernekle belediye arasında imzalanan sözleşme uyarınca, arazi tahsis süresi 2000 yılında doluyor. Vakıf Belediye'yi sürenin uzatılması için ikna etmeye çalışadursun; Beyaz Ay Derneği de arazi ve merkezin kendilerine tahsis edilmesi için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Bir önceki belediye başkanı döneminde, her iki tarafın girişimi de sonuçsuz kalıyor. Yeni belediye başkanı seçildikten sonra da, Altı Nokta Körler Vakfı ve Beyaz Ay, arazi tahsisiyle ilgili girişimlerini sürdürüyor. Ancak, 30 Mayıs 2007 tarihinde, vakfa merkezin yedi gün içerisinde tahliye edilmesini isteyen bir tebligat gönderiliyor. Tebligata konu olan Meclis kararında, merkezin işlevsiz ve yararsız olduğu, arazi tahsisinin belediye için bir fayda getirmediği, merkezde yapılan işleri belediyenin zaten yaptığı iddia ediliyor. Daha sonra ulaşılan bazı Meclis üyeleri yanlış yönlendirildiklirini söyleye dursun, AKP güdümlü olmayan bir kuruluşun tasfiye edilmesini amaçlayan süreç hızlandırılmış oluyor.
Okuluma dokunma!
Tebligat sonrasında, vakıf ve dernek üyeleri, basın açıklamaları, yürüyüş, şenlik, imza kampanyası gibi etkinliklerle tahliye girişimine karşı sosyal muhalefet oluşturmaya çalışıyor. www.okulumadokunma.org sitesinde yürütülen kampanyaya şu ana kadar 35.000'i aşkın imza verilmiş. Destek verenler arasında, onlarca aydın, sanatçı, akademisyenin yanı sıra, çok sayıda dernek, sendika ve inisiyatif de var.
Başkan Kadir Topbaş ise, araziyle ilgili sözleşmenin yenilenmesi talebiyle gerçekleştirilen etkinliklere karşı, arazinin değerlendiğini, belediyenin kaynak ihtiyacı için o arsanın satılacağını söylüyor ve konunun siyasileştirildiğini, görme engellilerin sağda solda bağırtıldığını, bağırıp çağırarak bu işin olmayacağını, Altı Nokta Körler Derneği'nin masaya oturmaktan kaçtığını iddia ediyor. Arazi henüz tahliye edilmedi ve merkez çalışmalarını sürdürüyor. Ancak tahliye tehdidi de ortadan kalkmadığı için Okuluma Dokunma kampanyası devam ediyor.
Kral türbanlı
Özetle, ülkemizin yeni kabadayısı engelliler mahallesinde de kendi düzenini hakim kılmak adına, "ak" ya da "beyaz" olmayan tüm renklerin varlığını tehdit ediyor. Bu tavır sadece engelliler alanıyla da sınırlı değil. Başka deyişle, mevcut iktidar, direksiyonunda kendisinin bulunmadığı arabalara benzin vermiyor. Benzini kendisi koyan arabaların yola çıkmasına da ancak iktidarın gösterdiği yolda gitmesi kaydıyla izin veriyor. Kendilerinden olmadığı halde arabasına aldıklarına da, yolda karşılaşacağı engelleri aşmak için ihtiyacı var. 12 Eylül'ün besleyip büyüttüğü ve babalarının bahçesinde babalarının koyduğu kurallarla top oynayan çocuklar şimdi kocaman adam oldular. Artık kendi oyun alanlarını inşa edip oynadıkları oyunun kurallarını kendileri yazmaya çalışıyorlar.
Sizi bilmem ama, ben tümden geldiğimde de, tüme vardığımda da aynı resmi görüyorum: Sıra sayısı kaç olursa olsun, Cumhuriyet'in rengi hızla değişiyor. Ama kral hâlâ çıplak. Sadece artık başında bir türban var!